Ceza Genel Kurulu 2017/248 E. , 2020/160 K. "" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sayısı : 19-117 Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ... hakkında açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğu kabul edilerek, açılan kamu davasının şikâyet yokluğundan düşmesine ilişkin Nazilli Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.03.2012 tarihli ve 229-67 sayılı hükmün Cumh…
**Ceza Genel Kurulu 2017/248 E. , 2020/160 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sayısı : 19-117 Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ... hakkında açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğu kabul edilerek, açılan kamu davasının şikâyet yokluğundan düşmesine ilişkin Nazilli Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.03.2012 tarihli ve 229-67 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 08.12.2015 tarih ve 222-11438 sayı ile; “...Mağdurenin, aşamalardaki beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamına ve nüfus kayıt örneğine göre, sanık ...'nın on beş yaşı içerisinde olan mağdureyi suç tarihinde gece saat 01.00 sıralarında diğer sanık ...'un evine götürüp bir gece birlikte kalması eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 109/1, 3-f. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek TCK'nın 234/3. maddesinde yer alan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun oluştuğunun kabulüyle şikâyet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 11.05.2016 tarih ve 19-117 sayı ile; "TCK'nın 109. maddesinde düzenlenen kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak olarak tanımlanmıştır. Somut olayda ise olay öncesinde tanışıklıkları bulunan mağdur ile sanık ... yolda karşılaşmışlar ve mağdurenin bir gün öncesinde de kaldığı sanık ...'un evine gitmek istemesi üzerine, sanık ... da mağdurla birlikte bu eve gitmiştir. Görüldüğü üzere sanık ...'nın eylemi maddede öngörülen suç tipine uymamaktadır. Her ne kadar mağdurenin 15 yaşını doldurmamış olması nedeniyle rızası geçersiz kabul edilmişse de, bu madde uyarınca mahkûmiyet kararı verebilmek için en azından sanığın maddede belirtilen hareketlerden birini yapmış olması gerekmektedir. Oysa mağdurenin sanık ...'un evine gitmesinde sanık ...'nın teklifi dahi söz konusu değildir. Hatta aksi ispatlanamayan savunmaya göre sanık ..., mağdureyi babasının yanına gitmesi için uyarmıştır. Buna göre suç için kanunda öngörülen hareketleri gerçekleştirmeyen sanığın, sanık ...'un evinde mağdureyle birlikte kalmasının tek başına mağdureyi hürriyetinden yoksun bıraktığını yahut sanıklar...ve ...'nın iştirak iradesi ile hareket ettiğini kabule imkân bulunmamaktadır. Zira sanık ... mağdureyi bir yerde tutmak için yer veya imkân sağlamamıştır.