T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/42 - 2026/179 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/42 KARAR NO : 2026/179 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2022 NUMARASI : 2021/294 E. - 2022/282 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. F…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/42 - 2026/179 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/42 KARAR NO : 2026/179 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2022 NUMARASI : 2021/294 E. - 2022/282 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2022 tarih ve 2021/294 E. - 2022/282 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı yanın 2020/38622 sayı ve “...” ibaresi ile gerçekleştirdiği marka başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddolunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu, başvurunun 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetleri kapsayacak şekilde yapıldığını, bu sınıfların müvekkilinin “...” ibareleri markalarının da tescilli olduğu sınıflar olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarının devamı/serisi olarak algılanabileceğini, “..." ibareli markanın müvekkili adına tescilli "..." ibaresini haiz sair markalarla, işitsel ve görsel ve kavramsal anlamda iltibasa yol açacağını, müvekkilinin bu markayı 10 yılı aşkın bir süredir kesintisiz olarak kullandığını, seri markaları bulunduğunu, "..." markasının müvekkili şirket tescilli markalarını adeta kapsar şekilde oluşturulduğunu, davalının haksız bir şekilde müvekkilinin markalarından yararlanmayı amaçladığı gibi kötüniyetli de olduğunu ileri sürerek 2021-M-4098 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2020/38622 sayılı başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın başlangıç ve bitiş harf dizilimlerinin farklı olduğu, dava konusu markanın bir bütün olarak algılanması halinde, ortalama zeka ve dikkat seviyesindeki bir tüketicinin ve bilinçli tüketicinin dava konusu markanın orta sesini oluşturan harfleri çekip çıkartarak algılamasının mümkün olmayacağı, dava konusu marka ile davacı yanın ..., ...+şekil, ... ...+şekil şeklindeki markaları arasında harf dizilimsel benzerlik hali dışında görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbiri ile ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı, markaların bir bütün olarak birbirinden bağımsız iki ayrı iktisadi kaynağa ait markalarmış gibi algılanacak oldukları, ...-... ve ... şeklindeki markalarda “...” ve “v-...” markalarında “...” ibaresinin bağımsız ana karakterini koruyan ve markanın esas unsurunu/unsurlarından biri olduğu, “...” şeklindeki kelimede ise “...” ve “...” şeklindeki kelimelerin bir araya getirildiği ve fakat “...” ibaresinin ön plana çıkartılmaksızın markanın son sesini oluşturduğu, halbuki dava konusu “...” markasında tüketicinin markayı unsurlarına ayırma ve özellikle “...” ibaresi üzerine vurguyu yüklemesini gerektirir hiçbir etken unsurun mevcut olmadığı, başka bir ifadeyle tüketicinin anılan markayı anlamını bilmediği yabancı bir sözcük markası tek ve bütün olarak algılayacağı bir durumda markayı kendi içinde unsurlarına ayırmak gibi bir eğilim de göstermeyeceği, tüketicinin dava konusu markayı “LA-...” şeklinde iki bölüme ayırarak, ayrı ayrı bağımsız anlamlar yüklemeye çalışması olağan ve rasyonel bir tüketici davranışı olmayacağı gibi böyle bir ayrım yapmak suretiyle sonrasında bunu önceden bildiği varsayılan davacı markaları ile ilişkilendirme eğiliminde hareket de etmeyeceği, aksine tüketicinin markayı bir bütün olarak okuyup algılayacağı, işaretlerin bütünsel algılarda birbirleri ile ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğe sahip olmadıkları, davacı yan markalarının tanınmışlığına kanaat getirilebilecek delillerin dosyada mevcut olmadığı, markaların benzer bulunmaması karşısında emtia benzerliği değerlendirmesinin davanın esasına tesir etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ihtilaf konusu marka ile müvekkili şirket markaları arasında sınıfsal yönden benzerlik bulunduğunu, davalı markası ile müvekkili şirketin "..." ibareli markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmasına karşın yerel mahkemece aksi yönde hüküm tesis edilmesinin hukuka açıkça aykırı bulunduğunu, "..." ibaresini içerir ilk marka başvurusunu 2011 yılında yapan müvekkilinin, bu markayı 12 yılı aşkın süredir aralıksız olarak kullandığını, davalının başvurusunun, müvekkilinin marka serisi olan "..." kök ve esas unsurlu seri markasının, içerisine girmek suretiyle bu seri markalarının çekici gücünden yararlanmasının ve bu meyanda sunulan ürünlerin müvekkilinin ürünü olduğu biçiminde bir intibayı intaç edebileceğini, davalı tarafa ait "..." markası ile müvekkiline ait "..." markası ve "..." ibaresini içeren markaların tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği "..." ve "..." ibaresini içeren tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu markanın başlangıç ve bitiş harf dizilimlerinin farklı olduğu, dava konusu markanın bir bütün olarak algılanması gerektiği, "..." ibareli başvuruda tüketicinin markayı tek ve bütün olarak algılayacağı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşmayacağı, davacı yan markalarının tanınmışlığının dosya kapsamına göre ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.