9. Ceza Dairesi 2012/8749 E. , 2013/4337 K. İtiraz eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz yazısının tarihi : 11.09.2012 İtiraz edilen daire kararı : 14.05.2012 tarih ve 2011/7166 - 2012/6117 sayılı onama kararı İtirazla ilgili mahkeme kararı : Çat Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2009 tarih, 2008/150-2009/73 sayılı kararı İtiraza konu olan sanık : ... İtirazla ilgili hüküm : TCK'nın 152/1-a ve 39/1-2-b maddeleri uyarınca mahkumiyet Suç : Mala zarar verme Yargıtay Cumhur…
**9. Ceza Dairesi 2012/8749 E. , 2013/4337 K.** **"İçtihat Metni"** İtiraz eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz yazısının tarihi : 11.09.2012 İtiraz edilen daire kararı : 14.05.2012 tarih ve 2011/7166 - 2012/6117 sayılı onama kararı İtirazla ilgili mahkeme kararı : Çat Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2009 tarih, 2008/150-2009/73 sayılı kararı İtiraza konu olan sanık : ... İtirazla ilgili hüküm : TCK'nın 152/1-a ve 39/1-2-b maddeleri uyarınca mahkumiyet Suç : Mala zarar verme Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendi: Sanık hakkında mala zarar verme suçundan açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükmü sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce anılan mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 11.09.2012 tarihli itiraz dilekçesinde; “5237 sayılı TCK'nın 151. maddesinin 1. fıkrasında, mala zarar verme suçunun temel şekli tanımlanmış ve hangi şekilde bu suçun işlenebileceği gösterilmiştir. Bu maddede öngörülen mala zarar verme suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun maddi unsuru, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır ya da taşınmaz malın kısmen veya tamamen “yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılamaz hale getirilmesi veya kirletilmesi” biçimindeki seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesiyle oluşmaktadır. Aynı Kanunun 152. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde de; mala zarar verme suçunun konusunu, kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşyanın oluşturması, bu suçun nitelikli unsuru olarak kabul edilmiş ve fail hakkında bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suçun manevi unsuru ise kasttır. 5237 sayılı TCK'nın 21/1. madde ve fıkrasına göre, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir anlatımla failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İtiraz konusu olayda; Haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanıklar ... ve ...’ın, hayvanlarını götürmek istedikleri Palandöken bölgesine kar ve soğuk nedeniyle gidememeleri üzerine kendilerine yardımcı olmalarını istedikleri sanık ...’in gösterdiği ve yönlendirdiği suça konu Yaylasuyu köyü 740 sayılı mera parselinde 15 gün süre ile konaklayarak hayvanlarını otlattıkları dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Sanığın, diğer sanıklara gidecekleri yerin karla kaplı olmasından dolayı zor durumda bulunmaları nedeniyle menfaat temin etmeksizin yardımcı olmak üzere yer gösterdiği yönündeki savunmasının aksine mala zarar verme kastı ile hareket ettiğine ilişkin kanıt elde edilememiştir. Diğer yandan dosyada; ziraat bilirkişisinin, bir hayvanın günde 700 gr, 2.150 adet hayvanın ise 15 günde 1.505 kg ot tükettiğine dair teorik bilgilere dayalı düzenlediği 30.10.2008 tarihli raporundan başkaca, hayvan otlatılması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 151/1. maddesinde tahdidi olarak belirtilen seçimlik hareketlerden hangisinin gerçekleştiğine ilişkin bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Bu itibarla, hava şartları nedeniyle gitmek istedikleri yere ulaşamayan diğer sanıkları içinde bulundukları güç durumdan dolayı geçici olarak hayvanlarını otlatmaları için suça konu meraya yönlendiren sanığa yüklenen suçun yasal öğeleri itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden mahkemece, sanığın beraati yerine hükümlülüğüne karar