8. Hukuk Dairesi 2018/10802 E. , 2019/10826 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı üçüncü kişi vekili, borçlunun haciz mahallinde faaliyet göstermediğini, davadışı ... Boya bayisi olduklar
**8. Hukuk Dairesi 2018/10802 E. , 2019/10826 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı üçüncü kişi vekili, borçlunun haciz mahallinde faaliyet göstermediğini, davadışı ... Boya bayisi olduklarını, dava dışı ... Boya firmasının haciz yapılan bölgede faaliyet gösterilmesini istemesi üzerine şube açtıklarını, malların ... Boya firmasından satın alındığını ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davacının hakim ortağı ...’ ın borçlu şirketin eski ortağı olduğunu, hacizde, borçlu şirket ortağının hazır bulunduğunu, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında danışıklı işlemler yapıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacı şirket ortaklarından ... ...'nın borçlu şirketin eski ortaklarından olduğu, borçlu şirket yetkilisi Özgür Ayber'in ise davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığı, haciz mahallinde hazır bulunduğu ve haciz sırasında borçlu şirkete ait evraklar bulunduğu ve bazı klasörler içinde borçlu şirket ve davacı şirkete ait evrakların birarada bulundurulduğu, borçlu şirkette çalışan bir kısım işçinin davacı şirkette çalışmaya devam ettiği, davacı ile borçlu şirket arasında cari hesap şeklinde bir ticari ilişkinin mevcut olduğu gerekçesi ile davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ile tazminat yönünden davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı üçüncü kişi vekilinin vekalet ücreti ve harca yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Somut olayda, takibe konu alacak miktarı, hacizli malların değerinden az olduğundan avukatlık ücretinin takibe konu alacak miktarı üzerinden hesap edilmesi gerekirken, davalı taraf yararına hangi değer üzerinden hesaplandığı anlaşılmayacak şekilde fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (1) sayılı tarifenin (III) kısmının ikinci bendinin (a) fıkrası uyarınca davanın reddi halinde maktu harç alınacağı belirtilmektedir. Aynı Yasa'nın 31. maddesi gereğince de "Peşin alınan karar ve ilam harcının işin hitamında ödenmesi gerekenden fazla olduğu anlaşılırsa fazlalık istek üzerine geri verilir. Somut olayda, Mahkemece davanın reddine karar verildiği ve dava açarken 3.081,35 TL harcın yatırıldığı anlaşılmasına karşın "peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 2.5 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına" şeklinde hüküm kurulması, dava reddedildiği halde karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği belirlenecek maktu karar harcının davacıdan tahsiline karar verilmesi yerine nispi harcın tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur. 3- Davalı alacaklı vekilinin tazminat istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; İİK'nin 97/13. maddesi hükmüne göre istihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunacağı kurala bağlanmıştır. Somut olayda yargılama esnasında, davacı üçüncü kişi vekilinin talebi doğrultusunda 12.8.2014 tarihli tensip zaptının 6 nolu ara kararı ile davaya konu menkullerin satışının tedbiren durdurulmasına karar verildiği, bu ara kararın mahcuzlar yönünden takibin durdurulması niteliğinde olduğu, bu nedenle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davalı alacaklı şirket lehine istifası geciken miktarın, %20'sinden aşağı olmamak üzere, davacıdan tazminat alınmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle vekalet ücreti ve harca ilişkin temyiz itirazlarının kabulüne, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin tazminat istemine ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nın 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceği ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 3.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.