İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin kereste toptancısı olduğunu, davalı kooperatifin ise, dava dışı ... Orman İşletme Müdürlüğünden belirli bölgelerdeki ağaçların kesimi işini ve kes…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/940 KARAR NO : 2025/1934 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/02/2022 NUMARASI : 2019/1221 Esas - 2022/97 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin kereste toptancısı olduğunu, davalı kooperatifin ise, dava dışı ... Orman İşletme Müdürlüğünden belirli bölgelerdeki ağaçların kesimi işini ve kesilen ağaçların mülkiyetini ihale ile veya tahsisli satış şeklinde aldığını, daha sonra da bu ağaçları bazen kesimden önce bazen kesimden sonra sattığını, mevzuat gereği Orman İşletme Müdürlüğüne yapılacak ödemelerin kesim işi başlamadan önce yapılması gerektiğini, kooperatiflerin maddi kaynak sıkıntısı yaşaması sebebiyle kooperatif ödemeleri kendisinin yapmadığını, kesim işi başlamadan önce müşteri bularak ilgili bölümdeki malları bu müşterilere sattığını, müvekkil şirketin de davalı kooperatifin malları sattığı müşterilerden biri olduğunu, müvekkil şirket ile davalı arasındaki anlaşma gereği ihale bedelini ... Orman İşletme Müdürlüğüne müvekkil şirketin ödediğini, davalı kooperatif de bu ödemelere karşılık olarak zaman zaman müvekkil şirkete kereste verdiğini ve karşılığında fatura kestiğini, ancak anlaşma gereğince müvekkile verilmesi gereken malzeme kadar malzemenin hiçbir zaman verilmediğini, bu sebeple müvekkil şirketin yapmış olduğu ödemelerin tamamı için mal verilmediğini, bu miktarlar için gerekli faturalar da kesilmediğini, müvekkilinin fazladan ödediği miktarların kendisine ödenmesini talep ettiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemeler ile davalı kooperatifin kesmiş olduğu faturalar arasındaki farkın tahsili için İstanbul 9. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı kooperatif tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirterek, yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş, ancak cevaplarını sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,Sunulan sözleşmeye göre, davalının üstlendiği işin ödemelerinin davacı tarafından orman idaresine ödendiği, buna karşılık davalının davacıya kerestelik tomruk verdiği, davacının yaptığı ödeme kadar tomruk teslim edilmediğinden bakiye alacak için takip yapıldığı anlaşılmıştır. Ormancı bilirkişinin sunduğu raporu ile tomruk hesabının yapıldığı, buna göre mali müşavir tarafından yapılan defter incelemesinde davacının talebine yakın alacak tespit edildiği, davalının ticari defterlerini sunmadığı, aradaki farkın 1,12TL olup gözardı edilmesi gerektiği, istenen faiz oranının da kanuna uygun olduğu, bu haliyle davanın sübuta erdiği ve kabulü gerektiğine dair ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Öncelikle dosya kapsamında tarafımız dosyada vekillikten çekilmediği halde, Av. ...'ın vekillikten istifa dilekçesi adeta taraflarınca verilmişcesine tarafına ait UYAP kaydınnı mahkemece silindiğini, 10.02.2022 tarihli duruşmaya göndermiş olduğu mazeret dilekçesinin dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda da, davalı vekili duruşmadaki beyanında dosyadan bugün haberdar olduk, vekaletnamemizi ibraz ettik, dosya inceleyin beyanda bulunmak için süre isteriz şeklinde beyanda bulunduğu, daha sonra istifa ettiği şeklinde belirtildiğini, müvekkilin Anayasal adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, dava konusu alacağın yargılamayı gerektirmesine rağmen yalnızca 'likit' olmasından kaynaklı olarak müvekkil aleyhine kötü niyet tazminatın hükmedilmesi yasa ve usul hükümlerine aykırı olduğunu, taraflar arasında mevcut bir yetki sözleşmesi olmamasına rağmen, kesin yetki kurallarına aykırı olarak yetkisiz olan İstanbul Bölgesinde açılan icra takibinin ve davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında tek