verilmesinde isabet görülmediği” ileri sürerek Çat Asliye Ceza Mahkemesinin anılan mahkumiyet kararının onanmasına ilişkin Dairemiz kararına karşı itirazda bulunulmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, sanığa atılı mala zarar verme suçunun yasal unsurları itibariyle oluşup oluşmadığına ilişkindir. İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde; 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3. maddesinin d bendine göre; “hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yer” olarak tanımlanan mera, özel mülkiyete geçirilemeyen, sınırları daraltılamayan, amacı dışında kullanılamayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmazlardır. Meralara ilişkin kullanım, kadim kullanıma ya da tahsise dayanabilir. Meraların tahsisine ilişkin usul ve esaslar 4342 sayılı Mera Kanunu ve bu Kanuna dayalı olarak çıkartılan Mera Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Meranın tahsisi, ilgililer için mülkiyet veya zilyetlik hakkı değil, ancak; kullanım önceliği hakkı bahşeder. Meradan yararlanmada tahsise dayalı kullanım önceliğinin ihlal edilmesi, genel ve özel ceza kanunlarında suç olarak düzenlenmemiştir. Kanun koyucunun, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu gibi kanunlarda, ilgili alana ilişkin düzenlemeler getirirken suç düzenlemeleri de yapmasına karşın, meraya ilişkin esasları düzenlediği 4342 sayılı Mera Kanununda herhangi bir suç düzenlemesine gitmediği, ayrıca meraya karşı suç oluşturan hareketleri düzenlediği TCK'nın 154/2. maddesinde de, tahsisten kaynaklı kullanım önceliğinin ihlalini suç olarak öngörmediği nazara alındığında; meranın tahsis edildiği köy dışında başka bir köyde ikamet eden kişinin meradan yararlanması eyleminin suç olarak düzenlenip yaptırıma bağlandığı bir hükme yer verilmemesinin bilinçli bir tercih olduğu anlaşılmaktadır. Özel bir hüküm bulunmamakla birlikte, meranın tahsis edildiği köy dışında başka bir köyde ikamet eden kişinin, hayvanlarını merada otlatması nedeniyle tüketilen mera otlarından dolayı “mala zarar verme” suçunun oluşup oluşmayacağına ilişkin değerlendirmeye gelince; Mala zarar verme suçu kişilerin mülkiyet hakkını korumakta, ayrıca yargısal içtihatlarla, sınırlı da olsa zilyetlik de suçun koruduğu hukuki yarara dahil edilebilmektedir. Ancak meranın tahisisine dayalı kullanım önceliği mala zarar verme suçu ile korunan yarardan olmayıp, anılan husus ancak hukuki ihtilaf nedeniyle hukuk yargılamasının konusu olabilir. Bu durumda, meranın tahsis edildiği köy dışında başka bir köyde ikamet eden kişinin hayvanlarını merada otlatması, merada tahsise dayalı kullanım önceliğinin ihlali anlamına gelecektir ki, tahsise dayalı kullanım önceliğinin ihlali nedeniyle de mala zarar verme suçu oluşmayacak, hukuki ihtilaf nedeni olan bu durum ancak hukuk yargılamasının konusu olacaktır. Nitekim bu tür ihtilaflar uygulamada “el atmanın önlenmesi” davası olarak görülmektedir. Açıklanan nedenlerle, sanığın tahsise dayalı kullanım önceliğine uymaksızın, Yaylasuyu Köyü 740 parselde bulunan merada hayvan otlattırmaktan ibaret eylemi mala zarar verme suçunu oluşturmayacağından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı değişik gerekçe ile yerinde görülerek kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Dosya incelenerek gereği düşünüldü: KARAR: 1- Dairemizin itiraz edilen onama kararının kaldırılmasına, 2- Sanık müdafinin temyizinin incelenmesinde; 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinin d bendine göre; meranın “hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yer” olarak tanımlandığı ve tahsise dayalı kullanım önceliğinin ihlalinin mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı nazara alındığında, sanığın Yaylasuyu Köyü 740 parselde bulunan merada hayvan otlattırmaktan ibaret eylemiyle atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, yüklenen suçtan beraati yerine yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.