9. Ceza Dairesi 2023/1207 E. , 2023/3059 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat, temyiz isteminin reddi Avukat ...'nun 09.03.2022 tarihli süre tutum dilekçesiyle yalnızca katılan mağdure ... ... yönünden temyiz isteminde bulunduğu, 02.04.2022 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde katılan mağdure ... yönünden de temyiz isteminde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ek kararı ile katılan m…
**9. Ceza Dairesi 2023/1207 E. , 2023/3059 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat, temyiz isteminin reddi Avukat ...'nun 09.03.2022 tarihli süre tutum dilekçesiyle yalnızca katılan mağdure ... ... yönünden temyiz isteminde bulunduğu, 02.04.2022 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde katılan mağdure ... yönünden de temyiz isteminde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ek kararı ile katılan mağdure ... yönünden hükmün kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verildiği, bu karara yönelik katılan mağdure ... vekilinin temyiz isteminin bulunmadığı anlaşılmıştır. Katılan Bakanlık vekilinin 03.03.2022 tarihli süre tutum dilekçesiyle katılan mağdure Melisa yönünden temyiz isteminde bulunduğu, gerekçeli temyiz dilekçesinde ise belirtilen mağdurenin ismine yer verilmeyip temyiz sebebi de gösterilmediği anlaşılmış olup, ayrıca mağdure ... yönünden hükmün kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ek kararını da temyiz ettiği, hukuki süreç de nazara alınarak İlk Derece Mahkemesince verilen 07.03.2017 tarihli kararın ortadan kalkmış olması nedeniyle bozma sonrası mağdure ... yönünden kurulan hükmün kesin nitelikte olmaması karşısında katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2017 tarihli ve 2016/166 Esas, 2017/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a) Katılan ...'ya karşı eylemi nedeniyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, b) Katılan ...'a karşı eylemi nedeniyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c) Katılan ...'ya karşı eylemi nedeniyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının d) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 13.09.2017 tarihli ve 2017/1234 Esas, 2017/1385 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılması ile sanık hakkında; a) Katılan ...'ya karşı eylemi nedeniyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Katılan ...'a karşı eylemi nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c) Katılan ...'ya karşı eylemi nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 3. Samsun Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 25.10.2018 tarihli ve 2018/3596 Esas, 2018/6263 Karar sayılı kararı ile hükümlerin onanmasına karar verilmiştir. 4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.11.2018 gün ve 14-2017/74384 sayılı itiraznamesiyle itirazı üzerine itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden reddiyle, itirazın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için dosyanın Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 5. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.05.2021 gün ve 2019/14-168 Esas, 2021/220 Karar sayılı kararı ile özetle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 25.10.2018 tarihli ve 2018/3596 Esas, 2018/6263 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. 6. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2022/213 Esas, 2022/456 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a) Katılan ...'ya karşı eylemi nedeniyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine, b) Katılan ...'a karşı eylemi nedeniyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c) Katılan ...'ya karşı eylemi nedeniyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.01.2023 tarihli ve 9-2022/164773 sayılı temyiz ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdure ... ... Vekilinin Temyiz İstemi Eylemin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğuna, mağdurenin yaşı itibarıyla cezanın alt sınırının beş yıl olması gerektiğine, takdiri indirim maddesinin uygulanmasının isabetli olmadığına ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Katılan mağdure Melisa yönünden her hangi bir temyiz sebebi göstermediği, katılan mağdureler ... ... ve ... yönünden ise mağdurelerin yaşları itibarıyla cezanın alt sınırının beş yıl olması gerektiğine, takdiri indirim maddesinin uygulanmasının isabetli olmadığına, eksik incelemeyle karar verildiğine, vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Suç oluşturan eylemlerin gerçekliğinin şüpheli, iddiaların soyut olduğuna, kanıt bulunmadığına, öğrencilerin öfke nedeniyle suçlamada bulunduklarına, mahkumiyet kararının kaldırılmasına ve kararın bozulması istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin Kabulü ''...Mağdureler ... ... \*\*\* ve ... \*\*\*’nın 6. sınıf öğrencisi oldukları dönemde sanığın da okul müdür yardımcısı olarak görev yaptığı, 6. sınıfın birinci döneminde eylül ayından itibaren sanığın, yaklaşık 20 kez okul kütüphanesinde ve müdür odasında ... ...’nın göğüslerini iki eliyle elleyip sıktığı, bazen sarılıp göğüslerini tek eliyle ellediği, en son okulun kapanmasından beş gün önce sanığın, odasında bulunan kameraları göstermek bahanesiyle yanına çağırarak