11. Hukuk Dairesi 2022/3012 E. , 2023/4720 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2991 Esas, 2021/1471 Karar HÜKÜM : Yeniden karar verilerek davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/198 E., 2019/213 K. Taraflar arasındaki ipotekin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölg
**11. Hukuk Dairesi 2022/3012 E. , 2023/4720 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2991 Esas, 2021/1471 Karar HÜKÜM : Yeniden karar verilerek davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/198 E., 2019/213 K. Taraflar arasındaki ipotekin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; vesayet altında bulunanın maliki olduğu taşınmaz üzerine, dava dışı şirket için ve davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, ipotek konulan taşınmazın maliki olan davacının Soma Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.02.2008 tarihli ilamı ile, alzheimer nedeni ile kısıtlandığını belirterek, hukuki işlem ehliyetinin olmaması nedeniyle ipoteğin kaldırılmasını istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ipotek tesis işleminin tapu memuru huzurunda resmi şekilde yapıldığını, herhangi bir ehliyetsizlik durumundan şüphelenilmediği ve genel kredi sözleşmesinden yararlanan ve kefil olan davacı çocuklarının, kısıtlılık durumunu bilerek işlem yaptırmalarının hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, ipoteğin tesis edildiği tarihte kısıklılık halinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dışı şirket adına kullanılan genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak ipotek tesisi sırasında, davacının tam ehliyetli biri gibi hareket ettiği durumlarda hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağı, ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 452 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetine haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 65 inci maddesindeki hakkaniyet ilkesi gereğince de kısıtlının sorumlu tutulabileceği ve yine 6098 sayılı Kanun'un 77-78 inci maddelerinde düzenlenen sebepsiz iktisap hükümlerine göre hacir altındaki kişinin kendi malvarlığında meydana gelen zenginleşmeden sorumlu olacağı ve bu durumda kısıtlı davacının zararını sebepsiz zenginleşen kimseden isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ve araştırma ile sanki kısıtlı müvekkil kendi adına ya da kendi ortağı olduğu şirket adına kredi kullanmış gibi değerlendirme yapılmış olduğunu, yerel mahkemenin hukuki gerekçesinin temelsiz ve havada kaldığını, somut olayın özellikleri ile asla örtüşmediğini, esasen fiil ehliyetsizliğinin tipik bir örneği olan ve bu nedenle iptal edilmesinin hukuki zorunluluk ve kamu düzenine ilişkin bir mecburiyet olan somut olayın; ipoteğin iptaline karar verilmesi için tüm hukuki şartları taşıdığı halde yerel mahkemenin; haksız yorumlar ile davanın reddine karar verildiğini, kendi adına kredi kullanmayan ve işlemde kötüniyetli olduğu ortaya konmayan ve de sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre de, dava konusu işlemle zenginleşmeyen keza ehliyeti ve iradesi sağlam olması durumunda asla bu şekilde bir borcun altına girmeyecek, ipotek akit tarihinde de fiil ehliyetine haiz olmadığı adli tıp raporu ve kesinleşmiş yargı kararları ile sabit olan müvekkil yönünden davanın kabulüne karar verileceği yerde hukuken yanlış niteleme ve değerlendirme sonucunda sanki krediyi kendi adına kullanmış gibi ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, izah edilen sebeplerle yerel mahkeme kararının yapılacak duruşmalı istinaf incelemesi sonucucunda bozulmasını ve haklı davamızın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının 06.02.2008 tarihinde akıl hastalığı nedeniyle vesayet altına alındığı ve iptali istenen ipoteğin ise 14.06.2007 tarihinde tesis edildiği, Adli Tıp Kurumu 4.İhtisas kurulunun raporundan, davacının 01.08.2006 tarihinde ve halen fiil ehliyetine sahip olmadığı, ipotek tesis tarihinde de hak sahibinin kısıtlı olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle vesayet altındaki davacı bakımından vasinin vesayet makamından izin almak suretiyle ipotek aktinin tesis edilmesi gerekirken vesayet altındaki kısıtlının şahsen yer aldığı ipotek işleminin geçersiz olduğu, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı kısıtlının vefat ettiğini, mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerektiğini, ipotek tesis anında kısıtlılık kararı bulunmadığını, davacının asıl borçlu şirketin kurucusu ve yetkilisi olduğunu, davacının vasisi olan ...'nın da kredi sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunduğunu, tapuda işlem yapıldığı esnada davacının hareketlerinden şüphe edilmediğini, istinaf mahkemesi kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ehliyetsizlik iddiasına dayalı ipoteğin terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı alınmadığı anlaşılan temyiz ilam harcı ile temyiz başvuru harcını temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.