3. Ceza Dairesi 2022/38313 E. , 2023/1190 K. İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/838 E., 2022/977 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muh…
**3. Ceza Dairesi 2022/38313 E. , 2023/1190 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/838 E., 2022/977 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü : I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/125 Esas, 2022/177 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesi, 63 üncü maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/838 Esas ve 2022/977 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının, "TCK'nın 62. maddesi" ibaresinin yerine "TCK'nın 62/1. maddesi" yazılması yönünden 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.11.2022 tarihli ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz istemleri özet olarak; İstanbul ilindeki bölge adliye mahkemeleri yönünden istinaf kararının verildiği süre içinde yeterli inceleme yapılmasının mümkün olmadığına ve dosya kapsamında da savunmalar karşılanmadan dosya okunmaksızın karar verildiğine, sanığın Meksika’daki faaliyetlerinin Meksika nezdinde yasal olduğuna, ayrıca mütalaaya aykırı olarak Meksika-Türkiye Sanayi ve Ticaret odasında, Meksika-Türkiye Eğitim ve Kültür Merkezinde, Anadolu Dil ve Kültür Merkezinde üyeliğinin bulunmadığına, sanığın görev yaptığı Meksika’daki okulların da örgütle bağlantılı olduğunu gösteren resmi ve kesin delilin bulunmadığına, bu yönde araştırılma yapılmadığına, sanığın yasal faaliyet gösteren bu okullarda ücretli çalışan olduğuna, okullarda yabancı uyruklu kişilerin de çalıştığına, sanığın anaokulu müdürlüğü görevi itibarıyla örgütsel bir faaliyette bulunmasının örgütün amacı gözetildiğinde mümkün olmadığına, sanığın her üç ByLock ID numarasını da kullanmadığına, içeriklerin çelişkili olduğuna, sadece bir telefonun bir profil oluşturduğu gözetildiğinde üçünü kullanmasının da mümkün olmadığına ve hangisini kullandığının tespit edilmesi gerektiğine, Türkiye’deki baz bilgilerinin değerlendirilmediğine ve Türkiye’den ayrılış tarihindeki baz bilgisinin tek başına değerlendirildiğine, ByLock tespitine konu HTS- CGNAT bilgilerinin bulunmadığına, ByLock arkadaş listesindeki şahısların beyanları alınarak ByLock kullanıcısının tespit edilmesi gerektiğine, ByLock tespit ve içeriklerinin doğruluğu-geçerliliği-elde ediliş sürecine ilişkin savunmaya denetleme ve tartışma imkanı verilmediğinden bu delilin hükme esas alınamayacağına, sanığın tepe yönetici ile görüşmediğine ve söz konusu GSM hattını sanığın da kullanmadığına, bu hususta araştırma yapılması gerektiğine, görüşmesi halinde örgütün gizli haberleşmeleri ilkesine aykırı şekilde görüşmesinin düşünülemeyeceğine, 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesine uygun şekilde tartışılmış ve mahkumiyetini gerektirir delil bulunmadığına, örgütsel konumunun tespit edilmediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık her ne kadar Mahkemedeki savunmasında ByLock programını kullanmadığını beyan etmiş ise de, sanığın bu savunmalarının gerçeği yansıtmadığı ve kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı, gerek dosya arasında yer alan bilgi ve belgeler doğrultusundaki tespitler, gerekse sanığın ByLock programını tek başına yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere kullanım şekli dikkate alındığında; sanığın 510414 ID numarası ile ByLock kullanıcısı olduğu, kullanıcı adının ''011011'', şifresinin "adkm-27" olduğu, 448874 ID numarası ile kullanıcısı oluğu ByLock uygulamasının kullanıcı adının ''027krc, şifresinin "adkm-027", olduğu ve 143996 ID numarası ile kullanıcısı olduğu ByLock uygulamasının kullanıcı adının "001sahinbey", şifresinin "adkm-027" olduğu, 143996 ID numaralı ByLock kullanıcısını ekleyen şahısların verdikleri (ROSTER ) isimlerin, "...bey mks'', "meksika ...by", ''...bey mexsico'', ''osman'', "3 ...bey meksika", "001sahinbey" ve sanığın ad ve soyadı şeklinde olduğu, bu şekilde sanığın ByLock isimli programı kullandığının anlaşıldığı, Bylock programının, örgüt hiyerarşisine dahil olmuş kişilere ait telefonlara kurulmuş ve bu kişiler tarafından kullanılmış kriptolu bir haberleşme programı olduğu, bu şekilde ByLock programını kullanan kişinin süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylemleriyle örgütün talimatlarını yerine getirebilecek bir konumda olduğu, sanığın ByLock programını istikrarlı bir şekilde kullandığının bilimsel delillerle ispat edilmiş olduğu gözetildiğinde, sanığın örgütün kriptolu haberleşme aracı ByLock'u kullanması, örgüte müzahir kuruluşlarda görev almış olması, terör örgütünün tepe yöneticilerinden C. K. ile iletişim kaydının tespit edilmiş olması ve iddianamede belirtilen diğer hususlar birlikte değerlendirildiğinde; eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Dosya kapsamında tanıklar N. A.'nın ve O. İ.'nin beyanları ile Bank ... kayıtlarının suçun sübutu yönünden hükme esas alınıp alınmadığının tartışılmaması, tüm dosya kapsamı gözetilerek diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu anlaşıldığından sonuca etkili görülmemiş ve karar başlıklarında suç tarihinin temadinin kesildiği "19.10.2019" yerine "24.10.2019" şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hatalar olarak değerlendirilmiş olup; Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY'nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği nazara alınmakla, Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, örgütün yurt dışı eğitim yapılanmasında faaliyet gösteren ve bu kapsamda uzun yıllardır örgüte müzahir eğitim kurumlarında müdür ve yönetici konumunda görev yapan, kişisel bilgileriyle ve örgütteki konumu ile uyumlu içerikteki 143996, 510414, 448874 ID numaralarına ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları itibarıyla örgüt içi haberleşmesini ve örgütsel faaliyetlerinin organizasyonunu ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik saptanmadığı anlaşılan sanığın, Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu uygulandığı, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ile sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/838 Esas, 2022/977 sayılı Kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2023 tarihinde karar verildi.