9. Ceza Dairesi 2023/10648 E. , 2023/6978 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/932 E., 2023/983 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı m
**9. Ceza Dairesi 2023/10648 E. , 2023/6978 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/932 E., 2023/983 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.02.2023 tarihli ve 2022/298 Esas, 2023/94 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (c) bendi ile aynı Kanun'un 43 üncü maddesi ile 61 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 16.05.2023 tarihli ve 2023/932 Esas, 2023/983 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan ... vekili, katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II-TEMYİZ NEDENLERİ A. Sanık Müdafiilerinin Temyiz İstemleri Katılanın anal bölge muayenelerinde herhangi bir bulguya rastlanılmadığına, katılanın ile sanık arasında husumet bulunduğuna, on beş yıldır cinsel istismara maruz kalındığına ve katılanın reşit olduktan sonra da altı yıl boyunca sessiz kalma iddiasının hayatın olağan akışıyla uyumlu olmadığına, iddialara ilişkin görgü tanıkları bulunmadığına, olayın kurgudan ibaret olduğuna, olayın cinsel istismar kapsamında değerlendirilemeyeceğine, sanığın kollukta susma hakkını kullandığına, savcılık ifadesinde ise olayı inkar ettiğine, açıklanan nedenlerle eksik incelemeyle karar verilmesi, suç vasfının tayininde hataya düşüldüğüne, delillerin yanlış takdir edildiğine, hukukun yanlış uygulanması sebepleriyle sanık hakkında öncelikle beraat kararı verilmesi aksi kanaatin hasılı halinde ise rızanın varlığı gerekçe gösterilerek sanık hakkında evlenme yasağı bulunan kişiler arasındaki cinsel ilişki suçundan hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir. B. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında fikri içtima hükümlerinin uygulanmamasına, sanığa cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarından ayrı ayrı ceza verilmesine, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin herhangi bir tutunacak yanının bulunmadığına, sanık tarafının cezadan kurtulmak maksadıyla husumet sebepleri yarattığına, sanık hakkında eksik ceza tayini sebebiyle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince, ''Adlî rapor içeriğinde fiili livata bulgusuna rastlanılmamış ise de raporun olaydan hemen sonra alınmadığı, anal yolla ırza geçiş sonrası görülmesi beklenen ekimoz, mukoza veya sfinkter yırtığı gibi travmatik değişimlerin olaydan kısa bir süre sonra iz bırakmaksızın kaybolabileceği gibi, olay sırasında girişi kolaylaştırıcı kaygan madde kullanımı ile hile, tehdit ya da rıza gibi nedenlerle direncinin kırıldığı durumlarda travmatik bir bulgu olmaksızın livata eyleminin gerçekleşebileceği şeklindeki genel tıbbi belirlemeler de dikkate alındığında birtakım etkenler nedeniyle bulguya rastlanılamayabileceği, bu itibarla sonucun adlî tahkikatla değerlendirilmesi gerektiği, katılanın aşamalardaki beyanlarının genel itibariyle tutarlı olduğu, tanık anlatımlarının katılanın anlatımlarını doğruladığı, sanığın aşamalarda değişen ifadelerde bulunduğu ancak sulh ceza hakimliğinde sanığın katılan ile birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiklerini doğruladığı, fakat bunun katılanın isteği ve rızasıyla gerçekleştiğini belirttiği, katılanın aşamalarda alınan istikrarlı beyanlarında eylemlerin zorla gerçekleştiğini rızasının bulunmadığını, babası olan sanığın annesini ve kendisini öldürmekle tehdit etmesi nedeniyle bu zamana kadar şikayetçi olamadığını, ayrıca kendisine yol gösterebilecek birinin çevresinde bulunmadığını belirttiği, bu beyanlarıyla uyumlu olarak katılanın güzellik merkezinde müşterisi olan tanık ...'in uzlaştırmacı olması üzerine avukat tanıdıkları olabileceği ve yol gösterebileceği inancıyla tanık ...'e olanları anlattığı ve tanığın da yardımıyla olayların ortaya çıktığı, aynı evde yaşayan sanığın eşi, katılanın da annesi olan tanık ...'