1. Hukuk Dairesi 2009/9491 E. , 2009/14089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : MALATYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 23/12/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı şirkete olan borcu nedeniyle muhtelif tarihlerde senet düzenlediğini, 4.10.1991 tarihinde yapılan protokol ile geçmiş dönemlerin borçları hesaplanarak 45.693.489.725 TL olarak belirlendiğini ve ödeme takvimine bağlandığını, senetlerinin iptalinin kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının iptal edilen senetler için icra
**1. Hukuk Dairesi 2009/9491 E. , 2009/14089 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MALATYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 23/12/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı şirkete olan borcu nedeniyle muhtelif tarihlerde senet düzenlediğini, 4.10.1991 tarihinde yapılan protokol ile geçmiş dönemlerin borçları hesaplanarak 45.693.489.725 TL olarak belirlendiğini ve ödeme takvimine bağlandığını, senetlerinin iptalinin kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının iptal edilen senetler için icra takibinde bulunarak cebri icra ile çekişme konusu taşınmazları alacağına mahsuben adına tescil ettirdiğini ileri sürüp tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, zamanaşımı itirazında bulunarak ileri sürülen iddiaların yerinde olmadığını, ticari senede dayanarak icra takibi yapıldığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, satışa dayanak teşkil eden cebri icra işlemi iptal edilmedikçe taşınmazların satışının iptalinin olanaklı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı, 10.5.1991 tarihinde davalı ile düzenlenen sözleşme gereği ticari faaliyet sırasında, sözleşme hükümlerinin eksik ifası nedeniyle, davalı şirkete borçlandığını; buna karşılık senetler verdiğini, ancak 4.10.1991 tarihinde yanlar arasında yeniden borç dökümü yapılarak, borcun 45.693.489.725.TL olduğunun kararlaştırıldığını, buna karşın davalının hükümsüz hale gelen senetleri takibe koyduğunu, 44 parça taşınmazdaki payının ihale ile satıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Gerçekten taraflar arasında düzenlenen 4.10.1991 tarihli harici protokolde, " ... 4 Ekim 1991 tarihinde ve 4.10.1991 tarihinden önce imzalanmış olan mutemetlik sözleşmesi, protokol ve herne nam altında olursa olsun yapılmış olan tüm anlaşmaları karşılıklı olarak feshettiklerini ve M. D..’ü ibra ettiklerini; .... Borçlusu M.. D..olan 26 adet senet karşılıksız kaldığından hiçbir işleme tabi tutulmadan M.D..'e iade edeceklerini..." kararlaştırmışlardır.Buna rağmen söz konusu senetlerin takibe konulduğu, çekişme konusu taşınmazların bu nedenle icra ihalesi ile davalıya satıldığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; İİK.' nun 18.inci maddesi uyarınca icra yargılaması basit yargılama usulüne tabidir.Öte yandan 134.maddenin ikinci fıkrasında "ihalenin feshi BK.' nun 226.maddesinde yazılı sebeplerle de dahil olmak üzere, yalnız tetkik merciinden şikayet yoluyla ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde istenebilir.İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir" hükmü öngörülmüştür.Görüldüğü üzere bu hükümler icra hukuku ile sınırlı ve basit yargılamayı ve ihalenin hazırlanış ve ifası ile sonuçlandırılması sırasında vuku bulan icra tetkik merciinden şikayet yoluyla istenebilen fesihleri tanımlamaktadır.Bu çerçevede kalan bir soruşturma ve değerlendirmenin mülkiyet hakkının illetini teşkil eden nedenin varlığına yada yokluğuna delalet edemeyeceği kabul edilmelidir.Türk hukuk sisteminde, tapu kayıtlarının oluşumunda illilik prensibi esastır.İhalenin feshi isteklerinin reddedilmiş olması keyfiyeti temelde yolsuz tescil nedenini ortadan kaldırmaz. Diğer yandan, davalı ihaleye katılan sıfatını taşıyor ise de; olayı bilen, hatta daha ötesi olayı yaratan ve yürüten kişidir. Bu kişinin iktisapta 3 kişi sayılmasına olanak yoktur.Ayrıca ihalenin sebebini teşkil eden senetler protokol uyarınca hükümsüz sayılmış ise ( ki öyledir) takibe konulmuş olması yolsuz nitelik taşır.Yoksa ihalenin yöntemine uygun icrası ile satış ve bunun sonucu kayıt oluşmasına değer verilmez.Diğer bir söyleşiyle kaydın illetini ihale teşkil eder ise de, ihalenin hükümsüz senetlere dayanması yolsuz tescilin oluşmasına neden olmuştur. Davacının İİK.' nun 72.maddesindeki yollara başvurmaması yolsuz tescile dayalı iptal ve tescil davası açmasına da engel olamaz. Aynı taraflar arasında aynı hukuki ilişki nedeniyle açılan Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.5.2009 tarih 2009/202 Esas, 2009/119 Karar sayılı dava dosyası ve eldeki dosyadaki tüm deliller ve özellikle 4.10.1991 tarihli protokol içeriği yukarıda özetlenen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, hükümsüz nitelikteki senetlerin icra takibine konu edilerek ihale ile çekişmeli payların satışına ve böylece yolsuz tescilin oluşmasına sebebiyet verildiği ve Türk Medeni Kanununun 1025.maddesinin birinci fıkrasında sözü edilen halin gerçekleştiği kabul edilmelidir. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle reddedilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.