12. Ceza Dairesi 2012/32013 E. , 2012/28820 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Karşılıksız çek düzenleme suçundan sanık ...'ın, 6273 sayılı Kanun'la değişik 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesi uyarınca çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına dair Kadıköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2012 tarihli ve 2012/145 esas, 2012/223 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/06/2012 tarihli ve 2012/921 müteferrik iş sayılı k…
**12. Ceza Dairesi 2012/32013 E. , 2012/28820 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Karşılıksız çek düzenleme suçundan sanık ...'ın, 6273 sayılı Kanun'la değişik 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesi uyarınca çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına dair Kadıköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2012 tarihli ve 2012/145 esas, 2012/223 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/06/2012 tarihli ve 2012/921 müteferrik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre; Grafoloji ve sahtecilik uzmanından alınan 18/01/2010 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu Fortis Bank A.Ş. Çayyolu/Ankara Şubesine ait 15/09/2008 keşide tarihli, 15.000 yeni Türk Lirası bedelli, 0003755 seri numaralı çek altındaki imzanın, hakkında dava bulunan ...'ın elinden çıkmadığının belirtilmesi karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verilmesi üzerine sanık müdafiinin itirazının kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11/10/2012 gün ve sayılı B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-34-8230-2012/15815/57925 sayılı yazılı istemlerine müsteniden düzenlenen 31.10.2012 gün ve 2012/270392 sayılı tebliğnamesi ile ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık müdafiinin, davaya konu Fortis Bank A.Ş. Çayyolu/Ankara Şubesine ait 15/09/2008 keşide tarihli, 15.000 yeni Türk Lirası bedelli, 0003755 seri numaralı çek altındaki imzanın, hesap sahibi sanık ...'ın elinden çıkmadığına ilişkin itiraz dilekçesi ekindeki grafoloji ve sahtecilik uzmanından alınan 18/01/2010 tarihli bilirkişi raporunun onaysız fotokopi olduğu ve yeterli nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, Sanık müdafiinin, sanığın nüfus bilgilerinin ele geçirilerek sahte kimlikle adına çek hesabı açılarak çok sayıda karşılıksız çek keşide edildiğini ileri sürerek, Şişli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 19.01.2010 tarih ve 2009/1223 esas, 2010/80 sayılı kararı ile bu karara esas alınan bilirkişi raporunun fotokopisini sunması ve sanığın avukatına verdiği vekaletnamedeki imza ile suça konu çekteki keşideci imzalarının benzememesi karşısında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından sanığın kimliğinin kaybedilmesi ve başkaları tarafından ele geçirilerek kötüye kullanımına ilişkin olarak sürdürülen 2008/156185 esas sayılı soruşturma evrakının akıbetinin sorulması, dosyada bulunan nüfus cüzdanındaki fotoğrafın sanık müdafiinin 03.07.2009 tarihli dilekçe ekinde sunduğu nüfus cüzdanındaki resimle birbirine benzememesi itibarıyla sanığın istinabe mahkemesi aracılığıyla onaylı resimleri temin edilip ilk cirantaya davaya konu çeki kendisine veren kişinin saptanmasına yönelik olarak teşhis yaptırılması ve ayrıca; sanığın imza örnekleri temin edilip, muhatap bankadaki çek hesabı açılmasına ilişkin belgelerdeki ve imza Sirkülerindeki imzalar ile suça konu çekteki yazı, rakam ve keşideci imzasının sanığa ait olup Olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra, çek hesabını açan ve çeki keşide eden kişinin kim olduğunun tespiti ile imzanın sanığa ait olmaması durumunda; gerçek fail hakkında suç duyurusunda da bulunularak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekmekte olup, dosya kapsamı itibariyle böyle bir araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davanın esasını halleden bir hüküm, kanun yararına bozma isteminin kabulü sonucunda bozulduğunda, tekrar yargılama olanağı bulunmadığından bozma nedeni cezanın ve tedbirin tamamen kaldırılmasını gerektiriyorsa, cezanın ve tedbirin çektirilmemesine de karar verilecek, cezanın ve tedbirin tamamen çektirilmesini gerektirmeyip daha hafif bir cezanın uygulanmasını gerektirdiği takdirde ise uygulanacak ceza ve tedbirin kararda gösterilmesi gerekecektir. Somut olayda bu kanıtlarla kanun yararına bozma konusunda karar verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, dosyanın Mahkemesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 27.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.