ın da doğrudan cinsel ilişki boyutunda olmasa da sanığın katılana karşı dokunma ve öpme eylemlerine şahit olduğunu belirttiği, toplum yapısı itibariyle ve sanığın korkusuyla katılanın uzun süren eylemleri saklama eğilimine girmesinin hayatın olağan akışıyla uyumlu olduğu, keza sanığın baskıcı bir tutum izlediğinin de dosya kapsamındaki beyanlarla sabit olduğu, sanığın kızı olan katılan ... ve eşi olan tanık ...'ın başkalarıyla iletişim kurmasını sınırladığı, sosyal çevrelerinin ve iletişimin artmaya başladığı bölgelerden taşınma gayretine girdiği, katılanın babası olan sanığa bu denli bir iftira atmasına gerektirecek bir nedenin bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde; katılanın tutarlı beyanları, sanığın soruşturma aşamasındaki ikrarı, tanıkların anlatımları ile tüm dosya içeriği dikkate alındığında; sanığın üzerine atılı kızı olan katılan ...'ye karşı katılanın 12 yaşını ikmal ettiği dönemden itibaren süreklilik arz edecek şekilde farklı zamanlar dahilinde sanığın katılan ile yalnız kaldığı vakitlerde adı geçenin üzerindeki kıyafetleri çıkartıp göğüs ve ön cinsel bölgesine dokunup göğüs ve dudak kısımlarından öpmek şeklindeki eylemlerinin başladığı, 2016 yılına kadar sanığın bu eylemlerinin aralıksız devam ettiği, 2016 yılından itibaren öpme, dokunma ve sürtünmenin yanı sıra cinsel organını katılanın ön cinsel organına sokmaya başladığı, bu eylemlerinin de süreç içinde aralıksız devam ettiği, sadece katılanın hasta olduğu dönemlerde eylemlerini gerçekleştirmediği, yine 2022 yılı yaz dönemi içinde sanığın bu kez cinsel organını katılanın anüs bölgesine sokmak suretiyle fiili livata yoluyla eylemlerini devam ettirdiği ve bazı vakitlerde de cinsel organını katılanın ağzına sokmak suretiyle oral yoldan ilişkide bulunduğu, son hadisenin de 2022 yılının Ağustos ayının ortalarında yaşandığı sabit olmakla Sanık ... hakkında Katılan ...'ye karşı katılanın 12 yaşını ikmalinden sonra öpmek/dokunmak/sürtünmek şeklindeki eylemleri nedeniyle ''Çocuğun Cinsel İstismarı'' suçundan ve katılanın 18 yaşını ikmal etmiş olduğu 2016 yılından itibaren başlayan sanığın cinsel organını katılanın ön cinsel bölgesine sokmak ve şikayet tarihine kadar katılanın ön ve arka bölgelerine sanığın cinsel organını sokmak, katılanın ağzına cinsel organını sokmak şeklindeki eylemleri nedeniyle 'Nitelikli Cinsel Saldırı' suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, sanığın süregelen eylemleri arasında zaman aralığı olmadığı, herhangi bir kesintinin gerçekleşmediği, sanığın eylemlerinin öncelikle çocuğun cinsel istismarı şeklinde başladığı, kesintisiz devam eden eylemler sonucunda sanığın katılana karşı katılan 18 yaşını ikmal ettikten sonraki tarihlerde nitelikli cinsel saldırı eylemlerini gerçekleştirdiği, katılanın kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında parmak sokma şeklinde eylemlerinin de olduğunu bunun 16-17 yaşlarındayken başladığını belirttiği, ancak soruşturma aşamasında böyle bir beyanının bulunmadığı, iddianame kapsamında nitelikli eylemlerin katılanın 18 yaşını ikmal ettikten sonra başladığının anlatıldığı ve buna istinaden kamu davasının açıldığı, katılanın zaman kavramını net olarak hatırlamadığını belirttiği de dikkate alındığında parmak sokma şeklindeki eylemin 18 yaşından küçük olduğu zamanlarda gerçekleştiği hususunun şüphede kaldığı ve bu bakımdan beyanlar arasındaki çelişkinin mahkememizce sanık lehine değerlendirildiği, bu itibarla sanığın organ sokmak şeklindeki eylemlerini katılanın 18 yaşını ikmal ettiği tarihten sonraki dönemde gerçekleştirdiği anlaşılmakla, araya zaman aralığı girmeden kesintisiz olarak gerçekleşen eylemlerin teselsül hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ve TCK'nun 44 üncü maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca en ağır cezayı gerektiren 'nitelikli cinsel saldırı' suçundan hüküm kurulması gerektiği belirlenmekle...'' şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden müsnet suçtan dolayı sanık müdafii, katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vakî istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 16.05.2023 tarihli ve 2023/932 Esas, 2023/983 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde karar verildi.