7. Hukuk Dairesi 2022/648 E. , 2023/3178 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3519 E., 2021/2110 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Genç Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/147 E., 2019/123 K. Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ba
**7. Hukuk Dairesi 2022/648 E. , 2023/3178 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3519 E., 2021/2110 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Genç Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/147 E., 2019/123 K. Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 136 ada 1 No.lu orman parseli sınırları içerisinde kalan ve demiryolu inşaatı kapsamında 25 inci tünel çıkışında bulunan ve uzun yıllardan beri müvekkilinin fiili zilyet ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz üzerindeki muhdesatların müvekkiline aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; parselin orman vasfında olduğunu, 23.08.2011 tarih ve 17/194 sayılı kamu yararı kararı gereğince TCDD adına kamulaştırılmasına karar verildiğini, yol yapım işinin ihale edildiğini, yüzeydeki ağaçların kesilmesinin açık kazı yapılan alanlarda olduğunu ve bedellerinin ödendiğini, davalının imzaladığı bir tutanak olmadığını, imza atan firmanın da davalı olarak gösterilmesi gerektiğini, yargı yolu yönünden de davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların geçmişinin arazinin ormanlık alan niteliğinde olmasından daha eskiye dayandığını, bu arazi üzerinde yapılan kadastro çalışmalarının muhdesatın oluşmaya başladığı yıllardan çok daha sonra 2006 yılında kadastro tespit çalışması yapıldığını, 22.10.2012 tarihli, müvekkiline ait muhdesatın tespitine ilişkin tutanak göz önünde bulundurulduğunda tutanakta bahsi geçen ağaçların yaşlarının 30’u bulduğunu beyan ederek ilk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesince: “...dava konusu 1 parsel No.lu (orman parseli) taşınmaz üzerinde bulunan, 2017/13 D.İş sayılı tespit dosyasında mevcut 10.10.2012 tarihli tutanak( 50 adet kavak, 30 adet ceviz, 3 adet kayısı ağacı, 1 adet üzüm asması) ile tespit edilen muhdesatların/ağaçların demiryolu hattının inşaatı-köprü yapımı sırasında zarar gördüğü, ilgili firma yetkilisi, muhtar ve tanıklarla birlikte imza altına alındığı, dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan ağaçların toprak altında kaldığına dair tanık beyanlarının bulunduğu ancak bahse konu taşınmazın tapuda (orman parseli) Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu ve alınan fen raporunda da davacının gösterdiği yerlerin işaretlenerek hesap bilirkişilerince de hafriyatın ağaçlara zarar verdiği kanaatiyle 56.910,00 TL bedel tespiti yapıldığı...dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davalı kurum tarafından 2012 yılında demiryolu yapımına başlanan güzergah üzerinde TCDD adına bir kısmının tünel olarak bir kısmının ise açık kazı olarak orman irtifakı olarak tesis edildiği (kamulaştırma) ve kazı yapılan alanlar için geçiş izin bedeli ve ağaç bedelinin Elazığ Orman Bölge Müdürlüğüne yatırıldığından bahsedildiği, her ne kadar dava konusu 136 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit dosyasında bilirkişi raporunda gösterilen muhdesatların/ağaçların, davacının kendisi tarafından meydana getirildiğininin tutanakla kayıt altına alınmış ve tanık delili ile delillendirmiş ise de bahse konu taşınmazın orman parseli olduğu ve bu taşınmazların özel mülke konu olamayacakları ve zilyetlikle elde edilemeyeceği, bu nedenle taşınmaz üzerindeki muhdesatlara da hukuki değer atfedilemeyeceğinden dolayı ve ayrıca davacının malik/fiili zilyet olduğunu iddia ettiği bu yerde kadastro çalışmasından önce bu ağaçların kendisi tarafından dikildiğine dair şerh düşülmediği ve kadastro tespitine itiraz ettiğine dair dosyaya delil sunmadığı…” gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair İlk Derece Mahkemesince verilen kararın dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamındaki beyanlarını ve istinaf dilekçesindeki taleplerini yenileyerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (472l s.lı TMK mad.684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad.718) . 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Kavak ve söğüt ağaçları, kendiliğinden yetişebilen ya da ekonomik amaçla yetiştirilen ve kesilip satılabilen ağaçlar olması nedeniyle muhdesat niteliğinde kabul edilmemektedir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.l 14/1-h, 115). 3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 4. 26.05.2004 tarih ve 5177 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 19 uncu maddesine eklenen ek fıkra hükmüne göre, başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması hâlinde, taşınmazda malik olmayan ancak, üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla tespit davası açma hakkı tanınmış ise de, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, kamuya ait mera, yaylak, kışlak, genel harman yeri, orman, aktif dere yatağı niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacakları, bu taşınmazların zilyetlikle edinilemeyecekleri, bu nedenle bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesatlara da hukuki değer verilemeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. 5. Bunun yanında, davacının talebinin bir yandan da mülkiyet hakkının ihlâli açısından incelenmesi gerektiğinden (Anayasa Mahkemesinin 29.05.2019 tarih ve 2016/58283 numaralı... başvurusu), davacının, Hazineye ait ve özel mülkiyete konu olamayacak bir taşınmazı kullanması sebebiyle haksız zilyet durumunda olduğu açık olmakla birlikte, mülkiyet hakkı sahibinin davalıyı taşınmazdan tahliyesi yoluna gidip gitmediğinin, ecrimisil bedeli tahsil ettirilip ettirilmediğinin, davacının ağaç dikerek ve yetiştirerek taşınmazı kullanması nedeniyle ağaçların davacı yararına ekonomik bir değerinin bulunduğundan, ağaçlar yönünden davacının Anayasa'nın 35 inci maddesi kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunup bulunmadığı, yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıyıp taşımadığı, müdahalede kamu yararına dayalı bir amaç olup olmadığı hususları yanında davacının mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, bu değerlendirmede ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğunun gözetilmesi, özellikle kamusal makamların tutum ve davranışlarının inceleme konusu yapılması, olayın gelişiminde kamu makamlarının edilgen tutumu sebebiyle bütün zarara tek başına davacının katlanması sonucuna yol açılıp açılmayacağının, şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yükleyip yüklemeyeceğinin, davacının mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin davacı aleyhine bozulup bozulmadığının ve müdahalenin ölçülü olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 3. Değerlendirme Mahkemece, orman arazisine dikilen ağaçlardan dolayı muhdesatın aidiyetinin tespitinin istenemeyeceği gerekçesiyle verilen karar, ilgili hukuk kısmında bulunan açıklamalarla, bu kısımda değinilen Anayasa Mahkemesi kararıyla ve Kamulaştırma Kanunu'nun 19 uncu maddesiyle uyumlu değildir. Mahkemece yapılması gereken; dava konusu muhdesatların bulunduğu alanı kapsayacak şekilde, bu alanda yapılan kamulaştırma işlemleriyle ilgili bilgi ve belgeleri ilgili kurumlardan celp ederek, alanında uzman bilirkişiler marifetiyle taşınmaz başında keşif yapıp, tanık beyanlarını tespit ederek, dava konusu taşınmazın kamulaştırma alanında kalıp kalmadığının belirlenmesiyle, kamulaştırma alanında bulunuyor ise davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek bu kez muhdesatın niteliği ve davacı tarafça meydana getirilip getirilmediğinin, ayrıca muhdesatın tesis tarihi esas alınarak davacının haklı-meşru beklentisinin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesiyken İlk Derece Mahkemesince dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine yönelik olarak verilen karar doğru görülmemiş, kararının bu sebeplerle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.