Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/5749 E. , 2024/3207 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/5749 Karar No : 2024/3207 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) … Sanayi Üretim İthalat İhracaat Turizm Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) … Valiliği VEKİLİ : Av. … 3- (DAVACI YANINDA MÜDAHİL) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca ale…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/5749 E. , 2024/3207 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/5749 Karar No : 2024/3207 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) … Sanayi Üretim İthalat İhracaat Turizm Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) … Valiliği VEKİLİ : Av. … 3- (DAVACI YANINDA MÜDAHİL) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhe olan hüküm fıkralarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kocaeli ili, Gölcük ilçesi, Kavaklı Mahallesinde bulunan denizden doldurma suretiyle kazanılan 85.027,00-m² yüzölçümlü alanın 4.302,00-m²sinin çay bahçesi, kafe ve düğün salonu olarak kullanılmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle 25/07/2013-24/07/2018 tarihleri arasındaki dönem için davacıdan 1.010.726,02-TL tutarında ecrimisil istenilmesine ilişkin … tarihli ve … sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile buna yapılan itirazın reddine ilişkin … tarihli ve … sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; ecrimisile konu taşınmazın 5393 sayılı Yasanın 79. maddesi kapsamında belediyenin tasarrufuna bırakıldığına ilişkin bir belge ibraz edilmediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilerek aldırılan bilirkişi raporu ile" işgale konu alanın 4.302,00 m² olarak tespit edildiği, işgal süresinin davalı idare tarafından belirlenen süre ile uyumlu olduğu, kesinleşen yargı kararı emsal alınarak 2013 yılı için birim bedelinin 26,50-TL olduğu belirtilerek ecrimisil bedelinin 671.778,55-TL hesaplandığı" görüldüğünden, davacıdan istenilen 1.010.726,02-TL ecrimisilin 338.947,47-TL'lik kısmında hukuka uygunluk, 671.778,55-TL'lik kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin kısmen iptaliyle davanın kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurularına konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların; "söz konusu taşınmazın davacı yanında müdahil Belediyenin hüküm ve tasarrufuna bırakıldığına ilişkin izin, geçerli bir yargı kararı bulunmadığı gerekçesiyle" söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tasarruf yetkisinin Büyükşehir Belediyesine devrine yönelik olarak Gölcük Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada kabul yönünde verilen kararın istinaf aşamasında usulden kaldırıldığı, dolayısıyla esas yönünden geçerliliğini koruduğu, ayrıca ... İdare Mahkemesinin tasarruf yetkisinin Büyükşehir Belediyesinde olduğuna vurgu yapan kararının da istinaf aşamasından onanarak geçtiği, böylece hüküm ve tasarruf etme yetkisinin bulunmadığı taşınmaz hakkında ecrimisil düzenlenmesine ilişkin dava konusu işlemin iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı tarafından, söz konusu taşınmaza ilişkin ecrimisil düzenleme yetkilerinin bulunduğu, ecrimisil bedelinin hesabında Maliye uzmanlarınca kıyı yapıları için hazırlanan 2017 yılı değerleme raporundan yararlanıldığı, buna göre 2017 yılı için birim bedelinin 50,00TL/m2 olarak tespit edildiği, bu rakamın geriye doğru yeniden değerleme oranına göre uyarlandığında 2013 yılı için birim bedelinin 39,86TL/m2 olarak tespit edildiği, bu nedenle yapılan hesaplamanın rayice ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir. Davacı Yanında Müdahil tarafından, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 79.maddesi uyarınca ve yargı kararları gereği söz konusu taşınmazdaki tasarruf yetkisinin Büyükşehir Belediyesinde olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Taraflar taraflar temyiz isteminin reddi ile davacı yanında müdahilin temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Davacı Yanında Müdahilin temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirmede; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66. maddesinde; üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği 67. maddesinde ise, müdahale talebinde bulunan üçüncü kişinin, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvuracağı ve müdahale dilekçesinin, davanın taraflarına tebliğ edileceği, mahkemenin, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet edeceği ve gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında