9. Ceza Dairesi 2023/3833 E. , 2023/4374 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemler
**9. Ceza Dairesi 2023/3833 E. , 2023/4374 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2019 tarihli ve 2018/698 Esas, 2019/326 Karar sayılı kararı ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun'un) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, aynı Kanun'un 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca mağdure sayısı olan 9 kez 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 30.09.2019 tarihli ve 2019/1957 Esas, 2019/31 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiii, o yer Cumhuriyet Savcısı, katılan mağdureler vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii, katılan mağdureler vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 09.02.2021 tarihli ve 2020/340 Esas, 2021/1005 Karar sayılı kararı ile mağdureler vekilinin temyiz istemi yönünden, suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurelerin velayet haklarına sahip kanuni temsilcilerinin duruşma ifadelerinde sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince reddine, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yönünden; özetle, hükümlerin gerekçe içermemesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2021/93 Esas, 2021/260 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a) Mağdureler ... ve ...'ye yönelik eylemleri sebebiyle, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, aynı Kanun'un 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca mağdure sayısı olan 2 kez 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Mağdureler ..., ..., ... ..., ..., ... ve ...'a yönelik eylemleri sebebiyle, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, aynı Kanun'un 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca mağdure sayısı olan 5 kez 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c) Mağdure ...'e yönelik eylemleri sebebiyle, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan bir eylem sebebiyle sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, diğer eylem sebebiyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ve 62 nci maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 5. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2021 tarihli ve 2021/93 Esas, 2021/260 Karar sayılı kararının sanık müdafileri, katılan mağdureler vekili ve katılan Bakanlık vekilinin tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 05.07.2022 tarihli ve 2022/4102 Esas, 2022/7461 Karar sayılı kararı ile mağdureler vekilinin temyiz istemi yönünden, suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurelerin velayet haklarına sahip kanuni temsilcilerinin duruşma ifadelerinde sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince reddine, sanık müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yönünden; mahkemece kurulan hükümlerin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde her ne kadar suç oluşturduğu kabul edilen eylemlerin neler olduğu belirtilmiş ise de her bir eylemin tek tek ele alınıp mağdurelerin eylemlere ilişkin beyanları arasındaki çelişkilerin giderilip olayları gördüğü iddia edilen tüm tanık ve mağdurelerin tespiti ile gördükleri eylemlere ilişkin detaylı şekilde ifadelerinin alınmasından sonra mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, eylem bazlı olarak ulaşılan kanaat, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği halde bu ilkelere uyulmaksızın yazılı şekilde eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle hükümler kurulması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 6. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.01.2023 tarihli ve 2022/185 Esas, 2023/9 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a) Mağdureler ... ve ...'ye yönelik eylemleri sebebiyle, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, aynı Kanun'un 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca mağdure sayısı olan 2 kez 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Mağdureler ..., ..., ... ..., ..., ... ve ...'a yönelik eylemleri sebebiyle, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, aynı Kanun'un 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca mağdure sayısı olan 6 kez 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c) Mağdure ...'e yönelik eylemleri sebebiyle, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan bir eylem sebebiyle sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, diğer eylem sebebiyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ve 62 nci maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 7. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.03.2023 tarihli ve 9-2023/21441 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri Özetle, Yargıtay ilamının bozma hususunda belirttiği eksiklerin yerine getirilmediğine, ön yargı ile karar verildiğine, ihsası rey yapılarak karar verildiğine, suç tarihlerinde on iki yaşından küçük olan tüm mağdurelerin birbirlerini etkilemesi sebebiyle gerçek olmayan iddialarla sanık hakkında mahkumiyet kararları verildiğine, sanık lehine olan hiç bir hususun değerlendirilmediğine, mağdurelerin ailelerinin mağdurelere inanmayarak sanığın suç işlemediğine inandıklarına, yerel mahkemece bozma ilamının aksine mağdure ifadeleri arasındaki çelişkilerin giderilmesinin aksine beyanların daha da karışık hale getirildiğine, mağdurelerin gerek kendi içlerindeki ifadelerin gerekse diğer mağdure, tanık ifadeleriyle çeliştiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında sorun olduğuna ve sanık hakkında beraat kararları verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Özetle, eksik araştırmayla karar verildiğine, ilgili mevzuat maddelerinin doğru uygulanmadığına, mağdurelerden ...'e ilişkin verilen beraat kararının dosya kapsamıyla uyuşmadığına, zincirleme suç hükümlerinin şartlarının oluştuğuna, sanık lehine hükümlerin uygulanmaması gerektiğine ve katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece'' .... ... ... Ortaokulu Müdürlüğü'nün 17.10.2018 tarihli yazısı ile, 6-A sınıfından ... XXXXX, ... XXXXX ve ... XXXXXX ile 6/B sınıfından ... XXXXXX, ... XXXX, ... XXXXX, ... XXXX ve ... ... XXXXXXX'ün, öğretmenleri Didem XXXX ve Firdevs XXXXXXX'ya tacize uğradıklarını bahsetmeleri üzerine, okul yönetimi tarafından öğrencilerin ifadeleri alındığı, ifadelerde isminin ... olduğunu öğrendikleri şahıs tarafından, öğrencilerin şahsa ait işyerinde göğüsleri ve popolarının sıkıştırılması suretiyle tacize uğradıklarını belirttiklerine ilişkin düzenlenen adli vaka raporu, öğretmen tutanakları ve öğrenci ifadelerinin Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine başlatılan soruşturmada, sanık hiç bir suçlamayı kabul etmemiş olup, aşamalardaki savunmalarda ... XXXXX'nun dükkanda hırsızlık yapması nedeni ile öğrencileri özellikle ... XXXXX tarafından yönlendirildiği ve öğretmenlerin de gerekli özeni göstermeyerek bu yönlendirmenin doğrultusunda işlem yaptıkları şeklinde savunmada bulunulmuş ise de, mağdurların olay tarihinde 10-11 yaşlarında oldukları, yine bir kısmının yakın arkadaş olduğu yargılama aşamasında tespit edilmiş. Okul görevlileri dinlenildiğinde prosedür gereği ilk müdahalenin kabul edilebilir şekilde yapıldığı, öğrencilerin önce dinlendikten sonra kendi el yazıları ile yazı yazdırıldığı, öğrencilerin bu şekilde cinsel istismardan bahsettikleri ilk şikayet işlemlerinin gün içerisinde aynı zaman diliminde geliştiği ... XXXXX'nun diğer öğrenciler üzerinde bu şekilde yönlendirme yapacak derecede bağlarının bulunmadığı görülmektedir. Yine sanığın savunmalarında olayın meydana geldiği yerin camekan olup yerleşim yeri içerisinde olduğundan bu eylemlerin yapılmasının mümkün olmadığı şeklinde savunma