taraflı defter incelemesi yapılmış olup, müvekkilinin defterleri incelenmeden karar verilmiş olması nedeniyle hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin banka ve hesap hareketlerinin de incelenmediğini, bilirkişi raporunda müvekkile değil de müvekkilin ihaleye girdiği kuruma vermiş olduğu teminat mektubu ve çekleri ödeme olarak kabul ettiğini, oysa ki bu kıymetli evrakların ödeme aracı olup olmadığının tespiti için gerekli incelemeler yapılmadığını, teminat mektupları bir ödeme aracı değil teminat olduğu, esasında bir kredi niteliği taşıdığı, gayrınakdi kredi mahiyetinde olduğu, çekin ödeme aracı olması için belli kanuni şartlar öngörülmüş bunlardan en önemlisi muacceliyet ve karşılıklık ilkesi olarak tespit edildiğini, bilirkişi raporunda ise, sadece çeklerin ticari defter kayıtları incelenmiş, bu çek bedellerinin ödenip ödenmediği, ileri tarihli olup olmadıkları, muaccel hale gelip gelmedikleri incelenmediğini, banka protestoları ve çek teminat bedellerinin tahsil edilip edilmediği de incelenmediğini, Ormancı bilirkişinin sunduğu raporu ile tomruk hesabının yapıldığı, buna göre mali müşavir tarafından yapılan defter incelemesinde davacının talebine yakın alacak tespit edildiği, yerel mahkemenin kendi takdirine göre bir tutarı gözardı etmesi, bu kapsamda davanın en kötü ihtimalle kısmen reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken gerekçeden yoksun bir şekilde 1,12 TL'yi yok sayması hukuka aykırı olup bozmayı gerektirdiğinden, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği, davanın ispatlanmış olup olmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "06.05.2019 tarihli ... Kooperatifine yapılan ödemeler, Kooperatif adına yapılan ancak karşılığı alınamayan nakit ödemeler ve teminat mektubu iadeleri. Taraflar arasındaki cari hesap alacağı 606.034,56 TL" nedeniyle 606.034,56 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 06.05.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İtirazın iptali davası için İİK'nda özel bir yetki kuralı öngörülmemiştir. Bu nedenle, yetkili mahkeme, HMK'nun 6. ve devamı maddelerinde tanzim edilen yetki kurallarına göre belirlenecektir. Dolayısıyla, itirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde bakılacağı gibi bir zorunluluk söz konusu değildir. Doğal olarak, icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması veya itirazın usulüne uygun olmaması tek başına takibin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olmasını gerektirmez. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş veya itiraz usulüne uygun değil ise, yetkinin kamu düzenine ilişkin kesin yetki olduğu haller hariç, takip artık yetki itibariyle kesinleşir. Alacaklı, genel yetkili tüm mahkemelerden borçlunun itirazının iptalini talep edebilir.(Yargıtay 11. HD'nin 06.12.2010 tarih, 2009/6465 - 2010/12510 E/K). Zira itirazın iptali davasının dava konusu takibin yapıldığı yer mahkemesinde açılması gerektiği yönünde bir yetki kuralı bulunmamaktadır (Yargıtay 19. HD'nin 27.01.2016 tarih, 2015/9221 - 2016/1008 E/K). HMK'nın 19/2. maddesine göre,itirazın iptali davalarında kesin yetki kuralı olmadığından taraflarca süresi içerisinde usulüne uygun olarak yetkiye itiraz edilmesi halinde bu itirazın mahkemece dikkate alınması gerekir. Yine aynı maddede yetki itirazının cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiği belirtilmiştir.Bu genel açıklamadan sonra somut olaya dönüldüğünde; icra adresinin yetkisine İİK 150 maddesi gereği ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilmemiş ve davalı tarafından davaya cevap dilekçesi sunulmamış olmakla, Mahkemenin ve icra dairesinin yetkisi kesinleşmiş olduğundan davalı vekilinin yetki itirazının reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Davacı, kereste toptancısı olduğunu, davalı kooperatifin dava dışı ... Orman İşletme Müdürlüğünden belirli bölgelerdeki ağaç kesim işini