İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Dava konusu çeklerin, 23.05.2014 tarihinde takasa ibraz edildiğini, muhatap bankanın çek fotokopisini müvekkili şirkete gönderdiğini, çek fotokopisinin incelendiğinde, çıplak gözle dahi imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait o…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO : 2025/625 KARAR NO : 2026/296 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 05/11/2024 NUMARASI : 2014/2035 E. - 2024/923 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Dava konusu çeklerin, 23.05.2014 tarihinde takasa ibraz edildiğini, muhatap bankanın çek fotokopisini müvekkili şirkete gönderdiğini, çek fotokopisinin incelendiğinde, çıplak gözle dahi imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının anlaşıldığını, davalıların elinde olduğu anlaşılan, toplamda 50.000-TL bedelli olarak doldurulmuş çeklerin, müvekkili şirketin rızası hilafına imzasız ve boş olarak kaybettiği/çaldırdığı çek koçanından olduğundan başkaca çekler çıkması halinde dava açma haklarını saklı tuttuklarını, müvekkili şirketin yetkili temsilcisinin, çek keşide etmek de dâhil her türlü temsil ve ilzam yetkisinin münferiden, şirket Yönetim Kurulu Üyesi ...'a ait olduğunu, müvekkili şirkette, ... dışında hiç kimsenin temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin, turizm sektöründe maruf bir firma olduğunu, şirketin tanıtımına yönelik olarak yayınlanan kataloglarda, dergilerde vb. dokümanlarda müvekkili şirket yetkilisinin imzasının çokça kullanıldığını, bu nedenle de kötü niyetli kişiler tarafından, temin ve taklit edilebilir durumda olduğunu, müvekkili şirketin davalılara herhangi bir borcu da bulunmadığını, müvekkili şirketin söz konusu çek koçanlarının kaybolduğunu fark ettiğini, muhatap bankaya gerekli başvuru yapıldığını, müvekkil şirketin bu çekler nedeniyle davalılara herhangi bir borcu da bulunmamasına rağmen, çeklerin ihtiyati haciz de dahil olmak üzere takip konusu yapılması ihtimali bulunduğundan yargılama sonuna kadar öncelikle HMK 208 vd. maddeleri uyarınca icra takibinin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına, aksi halde, uygun görülecek teminat mukabilinde İİK 72/2. Maddesi gereğince icra takibinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek açıklanan nedenlerle; her türlü talep ve dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla: öncelikle, dava konusu çeklere ödeme yasağı konulması ve ... ... Ümraniye Şubesine bildirilmesine, müvekkili şirket aleyhine icra takibine geçilmesinin önüne geçmek için, öncelikle HMK 208 vd. maddeleri uyarınca takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, bu talep kabul görmediği takdirde, İİK.m. 72/2 hükmü uyarınca yargılama sonuna kadar ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, dava konusu 23/05/2014 tarihli, 25.000-TL bedelli Bankasya B-7090617 no.lu çek ve 23/05/2014 tarihli, 25.000-TL bedelli Bankasya B-... no.lu çek üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının ve bu nedenle müvekkil şirketin herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ile söz konusu çeklerin müvekkili şirket açısından iptaline; davalıların %20'den aşağı olmayan kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu çekin müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan hotel kontenjan sözleşmesine istinaden verildiğini, ekte bulunan hotel kontenjan sözleşmesinden görüleceği üzere sadece bu çek değil birden fazla çekin müvekkili şirkete verildiğini, sözleşme karşılığı alınan işbu çekte müvekkili şirket tarafından karşılıklı ticari ilişki içinde bulunduğu diğer davalıya ciro edilerek verildiğini, bu nedenle işbu davada, davaya konu çeklerin hangi amaçla hangi iş ya da hizmetin karşılığı olarak müvekkili şirkete verildiğinin araştırılması gerektiğini, cevap dilekçesi ekinde davacı tarafından müvekkili şirket ile yapılan hotel kontenjan sözleşmesi uyarınca verilen çeklerin dökümleri ile fotokopilerini sunduklarını, bu çeklerin, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan hotel kontenjan sözleşmesi uyarınca verildiğini, bu sözleşmelere ve verilen çeklere karşılık müvekkili şirket tarafından da davacı tarafa teminat senet ve çekleri verildiğini, bu teminat senet ve çeklerine ilişkin olarak da taraflar arasında protokoller yapıldığını, bu protokollerdeki, hotel