yapılmış ise de sanığa isnat edilen eylemlerin kısa süreli ve basit kabul edilebilecek hareketler ile yapılabildiği mağdur beyanlarında o dönemde görüşü engellenmiş olduğunun beyan edildiği bu nedenle bu mekanda yapılabilir davranışlar olduğu kanaatine varılmıştır. Yargılama aşamasında, ilk bozma kararı öncesi duruşmada dinlenen mağdurlar ... XXXXX, ... XXXXX, ... ... XXXXXXX, ... XXXX ve ... XXXXXXXX'in beyanları ile ilgili olarak pedagog Kamil XXXXXX; mağdurelerle daha öncesinde yaptığı görüşmelerde çocukların yapısal olarak olayları algıladıkları olağan zihinsel gelişimlerini tamamladıkları, kendilerini ifade edebilme,karşı tarafın amacını anlayabilme, kavrayabilme yeteneklerine sahip oldukları, mental ve fiziksel olarak gelişimlerini tamamladıkları yönünde görüş bildirilmekle birlikte, mağdurların ifadelerini verirken ailelerinin ve çevrelerinin etkisi altında ifade verdiklerini müşade ettiğini belirttiği görülmüştür. Yine bozma öncesi ikinci celsede dinlenen mağdurlardan sadece ...'in duruşmadaki ifadesinin samimi olduğu, beyanına itibar edilebileceği, ...'nın ifadesinin, yapmış olduğu görüşmeler ve şuanda vermiş olduğu beyanlar gözönüne alındığında olaylar olduktan sonra ailesi ve çevresi tarafından yönlendirme yapıldığı, içinde bulunduğu sosyal çevre tarafından ifadelerini değiştirmesi yönünde baskı yapıldığı, önceki verdiği ifadelerinin ayrıntılı ve samimi olduğu, bu nedenle de şimdiki beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği, ...'in şu anki ifadelerinin samimi göründüğü, ancak daha önceki ifadeleri daha detaylı olduğu için önceki ifadelerine itibar edilmesinin uygun olacağını beyan ettiği görülmüştür. Kaldı ki, başta şikayetçi olan pek çok mağdur velisinin; mahalle muhtarı, sanığın eşi ve ailesinin sanığın bu olayı yapmış olmadığı yönündeki ziyaretleri nedeniyle çocuklarının psikolojisinin daha fazla bozulmaması için şikayetlerinden vazgeçtiklerini beyan etmeleri de dikkate alındığında her ne kadar mağdurların bir kısmının aşamalardaki beyanları ilk beyanlarından farklı ise de mağdurların yaşı, ailelerinin şikayetten vazgeçmiş olmaları, çocuklara yönelik cinsel istismar suçları ağır bir suç olup, toplumsal tepkilerin büyüklüğü ve çevresel baskılar nedeni ile kovuşturma aşamasında zaman zaman ifadelerin değiştirilebilir olması gözetildiğinde, mağdurların aşamalardaki ifadeleri diğer deliller ile birlikte değerlendirilmiştir. Usulüne uygun toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda; 12 yaşından küçük olan mağdurlar ... XXXXX, ... XXXXX, ... XXXXX, ... ... XXXXXX, ... XXXX, ... XXXXX, ... XXXXXXXX, ... XXXXXX ve ... XXXXX'nun .... ... ... Ortaokulu öğrencisi oldukları, sanık ... XXXXXXX'in ise, bahse konu okulun karşısında zücaciye, kırtasiye ve oyuncak gibi malzemeleri sattığı "Şanlı Ticaret" isimli iş yerinin bulunduğu, sanığın, alışveriş yapmak için gelen mağdurlara, iş yerine geldikleri sırada zaman zaman cinsel nitelikte davranışlarda bulunduğu, tam olarak tarihleri bilinmemekle birlikte, olayın ortaya çıktığı tarihte altıncı sınıfa giden mağdurlardan ...'ye karşı; ilk olayda, 2017 yılı Ekim-Kasım aylarında kolundan tutup masaya yasladığı, göğüslerine dokunduğu, cinsel bölgelerine ellemeye çalıştığı, ikinci sadece kolundan tutarak dükkana çektiği, üçüncü olayda, 2018 Mart-Nisan aylarında dudağından öpmeye çalıştığı, kalçasına ve cinsel organına ellediği, arkasından sarılarak öpmeye çalıştığı, dördüncü olayda ise, 16.10.2018 tarihinde mağdura "gögüslerin büyümüş mü okşıyayım" dediği, mağdur ...'ye karşı; beşinci sınıfta iken, farklı zamanlarda, birden fazla kez, sarıldığı, göğsüne ve poposuna dokunduğu, cinsel organına dokunmaya çalıştığı, mağdur ...'e karşı; ilk olarak beşinci sınıfın birinci döneminde, arkadan sarılmaya çalıştığı, göğsünü sıktığı, daha sonra beşinci sınıfın ikinci döneminde okulun sonlarına doğru da, arkasından