11. Hukuk Dairesi 2022/427 E. , 2023/754 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM : Davanın reddi Taraflar arasındaki tespit-alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlan…
**11. Hukuk Dairesi 2022/427 E. , 2023/754 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM : Davanın reddi Taraflar arasındaki tespit-alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ...'tan 1186 ve dava dışı ...'den 28 hisse alarak 1214 hisse ile davalı şirkete ortak olduğunu ancak şirketin mali durumu hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini, kâr payı dağıtılmadığını, müdürlerin hukuka aykırı işlemleriyle şirketin zarara uğratıldığını, davalı şirkete gönderilen ihtarnameye verilen cevapta müvekkilin ortak olmadığının bildirildiğini ileri sürerek şirket müdürlerinin azlini, şirkete kayyım atanmasını, kayyıma sermaye ve ortaklık payı ile geçmiş döneme ilişkin dağıtılmayan kâr payının tespiti hususunda görev ve yetki verilmesini, davalı şirketin ve müvekkilinin davalı şirkette bulunan hisse/pay ve ortaklık durumunun, müvekkili hissesine isabet eden sermaye payının rayiç değerinin tespitini, sermaye payına mahsuben şimdilik 5.000,00 TL'nin, kâr paylarına mahsuben şimdilik 5.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket tasfiye edilmeden sermaye payının talep edilemeyeceğini, hem sermaye payı hem da kâr payı talep edilmesinin çelişkili olduğunu, noter satış senedinin hemen getirileceği beyan edildiğinden devre muvafakate yönelik kararın karar defterine geçirildiğini, ancak davacı ve ... devirden vazgeçtiklerini bildirdiklerinden tescil ve ilan yapılmadığını, resmi şekilde yapılmayan hisse devrinin geçersiz olduğunu, ...'ın daha sonra hisselerini diğer ortaklara devrettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 04.09.2013 tarih, 2012/114 E. ve 2013/457 K. sayılı kararı ile her ne kadar davacı ile dava dışı kardeşi arasında noterce düzenlenmiş hisse satış sözleşmesi bulunmakta ise de, bu devrin şirkete bildirilmediği, pay defterine işlenmediği, ilan da edilmediği, bu nedenle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesi anlamında geçerli bir devirden sözedilemeyeceği, ayrıca dava dışı ...'in 28 hisesinin davacıya satışına ilişkin sözleşme bulunmadığı, davacı ortak olmadığından ortaklık sıfatına bağlı haklar yönünden dava takip yetkisinin (aktif husumet) bulunmadığı, davanın şartının noksan olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. (Birinci) Bozma Kararı Dairemizin 12.06.2015 tarih, 2014/19205 E. ve 2015/8209 K. sayılı kararıyla ‘‘... Limited şirkette geçerli bir pay devri için yazılı şekilde yapılmış pay devri sözleşmesinin imzasının noterde tasdik ettirilmesi, ortakların ağırlaştırılmış nisap ile devre muvafakat etmeleri ve devrin pay defterine işlenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta 23.06.2008 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı ile devre muvafakat edildiği, akabinde 24.06.2008 tarihinde imzaları noterde tasdik edilen hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ... tarafından davalı şirketteki 1186 hissenin davacı ...'a devredildiği anlaşılmaktadır. Pay devri limited şirket hakkında, ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla sonuç doğurur. Davacı tarafça, geçerli bir devrin son aşaması olarak, devrin pay defterine işlendiği ve davacının davalı şirkete ortak olduğu iddia olunmuş, mahkemece devrin şirkete bildirilmediği ve pay defterine işlenmediği kabul edilerek bu gerekçeyle hüküm kurulmuştur. Ancak, davalı şirketin pay defteri üzerinde bu hususta bir inceleme yapılmış değildir. Bu itibarla, öncelikte davalı şirketin pay defteri incelenmek suretiyle devrin geçerli olup olmadığının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir... ’’ gerekçesiyle bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 21.04.2016 tarih, 2015/1394 E. ve 2016/345 K. sayılı kararı ile davacı tarafın pay defterini delil olarak gösterdiği ancak davalı tarafça kesin süreye rağmen pay defterinin sunulmadığı, başka bir delil ile pay defterine kayıt yapıldığına yönelik davacı tarafça bir delil sunulamadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D. İkinci Bozma Kararı Dairemizin 10.05.2018 tarih, 2018/4501 E. ve 2020/2142 K. sayılı kararıyla onanmıştır. Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dairemizin 27.02.2020 tarih, 2018/4501 E. ve 2020/2142 K. sayılı kararıyla ‘‘ ...Ancak dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nun 219 uncu maddesi “taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar" hükmünü, 220 inci maddesi ise "ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir” hükmünü düzenlemiştir. Bu durumda mahkemece kural olarak şirket pay defterinin davalı şirkette olması gerektiği ve buna göre pay defterinin ibrazının davacı taraftan beklenmesinin doğru olmadığı kabul edilerek yukarıda açıklanan Yasa hükümleri nazara alınarak değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemizin 10.05.2018 tarih, 2016/9580 E. ve 2018/3426 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak yukarıda anılan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.’’ gerekçesiyle bozulmuştur. E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 15.10.2021 tarih, 2020/116 E. ve 2021/192 K. sayılı kararı ile davaya konu pay devrine ilişkin noter evrakının şirkete tebliği edilmediği, şirkete ait; davaya konu pay devri tarihi öncesine ait bir pay defterinin mevcut olmadığı, pay devri tarihinden sonra pay defterinin noter onayının yapıldığı; davaya konu devir işleminden öncesine ait pay defteri bulunduğuna ilişkin; davalı tarafın belgenin elinde olduğunu ikrar etmediği aksine bulunmadığını belirttiği, belgenin var olduğuna dair resmî bir kayıt bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 220 nci maddesi kapsamında sayılan koşulların; davalı tarafın elinde bulunmadığını beyan ettiği pay defterini sunması açısından ve karşı tarafın beyanının kabul edilmesi açısından mevcut olmadığı anlaşılmakla birlikte; davalı taraf davacının dava dışı ...'tan hisseleri devraldıktan sonra kardeşi olan davacı ile dava dışı Belgin'in devirden vazgeçtiklerini ve dava dışı Belgin'in hisselerini diğer ortaklara devrettiğini beyan ettiği, karar defterindeki 30 no.lu ve 08.07.2008 tarihli kararda yani dava konusu devir işleminden sonra ...'ın hisselerini şirket ortaklarına devrettiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla 30 no.lu kararın davalı vekilinin beyanlarını doğrular nitelikte olduğu ve limited şirketlerde payın devredilebilmesi için, 6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesi gereğince, "pay devrine ilişkin olarak imzası noterlikçe tasdik edilmiş yazılı sözleşme yapılması, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması ve devrin pay defterine kaydedilerek bu hususun ilan edilmesi" gerektiği ancak dosya kapsamında belirtilen hususlar dikkate alındığında devrin pay defterine işlenmediği ve ilan da edilmediği dolayısıyla pay devrinin gerçekleşmediği anlaşıldığından davacının pay devrinin pay defterine tescilinin tespiti, şirket müdürlerinin azli ile sermaye ve kâr payı alacağı talebine ilişkin davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından sunulan delillerle pay devri için aranan şartların tamamının gerçekleştiğini, pay devrinin yazılı şekilde yapılarak imzasının noterlikçe tasdik edildiğini, bu hususun 23.06.2008 tarihli karar defterine işlendiğini ve ortaklarca muvafakat edildiğini, bozma sonrası yerel mahkeme tarafından bozma ilamına uyma kararı vermesine rağmen hükme aykırı karar verdiğini, davalı tarafından ibrazla mükellef olduğu ve bozma ilamında da belirtilen kaydın 23.06.2008 tarihli karar defteri olduğunu, resen gözetilecek sebeplerle ve bozma ilamına aykırı verilen yerel mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, pay devrinin pay defterine tescilinin tespiti, şirket müdürlerinin azli ile sermaye ve kâr payı alacağı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 220 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.