11. Hukuk Dairesi 2020/7483 E. , 2022/4273 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.06.2018 tarih ve 2014/61 E- 2018/455 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.07.2020 tarih ve 2018/2468 E- 2020/696 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca i…
**11. Hukuk Dairesi 2020/7483 E. , 2022/4273 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.06.2018 tarih ve 2014/61 E- 2018/455 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.07.2020 tarih ve 2018/2468 E- 2020/696 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalı ...Ş. vekili Av.... ile ihbar olunan vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankadaki hesabından 11/11/2008 tarihinde bilgisi dışında sahte imza ile başka bir hesaba 588.627,00 TL havale edildiğini, bu işlemden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek işleyecek avans faizi ile birlikte aktarılan paranın müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davanın hukuka ve maddi gerçekliğe aykırı olduğunu, paranın yüklü bir miktar olması nedeniyle kişinin bu durumu bilmemesinin mümkün olmadığını, paranın davacıya ait olmadığını, sadece bu paranın çok kısa bir süre için şeklen davacı adına açılmış olan ancak yapılan işlemlerden ve davacının beyanlarından anlaşıldığı üzere boşanmadan önce ticaretle uğraşan eski eşiyle birlikte kullanmakta olduğu hesaba aktarıldığı savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu hesabın davacıya ait olduğu, 11/11/2008 tarihinde bu hesaptan davacının eşi tarafından müşterek çocuklarının hesabına dava konusu paranın havale edildiği, bu hesaba değişik tarihlerde paralar yatırılarak çekildiği, hesaptaki paranın değişik tarihlerde üçüncü şahıslara havale edildiği, bu paranın davacının hesabına dönmediği, havale işlemindeki dayanak belgedeki imzanın davacıya ait olmadığı, işlemin davacının daha sonra boşandığı eşi tarafından yapıldığı, davacının davaya konu işlemin yapıldığı 2008 yılından davanın açıldığı 2013 yılına kadar 5 yıl içerisinde işlemden haberdar olmamasının mümkün olmadığı, işlemlere icazet verdiği ve işlemleri benimsediği anlamına geldiğinden bilgisi, rızası ya da icazeti dışında meydana gelmiş bir işlem ve oluşmuş bir zarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.