10. Hukuk Dairesi 2016/5705 E. , 2016/7365 K. "" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Somut olay …
**10. Hukuk Dairesi 2016/5705 E. , 2016/7365 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Somut olay incelendiğinde; davacının Çermik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde 15.09.2001 – 15.06.2009 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini istediği, Mahkemece, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davacı, uyuşmazlık konusu dönemlerde, Muharrem Akkılıç İlköğretim Okulunda temizlik işinde çalıştığını, ücretinin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından ödendiğini iddia etmektedir. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9 maddesidir. Anayasa’nın 12. maddesine göre; “Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir.”. Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkıdır. Aynı zamanda “sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti içerisinde yer alan ve bu ilkeyi oluşturan temel kavramlardan birisidir”. Bu esası göz önüne alan anayasa koyucu “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60’ncı madde ile “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” hükmünü getirmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve vazgeçilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. (Mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 6. maddesinde ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 92. maddesinde de, bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp aynı zamanda bir yükümlülüktür.