ve kesilen ağaçların mülkiyetini ihale ile veya tahsisli satış şeklinde alarak, ağaçları kimi zaman kesimlerinden önce, kimi zaman ağaçlar kesildikten sonra sattığını, davalı kooperatif ile aralarındaki anlaşma gereğince ihale bedelini ... Orman İşletme Müdürlüğüne davalı kooperatif adına nakit, teminat mektubu ve çekle ile yatırdığını ancak davalının ödediği kadar mal vermediğinden fazladan yapılan ödemelerin iadesini talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine gör, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Taraflar arasında 15.10.2014 tarihli sözleşme ile, davalı, 80 nolu bölmede yapılacak Orman envali tomruğun asfalta yüklenerek teslimi 340,00 TL KDV dahilden yapılacağı, faturanın 200,00 TL'den kesileceği, 17.07.2014 tarihli sözleşme ile, 81 nolu bölmede yapılacak Orman envali tomruğun asfalta yüklenerek teslimi 280,00 TL KDV dahilden yapılacağı, faturanın 200,00 TL'den kesileceği düzenlenmiştir.Orman Mühendisi tarafından düzenlenen raporda, ... Orman İşletme Şefliği Amenajman Planında yer alan verim yüzdesi tespit tutanağında belirtilen 6.051,847 m3 dikili ağaç hacminden 2.483,906 m3 tomruk hacmi çıkabileceği belirtilmiştir.Davalı vekiline yapılan ihtara rağmen kesin süre içinde davalı tarafın defter ve belgelerini sunmamış olduğundan, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı tarafından dava dışı ... Orman ürünlerine bedelleri sonradan ödenen teminat mektupları ile 657.423,00 TL, 213.559,00 TL nakit ödeme, 16.02.2015 vade tarihli 24.00,00 TL ve 30.000,00 TL tutarlı çekler olmak üzere toplam 924.982,00 TL ödendiği, davalının ... Orman İşletmeleri Müdürlüğünden 5.745,62 metreküp dikili ağaç aldığı, davacı firmaya 2.483,906 metreküp tomruktan 1.363 metreküp tomruk satışı yapıldığı, alınan tomruklar için davalı tarafından davacıya 318.948,56 TL tutarında fatura düzenlendiği ve davacının davalıdan 1.123,906 m3 tomruk karşılığı 606.033,44 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalı vekili ...'in 19.10.2020 tarihinde vekillikten istifa ettiğine ilişkin dilekçesini sunduğu, Mahkemece sadece avukat ...'in vekil kaydını silerek, tebligatların davalı vekiline yapılmış olduğu, davalının Adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği görülmüştür.Somut olayda, dava dışı ... Orman İşletme Müdürlüğü'nün ağaç kesim işini ve kesilen ağaçların mülkiyetini ihale ile davalıya devrettiği, taraflar arasındaki 15.10.2014 ve 17.07.2014 tarihli sözleşmelerle, davacı tarafından dava dışı ... Orman İşletme Müdürlüğü'ne ihale bedelleri ödenerek tomrukların alındığı, davalı tarafından davacıya, 1.363 metreküp tomruk satışı yapılarak, alınan tomruklar için davacıya 318.948,56 TL tutarında fatura düzenlendiği taraflar arasında ihtilafsızdır. Uyuşmazlık konusu davalının davacıya ödediğinden az miktarda tomruk verip vermediği bu nedenle davacının fazla ödeme yapıp yapmadığıdır. Dosya kapsamından, davacı tarafından nakit, teminat mektubu ve çekler ile toplam 924.982,00 TL ödendiği, davalının davacıya, 2.483,906 metreküp tomruktan 1.363 metreküp tomruk satışı yapıldığı, davacının davalıdan 1.123,906 m3 tomruk karşılığı 606.033,44 TL alacaklı olduğunun anlaşılması karşısında, her ne kadar dava değeri ile bilirkişi raporundaki hesap edilen değer arasında 1,22 TL fark olsa da, bilirkişi tarafından muhasebeleştirme yapılırken yuvarlamadan kaynaklı makul bir fark olması olması karşısında ve Mahkemece davalı vekilinin mazeret dilekçesi ile ilgili olumlu olumsuz herhangi bir ara karar oluşturulmaması doğru değil ise de salt bu nedenle kaldırma yapılmayarak, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu alacak likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluştuğundan Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 10.349,55 TL harcın, alınması gerekli olan 41.398,22 TL harçtan mahsubu ile bakiye 31.048,67 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025