kontenjan sözleşmelerindeki davacı tarafa ait imzalar ile çeklerdeki imzalar birbirinin aynı olduğunun çıplak gözle bile anlaşıldığını, davacı tarafın, yaptığı sözleşmeye sadık kalmayıp ve çekleri ödeyemeyeceğini anlayınca mahkemeyi de yanıltmaya yönelik olarak imzaya itiraz yerine özellikle ve kasten hukuki menfaatten yoksun işbu davayı açtığını, davacının, basiretli bir tacir gibi davranarak davalılara hangi sebeplerle borçlu olmadığını açıklayamadığını, mahkemenin şeklen değil, tarafların arasındaki ticari ilişkiyi araştırarak karar vereceğini bilmesine rağmen bu konuda hiç bir vakıa ve delil ileri süremediğini, işbu davaya konu çeki, bu çekin verilmesine sebebiyet veren hotel kontenjan sözleşmesi ile ekte sunulan diğer sözleşmeleri ve müvekkili şirkete verilen ekte sunulan tüm çekleri ve taraflar arasında yapılan protokolleri davacı şirket adına ... isimli yetkilinin imzaladığını, sunulan sözleşmelerde yer alan aynı kişi tarafından imzalanmış, aynı bankanın tam 14 adet çeki davacı tarafından ödendiğini, davacı tarafın baştan planlanmış ve organize bir şekilde işbu dava gibi neredeyse kestiği her bir çek yaprağı için işbu davanın dışında; İstanbul Anadolu 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/56 E.-İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/208 E.-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/228 E.- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/62 E.- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/123 E.-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/200 E.-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/18 E.-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/94 E.-İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/23 E.-İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/24 E. Sayılı dosyaları ile sadece müvekkili şirkete karşı değil müvekkili şirketin ticari ilişki içerisinde bulunduğu ... Ltd.Şti.-... A.Ş.- ....A.Ş.-.....A.Ş. Gibi birçok firmaya karşı böyle menfi tespit davaları açtığınıı belirterek açıklanan nedenlerle; ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkili mahkemenin Bodrum mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın imzaya itiraz yerine özellikle ve kasten menfi tespit davasını açmasının olası soruşturmada Cumhuriyet Savcısını yanıltmaya yönelik olduğunu, davacı ve diğer davalı ... arasındaki sözleşme gereği çekin bizzat davacı tarafından anılan davalıya verildiğini, ... tarafından aynı çekin müvekkili şirkete ciro edilerek verildiğini, ilgili sözleşmeyi davacı şirket adına ...'in imzaladığını, bu sözleşme gibi beş adet daha sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmelerde yer alan aynı bankanın ön dört adet çekinin davacı tarafından ödendiğini belirterek açıklanan nedenlerle; yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Bodrum Mahkemelerine gönderilmesine, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın reddine, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, mahkemenin davacı/borçlunun imza inkarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hatalı değerlendirmelere dayandığı, dosya kapsamında yeni bir bilirkişi raporu alınmaksızın başka mahkemelerdeki eski ve yetersiz raporlar üzerinden hüküm kurulduğu, söz konusu raporların mukayese imza asılları celbedilmeden fotokopi belgeler üzerinden hazırlandığı ve bu durumun yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davacı şirket yetkilisinin gerçek imzası ile çekteki imza arasında çıplak gözle dahi fark edilebilen karakteristik ayrılıklar bulunduğu, imza incelemesinin tam donanımlı laboratuvar ortamında, optik cihazlarla ve uzman grafologlarca yapılması gerekirken bu kriterlere uyulmadığı, her çekin bağımsız bir hukuki nitelik taşıması nedeniyle farklı dosyalardaki kararların bu davaya esas alınamayacağı ve eksik incelemeye dayalı raporlara yapılan itirazların mahkemece dikkate alınmadığı belirtilerek, hatalı bilirkişi incelemesine dayanan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yasal dayanaktan yoksun istinaf talebinin REDDİNE karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, 23/05/2014 tarihinde takasa ibraz edilen iki adet ... ... (B-... no.lu 25.000 TL) çeklerdeki keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığı bu çeklerin şirketin rızası dışında imzasız boş halde kaybettiğini