yaslanarak masaya doğru götürerek göğsüne ellediği, mağdur ...'ya karşı; ilk olarak beşinci sınıfın son haftalarında, kalçasına vurduğu ve sıktığı, altıncı sınıfta okulların açılmasından bir hafta sonra ikinci olayın olduğu ve yine kalçasını sıktığı, üçüncü olayda ise, kalçasını sıkarak göğüslerine dokunduğu, dördüncü olayın olduğu 17.10.2018 tarihinde ise, arkasından sarılarak öpmeye çalıştığı, mağdur ...'ye karşı; farklı tarihlerde beş kez cinsel nitelikte davranışlarda bulunduğu, ilk olarak beşinci sınıfta iken göğüslerini sıktığı, ikinci olarak 2017 yılında anneler gününde göğüslerini sıktığı, üçüncü ve dördüncü olayda da göğsünü sıktığı, beşinci olayın ise 2017 yılında anneler gününden bir iki hafta sonra olduğu, arkasından gelerek sarıldığı, mağdur ...'e karşı; ilk olarak beşinci sınıfın ilk döneminde arkadan sarıldığı, göğüslerine dokunduğu, beşinci sınıfın ikinci döneminde de yine aynı şekilde arkasından sarıldığı, göğsüne dokunduğu, 2018 Ağustos ayı sıralarında ise boynundan sarıldığı, mağdur ...'ya karşı; beşinci sınıfın ikinci döneminde, okulun kapanmasına yakın ilk olarak poposuna ve göğüslerine dokunduğu, ikinci olayda ise "güzelim" diyerek yanağını sıktığı, mağdur ...'e karşı; 2018 yılı yaz tatilinde kafasını okşadığı, arkasından yaklaşarak elleriyle göğsüne dokunduğu, göğsünü sıktığı, ellerini tuttuğu ve yanağından öptüğü; olayın ortaya çıktığı tarihte yedinci sınıfa giden mağdur ...'a karşı ise, ilk kez beşinci sınıfta iken arkasından sarılarak göğüs ve kalçasına dokunduğu, ikinci olarak da altıncı sınıfta iken arkasından cinsel organını ile dokunduğu, göğüslerini sıktığı, 17.10.2018 tarihinde mağdurlardan ... XXXXX, ... XXXXX ve ... XXXXXX, ... XXXXX ve ... ... XXXXXXX'ün öğretmenleri Didem XXXX ve Firdevs XXXXXXX'ya sanığın kendilerine sarıldığına ve dokunduğuna ilişkin anlatımlarda bulunmaları üzerine ve okul yönetimi tarafından konunun Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına iletildiği, olayın bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir. Mağdurların soruşturma aşamasında Çocuk İzlem Merkezinde alınan beyanlarında; Mağdur ... XXXXX'nun, sanık ile aralarında geçen dört olaydan bahsettiği, sanığın kolundan tutup masaya yasladığını, kıyafetlerinin üzerinden göğüslerine dokunduğunu, kalçasına ve cinsel organına ellediğini, arkasından sarılarak öpmeye çalıştığını, ikinci ya da üçüncü olayda ...'in de olduğunu, ...'in kendisine de yaptığını söylediği, Mağdur ... XXXXX'in, sanığın beşinci sınıftayken bir kaç kez sarıldığını, göğsüne ve poposuna dokunduğunu, cinsel organına dokunmaya çalıştığını, göğüslerine dokunurken ... ve ...'ın da gördüğünü ve onlara da aynı şekilde dokunduğunu söylediği, Mağdur ... XXXXX, sanığın kendisine yönelik 6-7 kez cinsel nitelikte eylemde bulunduğu belirtmiş ise de, sanığın kendisine yönelik iki eyleminden bahsederek, sanığın, ilk olarak beşinci sınıfın birinci döneminde, ... ve ... ile gittiğinde kendisine arkadan sarılmaya çalıştığını, göğsünü sıktığını, ikinci dönemin sonuna doğru ise ... ile gittiğinde, her ikisini de göğsüne dokunduğunu söylediği, Mağdur ... XXXXXXX'ün, sanık ile aralarında geçen dört olaydan bahsettiği, ilk olayın beşinci sınıfın ikinci dönem sonu ... ile dükkana gittiğinde kalçalarına vurup sıktığını, altıncı sınıf başında yine ... ile gittiğinde ikisine de arkadan sarılıp kalçalarını sıktığını, üçüncü olayda ... ve ... ile gittiğinde yine kalçalarını sıktığını ve ellerinin göğsüne değdiğini, arkadaşlarının gördüğünü, dördüncü olayda ... ve ... ile gittiğinde arkasından sarılarak öpmeye çalıştığını, arkadaşlarının gördüğünü söylediği, Mağdur ... XXXXXX'nın, sanık ile aralarında geçen beş olaydan bahsettiği, beşinci sınıfa giderken ... ile yapıştırıcı almak için dükkana gittiğinde, ikisinin de göğüslerinden sıktığını, ikinci olayda, ... ile gittiğinde, sanığın ikisinin arasına girerek