göğüslerini ellediği, sanığın ... ...’ya yönelik arkadan tek eliyle sarılıp diğer eliyle de göğsünü sıkması şeklindeki ilk eyleminin yaklaşık 6-7 ... sürdüğü, 6. sınıfın ikinci döneminden itibaren ve en son 13.06.2016 tarihine kadar ise sanığın kendi odasında, kütüphanede ve müdür odasında 10-15 kez mağdur ...’un göğüslerini elleyip okşadığı, 13.06.2016 tarihinde kütüphanede gerçekleşen eylemde yaklaşık 7-8 ... süreyle ...’a sarılarak göğüslerini okşadığı, başka bir zamanda ise sanığın ...’un yanağından öptüğü ve sanığın zorlamasıyla ...’un da sanığı öptüğü, sanığın ...’a 10-15 kez sıkıca sarıldığı, bu sarılmaların yaklaşık 10 ... sürdüğü, sanığın mağdur ...’nın ise omzuna elini attığı, bu durumun 2-3 ... devam ettiği, oluşun Dairemizce bu şekilde kabul olunduğu, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de, mağdurların her aşamada özde değişmeyen ve birbirlerinin beyanlarını destekleyen ve kendilerini ileride zor durumda bırakacak nitelikte sanığa suç isnadını gerektirir herhangi bir beyanlarının duruşma zaptına yansımamış olması gözönüne alındığında sanığın suçu inkar şeklindeki savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olarak kabul edildiği ve bu sebeple itibar edilmediği, Kabule göre sanığın mağdureler ... ... ve ...’a karşı farklı zamanlarda göğüslerine dokunma şeklindeki eylemlerinin 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK 103/1-a maddesi delaletiyle TCK 103/1-2.cüm maddesinde düzenlenen çocuğa karşı sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel istismar suçunu oluşturduğu, ani hareket niteliğinde ve kendi içerisinde süreklilik göstermeyen kesintili ve kısa süreli ve devamı olmayan eylemlerde bulunduğu, belli bir yoğunluğa ulaşmayan sarılma eylemlerini gerçekleştirdiği, eylemlerin gerçekleştiği yerlerin müdür odası, müdür yardımcısı odası ve kütüphane olması nedeniyle sanığın eylemlerini uzun süre devam ettirmesinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, mağdurelerin tepkisi üzerine sanığın eylemlerini sona erdirerek bulundukları yerden ayrılmalarına karşı çıkmadığı, kamera kayıtlarında görüldüğü üzere mağdureler ... ve ... ...'nın sanıkla baş başa geçirdikleri sürelerin kısa olmasının sanık lehine yorumlanması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın mağdureler ... ... ve ...’a yönelik eylemlerinin sarkıntılık düzeyini aşmadığı, suçun unsurlarının sübut bulduğu, sanığın bu suçtan her iki mağdura yönelik ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği, sanığın mağduların öğretmeni olması sebebiyle cezasında TCK 103/3-d maddesi uyarınca artırım yoluna gidildiği, yine sanığın mağdurlara yönelik eylemlerini aynı kasıt altında kısa zaman aralığı içerisinde birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşılmakla TCK 43 maddesi uyarınca cezasında artırım yoluna gidildiği, sanığın duruşmadaki davranışları sebebiyle TCK 62 maddesi uyarınca cezasında indirim yoluna gidildiği, Yine kabule göre, sanığın mağdur ...’nın omzuna 2-3 ... süreyle elini atması şeklindeki bedensel temasın cinsel arzuları tatmin amacına yönelik olduğu hususunun şüphede kaldığı, bu nedenle sanığın mağdur ...'ya karşı eyleminin cinsel amaç taşımadığı, bu itibarla sanığa atılı sarkıntılık suretiyle çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmakla sanık hakkında bu mağdura yönelik eylemi sebebiyle CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği, Dairemizce de bu yönde tam bir vicdani kanı hasıl olmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' Şeklindedir. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Katılan Mağdure Melisa'ya Karşı Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin verdiği süre tutum dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği gibi gerekçeli karar tebliği sonrası sunduğu temyiz dilekçesinde katılan mağdure Melisa'ya karşı kurulan hüküm yönünden temyiz sebebi göstermediği anlaşılmıştır. B. Katılan Mağdure ... ... Vekili Katılan Bakanlık Vekili ile Sanık Müdafiinin Katılan Mağdureler ..., ... ...'ya Karşı Kurulan Hükümler Yönünden Katılan mağdurelerin beyanları savunma ile tüm dosya kapsamı karşısında sanığın eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı gözetilerek Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümlerde, temel cezaların belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği gibi beraat hükmünün de dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, katılan ... vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen 07.03.2017 tarihli kararın ortadan kalkmış olması nedeniyle bozma sonrası mağdure ... yönünden kurulan hükmün kesin nitelikte olmaması karşısında, açıklanan gerekçelerle tebliğnamedeki düşünceye kısmen iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Katılan Bakanlık Vekilinin Katılan Mağdure Melisa'ya Karşı Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE B. Katılan Mağdure ... ... Vekili Katılan Bakanlık Vekili ile Sanık Müdafiinin Katılan Mağdureler ..., ... ...'ya Karşı Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2022/213 Esas, 2022/456 Karar sayılı kararında katılan ... vekili ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bafra Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2023 tarihinde karar verildi.