İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf 04.02.2020 tarihinde ... tarafından tescil edilmiş TTSG'nin 10.02.2020 tarih,10012 sayı ile 32.sayfasında ilan edilmiş olan pay değişikliği ile şirket …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1872 KARAR NO : 2025/1846 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/05/2022 NUMARASI : 2021/247 Esas - 2022/552 Karar DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf 04.02.2020 tarihinde ... tarafından tescil edilmiş TTSG'nin 10.02.2020 tarih,10012 sayı ile 32.sayfasında ilan edilmiş olan pay değişikliği ile şirket ortaklığından ayrıldığını , halihazırda şirketin eski ortağı olduğunu, müvekkil şirket ile davalı arasında bu hissedarlık dışında herhangi bir ticari ilişki de mevcut olmadığını,16.03.2020 tarihinde ,bakanlık genelgesi doğrultusunda işletmenin fiilen durdurulduğunu, akabinde de 20.05.2020 tarihinde işletmenin bulunduğu mecur tahliye edildiğini, Öyle ki 12.06.2020 tarih ,136 sayılı TTSG'de ilan edildiği üzere 09.06.2020 tarihinden geçerli olmak üzere müvekkil şirketin tasfiye sürecine girdiğini, müvekkil şirket ile davalı arasında tasfiye öncesi ve sonrası şirketin bir dönem ortağı olması dışında hiçbir hukuki ve ticari faaliyetin/bağın söz konusu olmadığını, buna mukabil davalı taraf müvekkil şirket aleyhine dosyada mübrez çekler ile ilgili olarak, Bakırköy 14.İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, halihazırda gayri faal durumda olan bir işletmenin işletmecisi olan müvekkil şirketin davalıya hiçbir borcu olmadığının tespiti bakımından huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğunun doğduğunu, İcra Takibine konu çekler ,bedelsiz çekler olup ,müvekkil şirketin ticari kayıtlarında böyle bir borcun görünmediğini, çeklerin bedelinin davalıya ödenmesinin, sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini, müvekkilinin ... Bankası ... Çek No'lu 20.08.2020 keşide tarihli,40.000-TL bedelli çek,... Bankası ... Çek No'lu 20.09.2020 keşide tarihli 40.000-TL bedelli Çek,... Bankası ... Çek No'lu 20.10.2020 keşide tarihli ,30.000-TL Bedelli Çeklerin dosyası kapsamında herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine, davalının dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin daha önce davacı şirketin ortağı olduğunu, Müvekkilinin 04.02.2020 tarihinde şirketteki payını şirketin ortağı ...'a devrederek şirketin ortaklığından ayrıldığını, söz konusu çekler şirketin Müvekkiline olan borçlarına karşılık verildiğini, Çekler,müvekkili tarafından bankaya ibraz edildiğinden karşılıksız çıktığını, karşılıksız kalan çekler taraflarınca icraya konulduğunu ve çeklerin karşılığı bankada bulundurulmadığı için şirket yetkilisi hakkında şikayette bulunulduğunu, Şirket yetkilisi hakkında Bakırköy 5. İcra Ceza Mahkemesinde ... Esas sayılı dava açıldığını, dava konusu çekler şirket yetkilisi tarafından imzalandığını, davacı tarafın dava konusu çeklerin dışında ellerinden çıktığına ilişkin bankaya veya adli makamlara bir müracaatı bulunmadığını, davacı taraf dava ve takip konusu çeklerin müvekkiline niçin verildiği konusunda bir beyanda bulunmadığını, Çekler müvekkiline şirket ortaklığından ayrılması nedeniyle, alacaklarına kaşılık verildiğini, yukarıda açıkladıkları nedenler ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacın %20'den az olmayacak kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut davamızda; davacı vekili tarafından davalı ile aralarında herhangi bir hukuki ve ticari ilişki bulunmadığını, dava konusu çeklerin davacı şirket tarafından davalıya verilmediğini, bu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığını iddia etmiştir. Kural olarak dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığını ispat yükü davacıdadır. Ancak davalı vekili tarafından davalının davacı şirketin ortağı olduğu, şirketteki hissesini dava dışı ...'a devretmek suretiyle şirketin ortaklığından ayrıldığını, dava konusu çeklerin söz konusu ortaklık devrine ilişkin verildiği savunmasında bulunmuş ve ispat yükünü üzerine almıştır. Davalının da ikrar ettiği üzere davalı, şirket hissesini dava dışı ...'a devrederek şirket ortaklığından ayrıldığından söz konusu hisse devri bedelinin borçlusunun da davacı şirket olmayıp dava dışı ... olduğu aşikardır. Dava konusu çeklerin söz konusu hisse devri karşılığında davacı şirket tarafından verildiği hususu da davalı tarafından geçerli ve kesin delil ile ispatlanamamış ve hisse devir sözleşmesinde dava konusu çekler belirtilmemiştir. Dava konusu hisse devir sözleşmesinde hisse bedelinin devralan ... tarafından nakden ve tamamen ödendiği, davalı tarafçada alındığı hüküm altına alınmıştır. Dava konusu çeklerin davalıya hisse devri karşılığında verildiği davacı ticari defter ve kayıtlarında da yer almamaktadır. Dava konusu çeklerin davacı şirket tarafından davalı savunmasında belirtildiği şekilde tarafı olmadığı hisse devri karşılığı davalıya verildiği ve dava konusu çeklerden dolayı davacı şirketten alacaklı olduğu davalı tarafça