7. Ceza Dairesi 2023/16984 E. , 2024/6332 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1084 E., 2022/144 K. SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin red…
**7. Ceza Dairesi 2023/16984 E. , 2024/6332 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1084 E., 2022/144 K. SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafin temyiz sebepleri; Anayasa ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun emredici hükümlerinin ihlal edildiğine, Cumhuriyet savcısının hazır bulunmadığı durumlarda yapılan arama işlemlerinde iki işlem tanığının bulunması gerektiğine, ancak aramada hiçbir işlem tanığının bulunmadığına, tutanakta hazirun olarak imzası bulunan kişinin Avukat olarak görev yapan biri olduğuna ve sanığın iş yerinin bulunduğu yerde ikamet etmediğine, katılan tarafın tanığı olması ya da aramayı yapan kolluğun ricası üzerine arama işleminde bulunduğunun muhtemel olduğuna, anılan işlem tanığının dinlenilmesine karar verilmesine karşın, yargılama aşamasında dinlenilmesinden vazgeçildiğine, delillerin meşruluğu konusundaki itirazların yok sayıldığına, Yargıtay'ın emsal kararları uyarınca Kanun'un amir hükmüne aykırılık taşıyan arama işlemi sonucunda elde edilen bulguların, delil niteliği taşımayacağına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın, iş hayatı boyunca katılan şirketin distribütörlerinden ürün alıp bunları faturalandırdığına, rapor ile sabit olduğu üzere bu ürünlerin hiç bir zaman düşük fiyattan alınmadığına, koliler halinde gelen ürünlerin orijinal olup olmadığını sanığın denetleyemeyeceğine, sanık tarafından ürünlerin ... şirketinden alındığına, daha sonra ürün almak için bu şirkete başvurduğunda, yöneticileri aynı olan ... firmasından ürünlerin geldiğine, iki şirketin yöneticilerinin aynı olması, faturalandırmada usulsüzlük olmaması, aynı ücret üzerinden alınması, tüketicilerden ürünlerin orijinal olmadığına dair şikâyetler de almaması nedeniyle sanığın ürünlerin sahte olduğunu anlama imkânının bulunmadığına, atılı suçun kasten işlenebileceğine, sanığın, suçun maddi unsurunda hataya düştüğüne, Bölge Adliye Mahkemesince sırf, sanığın tacir olması ve ... firmasının yetkililerinden birinin sanığın kardeşi olması nedeniyle ürünün orijinal olmadığını bildiği kanaatine vardığına, ancak bu kabulün hukuka aykırı olduğuna, hata hükümlerine ilişkin bir değerlendirme yapılmayarak eksik inceleme ile karar verildiğine, kararın bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Katılan vekili şikâyet dilekçesi ile sanığın yetkilisi olduğu iş yeri hakkında, hak sahibi olduğu tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama yapılması talebi ile şikâyetçi olmuştur. Antalya 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.02.2016 tarihli ve 2016/566 değişik iş sayılı kararı uyarınca, sanık hazır bulunduğu halde yapılan aramada, 71 adet içerisinde sıvı bulunan bidon ile 8 adet etikete el konulmuştur. Sanık hakkında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında; iş yerinin kendisine ait olduğunu, ürünleri ... firmasından fatura karşılığı aldığını, taklit ve marka hakkına tecavüz edilecek şekilde ürün alıp satmadığını, ürünlerin piyasa fiyatından, faturalı alıp faturalı satıldığını beyan etmiştir. ... firmasının yetkilisi ... tanık sıfatıyla tespit edilen beyanlarında; sanığın şirketi ile alt bayilik anlaşmaları olduğunu, 27.01.2016 tarihi itibarıyla feshedildiğini, ekte gönderilen faturaların kendi faturaları olduğunu, ürünlerin ... şirketinin distribütörü aracılığıyla ya da doğrudan ... şirketi tarafından şirkete teslim ediliğini, Amerikadaki asıl şirket ile bağları olmadığını ancak ... Anadolu şirketi ile alt bayiliklerinin olduğunu, ürünleri ... şirketinden ya aslen ya da distribütörü vasıtası ile aldıklarını, orijinal şekilde teslim ettiklerini, ancak incelemede olan faturadaki ürünler hakkında fikrinin olmadığını, sözleşmelerinin 27.01.2016 da sona erdiğini ifade etmiştir. Dosyada mevcut 12.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda; faturada yer alan ürünlerin ele geçen ürünler ile aynı olduğu ancak yakalanan ürünlerin faturalar ile alınan ürünler olup olmadığı hususunda yorum yapılamayacağı, suça konu 8 adet etiket üzerinde, katılana ait markanın aynısının iktibas oluşturacak şekilde kullanıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmasına karar verilmiş ve yapılan yargılama kapsamında sanığın beyanları tespit edilmiştir. Sanığın, Bölge Adliye Mahkemesince tespit edilen savunmalarında, kardeşinin ... şirketinin bayii olan ... şirketinde çalıştığını, daha sonrasında şirketin hissedarı olduğunu, bu şirketten havuz kimyasalları siparişi verdiğini, ürünlerin bazen ... firmasından bazen de ... şirketinden kendilerine geldiğini, bazen de hiç kendilerine gelmeden doğrudan müşteriye gittiğini, faturaların ... firmasından kesildiğini, ... şirketinden kendilerine fatura kesilmediğini, kardeşi ile ilişkisini kestiğini, Ankara ve İstanbul'dan gelen havuz kimyasallarının fiyatlarının aynı olduğunu, içeriklerinin benzer olduğunu, müşteri şikâyeti almadıklarını, bazen bidon üzerindeki etiketler nakliye sırasında düştüğünden, düşen etiketin yerine yenisini yapıştırmak için ... şirketinden etiket istediklerini, etiketlerin İstanbul veya Ankara'dan geldiğini, daha sonra bidonlar üzerindeki etiket kalitesinin düzeldiğini, iş yerinde bulunan etiketlerin eski tarihli olduğunu, ... şirketini, ... şirketinin bayisi olarak bildiğini, bildiği kadarı ile ... ve ... şirketlerinin ortaklarının aynı olduğunu beyan etmiştir. 24.06.2015 tarihli tutanakta ismi geçen K.K.' nın Bölge Adliye Mahkemesinde tanık sıfatı ile tespit edilen beyanlarında, otelin denetim müdürü olarak çalıştığını, ... şirketi ... Müdürünün otele geldiğini, ürünün seri numarasının doğru olmadığını belirtip, kimyasalların orijinal olup olmadığından şüphelendiğini belirttiğini, ... markalı ürünlerden numune alıp teste gönderdiğini söylediğini, otele gelişin rutin bir ziyaret olduğunu hatırladığını, önceden ürünleri İzmir'den aldıklarını sonrasında ise ... ya da ... firmasından almaya başladıklarını, ürünlerin Antalya'dan gelmeye başladığını, kullandıkları kimyasalların kireç giderme özelliği olduğunu ancak sonradan aldıkları ürünlerin kireçlenmeyi gidermediği yönünde otel ekibinin şikâyetleri olduğunu, bu şikâyetlerin bildirilip bildirilmediğini hatırlamadığını, kireçlenmeyi gideren ürünün hangi ürün olduğunu bilmediğini, o tarihte ürünü ... şirketinden aldıklarını, teknik ekibin ürünler arasındaki farklılıktan şüphelendiğini ifade etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve sanığın müsnet suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2024 tarihinde karar verildi.