önce ...'in sonra da kendisinin göğüslerini sıktığını, üçüncü olayda ... ile gittiklerinde arkalarından yaklaşıp sararak göğüslerini sıktığını, beşinci olayda ise, ... ile gittiğinde arkasından sarıldığını, ...'e de yaptığını öğrendiğini ancak görmediğini söylediği, Mağdur ... XXXXX'in, sanık ile aralarında geçen iki olaydan bahsettiği, yaz tatilinde ... ile sanığın iş yerine gittiğinde, sanığın kafasını okşadığını, göğsünü sıktığını, arkasından yaklaşarak elleriyle göğsüne dokunduğunu, ellerini tuttuğunu ve yanağından öptüğünü, ...'ye de ellemeye çalıştığını, ... ile gittiği ikinci olayda ise, sanığın kendisine yönelik bir eylemi olmadığını, sadece ...'ya ellemeye çalıştığını söylediği, Mağdur ... XXXX'nın sanık ile aralarında geçen üç olaydan bahsettiği, ilk iki olayda arkasından sarıldığını ve göğüslerine dokunduğunu, 2018 Ağustos ayı sıralarındaki olayda ise, boynundan sarıldığını, bu olaylarda hep tek olduğunu söylediği, Mağdur ... XXXXX'in, sanığın kendisine yönelik iki eyleminden bahsettiği, beşinci sınıfın ikinci döneminde, ... XXXXXX ile birlikte iş yerine gittiklerinde, sanığın popo ve göğüslerine dokunduğunu, popolarına şaplak attığını, ... ile gittiğinde ise "güzelim" deyip yanaklarını sıktığını söylediği, Mağdur ... XXXXXXXX'in, sanığın kendisine yönelik iki eyleminden bahsettiği, ilk olayın beşinci sınıf birinci döneminde ... ile gittiğinde, sanığın arkasından sarılarak göğüs ve kalçasına dokunduğunu, ...'in gördüğünü, ikinci olayda altıncı sınıfta olduğunu, masaya dönük iken sanığın arkasından cinsel organı ile kalçasına dokunduğunu, göğüslerini sıktığını söylediği, Buna göre, mağdurların soruşturma aşamasında alınan beyanlarında, sanığın eylemlerini detaylı bir şekilde anlattıkları, alınan beyanlarının hep aynı yönde olduğu ve birbirleri ile örtüştüğü anlaşılmıştır. Buna göre, sanık aşamalarda alınan beyanlarında üzerine atılı suçu kabul etmemiş ise de; .... ... ... Ortaokulu öğrencisi olan 12 yaşından küçük mağdurlar ... XXXXX, ... XXXXX, ... XXXXXX, ... ... XXXXXXX, ... XXXX, ... XXXXX, ... XXXXXX, ... XXXXX ve ... XXXXX'nun, olayın ortaya çıkmasından sonra Çocuk İzlem Merkezinde alınan, birbirini destekleyen, ayrıntılı, tutarlı, oluşa uygun düşen beyanları gözetildiğinde; olay tarihinde 10-11 yaşlarında olan mağdurların ortada herhangi bir sebep yokken sanık hakkında bu tür anlatımlarda bulunmalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, sanık ile mağdurların aileleri arasında sanığa iftira atılmasını gerektirecek herhangi bir husumetin de dosyaya yansımadığı anlaşılmakla, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek, sanığın zaman zaman alışveriş yapmak için iş yerine gelen mağdurlara cinsel nitelikte davranışlarda bulunmak suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği mahkememizce sabit kabul edilmiştir. Her ne kadar Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2018 tarih 2018/6828 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında, mağdurlara arkalarından sarılmak, kıyafetleri üzerinden göğüslerini okşayıp sıkmak, kalçalarına dokunmak suretiyle, sarkıntılık düzeyini aşan TCK'nın 103/1-1.cümle, 3. cümle de düzenlenen 12. yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın eylemlerinin TCK'nın 103/1-1. cümle kapsamında değerlendirilebilmesi için, eylemlerin ani ve kesintili olmayıp devamlılık arzetmesi yani cinsel arzuları tatmine yönelik eylemlerin ani ve kesintili olmayıp belli bir yoğunluğa ulaşması gerekmektedir. Ancak somut olayda; mağdur ...'ye karşı, göğüslerine ve cinsel bölgesine kıyafetleri üzerinden dokunma, arkasından sarılarak öpmeye çalışma; mağdur ...'ye karşı, sarılma, göğsüne ve poposuna dokunma; mağdur ...'e karşı, arkadan sarılma, göğsüne dokunma, sıkma; mağdur ...'ya karşı, kalçasına vurma ve sıkma, göğüslerine dokunma, arkasından sarılma; mağdur ...'ye karşı, göğüslerini sıkma, arkasından