bir karar vereceği hükmüne yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince müdahale istemi kabul edilmiş ise de, dava dosyasının ve müdahale dilekçesinin incelenmesinden, davacı yanında müdahilin, müdahale dilekçesinde öne sürülen gerekçeler dikkate alındığında, bakılan davaya müdahil olmak yerine ayrı dava açma olanağının bulunduğu anlaşılmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66. maddesinde öngörülen koşulların oluşmaması nedeniyle davacı yanında müdahale isteminin, İdare Mahkemesince kabul edilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmadığından, davacı yanında müdahilin temyiz isteminin esasının incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Davacının temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirmede; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyiz incelemesi yapılan karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı idarenin temyiz istemi yönünden yapılan değerlendirmede; 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinde; "Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz." hükmüne yer verilmiştir. Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 85/2. maddesinde; Ecrimisilin tespit ve takdirinde; İdarenin zarara uğrayıp uğramadığına ve işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalci tarafından kullanım şekli, fiili ve hukuki durumu ile işgalden dolayı varsa elde ettiği gelir, aynı yer ve mahalde bulunan emsal nitelikteki taşınmazlar için oluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller, varsa bunlara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları, ilgisine göre belediye, ticaret odası, sanayi odası, ziraat odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulmak suretiyle edinilecek bilgiler ile taşınmazın değerini etkileyecek tüm unsurlar göz önünde bulundurulur." kuralına yer verilmiştir. 336 Sıra No'lu Milli Emlak Genel Tebliği'nin "Ecrimisilin tespit ve takdir edilmesi" başlıklı 5/3.maddesinde; "Hazine taşınmazlarının gerçek veya tüzel kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde; tespit tarihinden itibaren onbeş gün içinde taşınmaz tespit tutanağına dayanılarak bedel tespit komisyonunca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere, tarımsal amaçlı kullanımlar ile belediye ve mücavir alan sınırları dışında gelir getirici unsur taşımayan kullanımlar için taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzde birbuçuğundan; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve planlı alanlarda tarım dışı kullanımlar için ise taşınmazın emlak vergisine esas asgari değerinin yüzde üçünden az olmamak üzere ecrimisil tespit ve takdir edilir." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun'un 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece 18/09/2018 tarihli Ecrimisil Kıymet Takdir Kararıyla, ecrimisil istenilen dönem başı olan 2013 yılı için işgal edilen alanın birim bedelinin 39,86 TL/m2 olarak belirlendiği, uyuşmazlığın çözümü için ilk derece Mahkemesince mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bunun sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda ise; dava konusu taşınmazın 2013 yılı için birim bedelinin 26,50-TL/m2 olduğunun tespit edildiği, ancak bu tespit sonucuna ... İdare Mahkemesinin E: ... sayılı dosyasında verilen karara esas alınan bilirkişi raporundaki bilgilerden yola çıkılarak ulaşıldığı, UYAP ortamından yapılan incelemede anılan dosyanın bozmaya uyma sonucu aldırılan bilirkişi raporu esas alınarak verilen bir karar olduğu, anılan kararın da temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu itibarla; temyize konu karara esas alınan bilirkişi raporunda; emsal alınan taşınmazın (Karamürsel/Kocaeli) davaya konu taşınmazdan (Gölcük/Kocaeli) başka bir ilçede bulunduğu dikkate alındığında temyize konu karara esas bilirkişi raporundaki emsalin, ecrimisil bedeli hesabına yeterli ve elverişli bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, dava konusu taşınmaza en yakın özellikleri taşıyan, benzer amaçla (ticari) kullanılan, emsal oluşturabilecek yerlerin kira bedeli ve varsa önceki dönem ecrimisil bedelleri, ticari sirkülasyon, kullanımın amacı, şekli ve niteliği itibariyle civardaki emsalleri, taşınmazın konumu, mevkii, metrekare değeri, çevre koşulları ve davacının taşınmazın işgali ile elde ettiği yarar ve 336 Sıra No'lu Milli Emlak Genel Tebliği'nin 5/3. maddesi de gözetilmek suretiyle düzenlenecek ek rapor veya gerekirse yeni bir bilirkişi raporu aldırılmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekirken, hükme esas alınabilecek yeterlilikte olmayan bilirkişi raporu uyarınca verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacı yanında müdahilin temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE ve müdahil tarafından yatırılan temyiz harçlarının iadesine, 2. Davacının temyiz isteminin reddi ile, davalının temyiz isteminin kabulüne , 3.