8. Hukuk Dairesi 2022/6064 E. , 2024/5148 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahk…
**8. Hukuk Dairesi 2022/6064 E. , 2024/5148 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ve Sağlarca köyünde bulunan 9 adet taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkilleri yararına gerçekleştiğini iddia ederek, taşınmazların Türk Medenî Kanunu'nun 713 üncü maddesi hükmüne göre davacı adına tapuya tescili tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tespiti yapıldığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilinin temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Dairemiz 2021/13121 Esas, 2021/10292 Karar sayılı ilamı ile "Mahkemece her ne kadar çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tespiti yapıldığı gerekçesiyle Kadastro Mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, karar öncesinde fen bilirkişi raporuna ekli kroki eklenmek suretiyle Kadastro Müdürlüğünden davaya konu yer hakkında kadastro çalışmaları sırasında kadastro tutanağının tutulup tutulmadığının sorulduğu, alınan yazı cevabına göre İ harfli taşınmazın kadastro çalışma alanı dışında olduğu için tutanağın tutulmadığının bildirildiği, Dairenin geri çevirme kararı üzerine yeniden yapılan araştırma sonucu yine Kadastro Müdürlüğü tarafından İ harfli taşınmaza ilişkin herhangi bir kadastro tutanağının tutulmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. O halde; temyize konu eldeki davaya bakma görevi Kadastro Mahkemesinin olmayıp, mahkemece işin esasına girilerek İ harfli taşınmaz yönünden yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek dosya kapsamına uygun bulunmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu" gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile krokisinde (İ1) harfi ile işaretli 2.545,96 metrekarelik bölüme yönelik davanın reddine, (İ2) harfi ile işaretli 5.120 metrekarelik bölüme yönelik davanın kabulüne ve davacılar adına 1/2 şer hisse oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 1. Davacılar vekilinin (İ1) harfi ile işaretli bölüme yönelik temyiz itirazları yönünden; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin (İ2) harfi ile işaretli bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan keşif sonrası jeodezi mühendisi bilirkişinin hazırladığı 25.05.2022 tarihli raporunda; "2002 yılına ait hava fotoğrafının incelenmesinde; (İ2) harfi ile gösterilen kısımda, sınırların belirgin olduğu, toprak renginin kullanılmayan yerlerden ayırt edilebildiği ve ekili-sürülü olduğu kanaatiyle 2002 yılından önce imar/ihyasının tamamlandığı ve ekonomik amacına uygun olarak 2018 yılına kadar kullanıldığı" belirtilmiştir. Bunun yanında Siirt ... Zararları Komisyonundan alınan cevabi yazıda; güvenlik kaygısı nedeniyle köyün 1994 yılında tam olarak boşaltıldığı, geri dönüşlerin ise 2000-2002 yılları arasında olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere, tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın olağanüstü zaman aşımı ile kazanılabilmesi için, imar ihya gerektirmeyen taşınmazlar yönü ile taşınmazın çekişmesiz ve aralıksız olarak en az 20 yıldan beri malik sıfatı ile zilyet edilmesi, imar ihya gerektiren taşınmazlar yönünden ise masraf ve emek sarfı ile taşınmazın imar ve ihyasının tamamlanmasını müteakip, bu koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Ne var ki, jeodezi bilirkişinin değerlendirmesi, köyün ... ve güvenlik nedeniyle boşaltılması ile geri dönüşlerin 2000-2002 yılları arasında başladığı nazara alındığında dava tarihi olan 14.01.2013 itibariyle davacı lehine zilyetlikle kazanma süresi ve koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile soyut yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalıdır. S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.