ispatlanamamıştır. Bu nedenle davacı şirketin tarafı olmadığı ve çeklerin hisse devri sözleşmesi kapsamında verildiği ispat edilemeyen dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığı anlaşıldığından açılan davanın kabulüne, davalının kötü niyeti ispat edilmediğinden davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece kararının hukuka aykırı olduğunu ve hatalı hukuki değerlendirmeler içerdiğini, eksik incelemeye dayalı karar oluşturulduğunu, davacı tarafa, piyasada dolaşım değeri olan ve bir ödeme aracı olan çekleri neden keşide ettikleri dahi sorulmadığını, piyasada hiç kimsenin durduk yerde çek imzalayıp orta yere bırakmayacağını, çek keşide edip birine veriliyorsa bunun mutlaka bir sebebi olduğunu, bu hususun davacı tarafa sorulmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kararın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir karar olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, icra takibine konu edilen çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; dava konusu çekin bedelsiz olup olmadığı noktasındadır. Davacı vekili, müvekkili şirketin kayıtlarında davalıya herhangi bir borç bulunmadığını, müvekkili şirketin icra takibine konu edilen çekler nedeniyle borçlu olmadığını belirterek menfi tespit isteminde bulunuş, davalı vekili ise davaya cevabında dava konusu çeklerin müvekkilinin şirketten olan alacakları için keşide edildiğini, duruşmada ise cevap dilekçesini tekrarla dava konusu çeklerin müvekkilinin devrettiği hisse karşılığında hisseleri devralan ... tarafından şirket adına keşide edilerek verildiğini beyan etmiştir.Genel olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Ancak genel kuralın aksine senede dayalı borç ilişkilerinde ispat yükü senet borçlusundadır. Kambiyo senedi niteliğinde olan çek, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız, şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret ( soyut) bir borç ilişkini ifade eder. Bedelsizlik iddiası, keşideci ve lehtar arasındaki temel ilişkide şahsi defii olup, ilişkinin tarafları dışındaki iyi niyetli 3. kişilere karşı ileri sürülemez. 6100 sayılı HMK'nın 'Karşı ispat' başlıklı 191. Maddesi ' (1) Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz.' hükmünü içermektedir. Çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin avans olarak verildiğini ya da bedelsiz olduğunu ispat yükü davacı borçlu üzerindedir. Diğer yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması şart değildir ve Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin mücerretlik vasfını ortadan kaldırır.Somut olayda, dava konusu 20/08/2020 tarihli ... nolu, 40.000,00 TL bedelli, 20/09/2020 tarihli ... nolu, 40.000,00 TL 20/10/2020 tarihli ... nolu, 30.000,00 TL bedelli çeklerin davacı şirket tarafından davalı lehine keşide edildiği, çeklerin gününde ibrazı üzerine karşılıksız işlemi uygulandığı, davalının davacı şirketteki hisselerini 31/01/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...'a devrederek davacı şirket ortaklığından ayrıldığı, pay devri ile birlikte ... şirketin tek ortağı haline geldiği, 31/05/2020 tarihli genel kurul kararı ile şirketin tasfiyeye girdiği hususları ihtilaf dışı olup; uyuşmazlık, ispat yükünün yer değiştirip değiştirmediği, buna göre bedelsizlik iddiasının ispatlanıp ispatlanmadığı hususundadır. Davalı tarafın cevap dilekçesindeki ve duruşmadaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalı çeklerin veriliş nedeni olarak şirketten olan alacaklarını ve hisse devrini ileri sürmektedir.31/01/2020 tarihli hisse devir sözleşmesinde davalı hisse devir bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan etmiştir. Ancak çeklerin incelenmesinde basım tarihlerinin 19/02/2020 tarihi olduğu görülmektedir. Bu tarih, davalının hisse devri ve şirket ortaklığından ayrılmasından sonraya tekabül etmekte olup, çeklerin hisse devir sözleşmesinden sonraki bir tarihte keşide edildiği açıktır. Davacı tarafından çek üzerindeki imzaya yönelik bir itiraz bulunmamaktadır. Davacı tarafından çek keşidesine ilişkin bir neden de ileri sürülmemiştir. Diğer taraftan, kambiyo senetlerinin ticari defterlerde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi uyarınca sebeple bağlı kalınamayacağından (Yargıtay kapatılan 19. HD'nin 16/12/2015 tarih, 2015/6832-17015 sayılı içtihadı) hisse devrinden sonra çeki keşide eden davacının çekin bedelsiz kaldığı iddiasını da ispatlanması gerekmektedir. Bu hususta ispat yükü üzerinde olan davacı, bedelsizlik iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece delilerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 2-Alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, davacı tarafından yatırılan 1.878,53 TL harçtan mahsubu ile fazlaya dair 1.263,13 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacı tarafa; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta gideri 105,50 TL olmak üzere toplam 326,20 TL yargılama masrafının davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025