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının; davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, anılan kararın iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 20/05/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X): Dosyanın incelenmesinden, denizden doldurma suretiyle kazanılan, tescil dışı, tapuda kayıtlı olmayan, Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan alanlardan olduğu belirtilen taşınmazın bir kısmını fuzulen işgal ettiği gerekçesiyle davalı idare tarafından, davacıdan ecrimisil istenilmesine ilişkin ihbarnamenin düzenlenmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, yargılama sırasında ecrimisil ihbarnamesine konu taşınmazın aslında Büyükşehir Belediyesi hüküm ve tasarrufuna devri gerekirken, bu devir yapılmayarak ecrimisil isteme yetkisinin kendileri yerine hukuka aykırı olarak davalı idare tarafından kullanıldığı ileri sürülerek davacı yanında Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin de davaya müdahil olduğu, müdahilin Mahkemece verilen karara karşı istinaf yoluna başvurduğu, bu başvurusunun reddi üzerine de temyiz talebinde bulunduğu görülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Fer'i müdahale" başlıklı 66. maddesinde, "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'i müdahil olarak davada yer alabilir." hükmü yer almış; "Fer’î müdahilin durumu" başlıklı 68. maddesinde ise, müdahale talebinin kabulü halinde müdahilin, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebileceği; müdahilin, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebileceği; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabileceği hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden, uyuşmazlık sonucunda verilecek karardan hak ve menfaatlerinin etkilenmesi muhakkak olan Büyükşehir Belediyesinin davacı yanında müdahil olmasında, davacının aleyhine olmamak üzere onun kullanabileceği kanun yollarını kullanabilmesinde hukuki bir engel bulunmadığı gibi görülen dava konusu işleme karşı ayrıca dava açma olanağının bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, 5393 sayılı Belediye Kanununun 79/2.maddesinde; "Belediye tarafından deniz, akarsu ve gölden doldurma suretiyle kazanılan alanlar, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak kullanılmak şartıyla Maliye Bakanlığı tarafından belediyelerin, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerinin tasarrufuna bırakılır." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu ihbarnamede belirtilen taşınmazın denizden doldurulmuş bir yer olduğu, anılan hüküm uyarınca Büyükşehir Belediyesine devri gerekirken devredilmeyerek davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından, üzerinde hüküm ve tasarruf etme yetkisinin bulunmadığı taşınmaz hakkında davalı idarenin ecrimisil isteme yetkisi de olmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı yanında müdahilin temyiz isteminin incelenerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle Dairemizce verilen aksi yöndeki karara katılmıyorum. KARŞI OY (XX): Dosyanın incelenmesinden; İlk Derece Mahkemesi tarafından, 15/03/2019 tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle davacı yanında müdahale talebinde bulunan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığının bu talebinin taraflara tebliğ edildiği, sonrasında ise 25/04/2019 tarihli ara kararı ile bu istemin kabul edildiği, Mahkemece verilen karara karşı davacı yanında müdahilin istinaf yoluna başvurduğu, bu başvurusunun reddi üzerine temyiz talebinde bulunulduğu görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davacı yanında müdahilliğe davanın taraflarınca herhangi bir itirazın söz konusu olmadığı, ayrıca bu hususun temyiz konusu edilmediği ve yanında katıldığı taraf ile birlikte temyiz isteminde bulunduğu gözetildiğinde Mahkeme kararıyla kabul edilen ve halen geçerliliği bulunan müdahilin temyiz isteminin, yukarıda belirtilen mevzuat ve içtihat gereğince esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, Dairemizce verilen kararın davacı yanında müdahilin temyiz isteminin incelenmeksizin reddi yolundaki kısmına katılmıyorum.