sarılma; mağdur ...'e karşı, arkadan sarılma, göğüslerine dokunma, göğsüne dokunma; mağdur ...'ya karşı, poposuna ve göğüslerine dokunma, "güzelim" diyerek yanağını sıkma; mağdur ...'e karşı, göğsüne dokunma ve sıkma, yanağından öpme; mağdur ...'a karşı, göğsüne dokunma, sıkma, cinsel organı ile dokunma; şeklinde belli bir yoğunluğa ulaşmayan eylemlerden bahsedildiği, bu nedenle sanığın her bir mağdura yönelik eylemlerinin sarkıntılık boyutunda kalan cinsel arzuları tatminine yönelik eylemler olduğu mahkememizce kabul edilerek, sanığın eylemlerine uyan fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde, suçların işleniş biçimleri, işlendikleri yer ve zaman ve kastının yoğunluğu göz önünde bulundurularak, mağdur sayısınca (9 kez) TCK'nın 103/1-2. ve 3. cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın, 12 yaşından küçük mağdurlar ... XXXXX, ... XXXXX, ... ... XXXXXXX, ... XXXX, ... XXXXX ve ... XXXXXXXX'e karşı; eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, her bir mağdura karşı aynı suçu birden fazla kez işlediği anlaşıldığından, işlediği suçların adeti ve niteliği gözetilerek, TCK'nın 43/1 maddesi gereğince cezalarının takdiren ayrı ayrı 1/4 oranında artırılmasına karar verilmiştir. Sanığın, 12 yaşından küçük mağdurlar ... XXXXXX ve ... XXXXX'ya karşı; eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, mağdur ...'ye beş kez, mağdur ...'ye ise dört kez zincirleme şekilde işlemiş olduğu anlaşılmakla, işlediği suçların adeti ve niteliği gözetilerek TCK'nın 43/1 maddesi gereğince cezalarıında takdiren ayrı ayrı 1/3 oranında artırım yapılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar sanık hakkında, mağdur ... XXXXX'e yönelik, birden fazla cinsel istismar gerçekleştirildiğinden bahisle kamu davası açılmış ise de; dosya kapsamından mağdurun anlatımında iki ayrı olay tarihinden bahsettiği, ancak ... XXXXX ile gittiğinde sadece ...'ya yönelik cinsel istismar anlatımı bulunduğu, kendisinin olay yerinden kaçtığını söylediği gözetildiğinde, mağdurun, ... XXXXX ile birlikte sanığın iş yerine gittiği olayda, sanığın kendisine yönelik cinsel istismara teşebbüs ettiğine dair anlatımı bulunmadığı, sanığın bu anlatımdaki suçu işlediği sabit olmadığından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Buna göre, her ne kadar iddianamede sanık hakkında, mağdur ... XXXXX'e yönelik zincirleme şekilde cinsel istismar suçunu işlediğinden bahisle TCK'nın 43. maddesinin uygulanması talep edilmiş ise de; sanık hakkında, mağdur, ... XXXXX ile birlikte iken olduğu iddia edilen eylemden dolayı beraat kararı verildiği, iddianamede sanığın mağdura yönelik zincirleme suça konu olabilecek başkaca bir eyleminde de bahsedilmediği görülmekle, sanık hakkından TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ayrıca, iddianame anlatımında, sanığın, mağdur çocukların bir kısmını tehdit ederek bahse konu eylemleri gerçekleştirdiğinin belirtildiği, buna istinaden, mağdur çocukların dosya kapsamında alınan beyanları gözetildiğinde, mağdur çocuklardan sadece ... XXXXX, ... ... XXXXXXX ve ... XXXXXX'nın bu yönde anlatımının olduğu, mağdur ...'nin Çocuk İzlem Merkezinde alınan beyanında, başka marketen çıktıktan sonra sanığın dükkanına gireceği zaman, sanığın neden buraya gelmiyorsun şeklinde kendisine kızarak kolundan tuttup içeri çektiğini, "...hırsızlık yaptığını söylerim, kendin istedin, senin baban ceza evinde, bunları ailene anlatırsan baban daha çok sinirlenir, gelir beni öldürür, kimseye anlatma..." şeklinde sözler söylediğine ilişkin beyanda bulunduğu; mağdur çocuk ...'nin Çocuk İzlem Merkezinde alınan beyanında "...... ile yaşadığımız dördüncü olayda, önce ...'ya bunu birilerine söylerseniz sizi öldürürüm, sizi döverim dedi, sonra bana da söylersen sizi öldürürüm, döverim dedi..." şeklinde beyanda bulunduğu; mağdur çocuk ...'nın ise Çocuk İzlem Merkezinde alınan beyanında "...İkinci ya da üçüncü dokunmasında, 'sakın babana ya da annene söyleme, yoksa babanı anneni öldürürüm' dedi. bunu benim kulağıma söyledi, bunu ... duymadı, fısıltı şeklinde söylemişti..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüş ise de; mağdur çocukların ortak anlatımlarının, sanığın sarkıntılığa yönelik eylemlerine ilişkin olması, sanığın savunmalarının aksine, mağdurları tehdit ettiğine dair dosya kapsamında somut bir delilin bulunmaması ile mağdur ...'nın alınan beyanlarında, sanığın, mağdur ... ile kendisini tehdit ettiğine ilişkin bir anlatımının olmaması karşısında, sanığın, mağdur çocuklara karşı cinsel istismar suçunu, tehditle işlediğinin sabit kabul edilemeyeceği değerlendirilmekle, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği şüpheli kalan bu halden sanık yararlandırılarak, sanık hakkında TCK'nın 103/4 maddesi tatbik edilmemiştir.'' şeklindeki gerekçe ile hükümler kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Mağdureler ... ve ... ...'e Yönelik Eylemler Sebebiyle Kurulan Mahkumiyet Hükümleri ile Mağdure ...'e Yönelik Eylem Sebebiyle Kurulan Beraat Hükmü Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, mahkumiyet hükümleri yönünden eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, beraat hükmü yönünden de mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmaması sebebiyle mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Sanık Hakkında Mağdureler ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e Yönelik Eylemler Sebebiyle Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden 1. Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda mağdurelerin tüm aşamalardaki ifadelerinin gerek kendi içlerinde gerekse birbirlerine yönelik tanıklık anlatımlarında çelişkiler barındırdığı, Dairemizin son bozma kararı sonrası alınan ifadelerinde mağdure ...'nin ''Bana bir şey olmadı arkadaşlarım adımı söylediğinde onları yüzüstü bırakmamak için evet oldu diyerek devam ettim'' şeklinde, mağdure ...'nin '' ... ile başladı, normal sayılacak şekilde sarıldı, ... şikayetçi olduğu için öyle düşünmüştüm'' şeklinde, mağdure ...'in ''Esmer kısa bir arkadaşım vardı size de böyle bir şey yapmıştır dedi oysa bize böyle bir şey yapılmamıştı, çocukluk aklımla anlayamadım ama şimdi anlıyorum'' şeklinde, mağdure ...'in ''Arkadan sarılıyordu elleri göğsümün oraya geldiği için göğsüme değmiş olabilir'' şeklinde, mağdure ...'nın ''Öyle bir dokunma olduğunu hiç bir şekilde hatırlamıyorum, yanağımı sıkmış olabilir fakat sarılmadı'' şeklinde, mağdure ...'ın ''Bu olaylar yaşanmadı böyle bir hareket olmadı bana karşı'' şeklinde, mağdure ...'in ''Arkadaşlarım kendilerine yönelik eylemler olduğunu söyleyince ben de öylesine söylemiştim sana da yapmıştır denince bu şekilde olduğunu zannedip söylemiş olabilirim.'' şeklinde anlatımlarının bulunduğu nazara alındığında anılan mağdurelerin diğer mağdureler ... ve ... ...'in anlatımlarından etkilenmiş olabilecekleri gözetildiğinde sanık hakkında anılan mağdurelere yönelik eylemleri sebebiyle, mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından beraat kararları verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Mağdureler ... ve ... ...'e Yönelik Eylemler Sebebiyle Kurulan Mahkumiyet Hükümleri ile Mağdure ...'e Yönelik Eylem Sebebiyle Kurulan Beraat Hükmü Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.01.2023 tarihli ve 2022/185 Esas, 2023/9 Karar sayılı kararında sanık müdafileri ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜMLERİN ONANMASINA, B. Mağdureler ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e Yönelik Eylemler Sebebiyle Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiileri ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.01.2023 tarihli ve 2022/185 Esas, 2023/9 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2023 tarihinde karar verildi.