çaldırdığını, ileri sürerek davacının borçlu olmadığının tespitini, çeklerin davacı yönünden iptalini ve davalıların %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; çeklerin davacı ile ... arasında yapılan “hotel kontenjan sözleşmesi” kapsamında verildiğini, yalnız bu iki çek değil birden fazla çekin aynı ilişki içinde teslim edildiğini, sözleşme karşılığı alınan çekin ticari ilişki gereği diğer davalıya ciro edilerek verildiğini, sözleşmelerdeki davacı imzaları ile çeklerdeki imzaların aynı olduğunu, davacı adına ... isimli yetkilinin hem kontenjan sözleşmelerini hem de çek süreçlerini yürüttüğünü, aynı bankaya ait 14 adet çekin davacı tarafından ödendiğini, davacının farklı mahkemelerde çok sayıda benzer menfi tespit davası açtığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili ; yetkili mahkemenin Bodrum mahkemeleri olduğunu, çekin davacı tarafından ...’a verildiğini, ...’ın da çeki müvekkiline ciro ettiğini, ilgili sözleşmeleri davacı adına ...’in imzaladığını, benzer şekilde başka sözleşmeler ve bu kapsamda ödenmiş çekler bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. 02/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; inceleme konusu iki çek üzerindeki keşideci imzaları ile davacı şirket yetkilisi ...’a ait karşılaştırma imzaları arasında kaligrafik tanı unsurları bakımından önemli uygunluk ve benzerlikler bulunduğu, bu nedenle iki çek üzerindeki keşideci imzalarının ...’ın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkemece , alınan bilirkişi raporunda imzanın ...’a ait olduğunun saptandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf talep etmiştir. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/144 Esas sayılı dosyasında , imza incelemesi yaptırıldığı, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 18/06/2018 tarihli uzmanlık raporunda; Tetkik konusu "B-..." nolu çeklerin ön yüzlerindeki keşideci imzaları ile ... isimli şahsın mevcut mukayese imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden uygunluklar bulunduğu, bahse konu keşideci imzalarının ... isimli şahsı eli ürünü olduğu, "B..." seri numaralı çekler ile "B-...." seri numaralı çeklerin ön yüzlerindeki keşideci imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden uygunluklar bulunduğu belirlenmekle, keşideci imzalarının aynı şahıs eli mahsulü olduğu, tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2019/144 E 2020/212 K sayılı 20.10.2020 kararında maddi vakı olarak "' ...... Tur firmasının sahibi ve yetkilisi olan sanık ...'ın keşidecisi olduğu iddianameye konu çekleri tüm zorunlu unsurları tam olacak şekilde yasaya uygun olarak düzenleyip yukarıda belirtilen sözleşmeler kapsamında ... ve ... ... şirketlerinin sahibi olan diğer sanık ...'a verdiği, ...'un da ticari ilişkileri kapsamında bu çekleri müşteki şirketlere verdiği, müşteki şirketlerin çekleri tahsil amacıyla bankaya ibraz ettiklerinde çek bedellerinin sanık ...'ın imza inkarı sebebiyle kendilerine ödenmediği, oysa dosya içerisinde mevcut 23/05/2018 tarihli raporda da görüleceği üzere soruşturmaya konu tüm çeklerdeki keşideci imzalarının sanık ...'ın el ürünü olduğunun sabit olduğu, ayrıca soruşturmaya konu çekleri kaybettiğinden bahisle savcılığa şikayette bulunmuşsa da bu çeklerin imzalanan sözleşmeler kapsamında diğer sanığa ait şirketlere verildiğinin şirkete ait kayıtlarda tek tek gösterildiği, bu sebeple sanığın şikayet ile başlatılan soruşturmada da kamu davanın açılmasına yer olmadığına karar verildiği, dolayısıyla tacir olan sanık ...'ın aslında kanuna uygun olarak düzenleyip imzaladığı ve sözleşme kapsamında verdiği çeklerde imza inkarında bulunarak çekleri ödemeden kaçındığı, hatta bununla da yetinmeyip çeklerin kaybolduğunu iddia ederek şikayette bulunduğu bu suretle tacir olan sanığın bu sıfatını kullanarak karşılığını ödemeyeceğini bildiği çekleri ticari faaliyeti kapsamında karşı tarafa vermek suretiyle müştekileri dolandırdığı" şeklinde tespit ve değerlendirme yapıldığı görülmektedir. UYAP da davacı şirket yetkilisi hakkında çok sayıda karşılıksız çek keşide etmek suçundan kesinleşmiş mahkeme ilamlarının bulunduğu görülmektedir. Davacı yan her ne kadar, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usule uygun olmadığı , heyetten ve adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiği, fotokopi belgeler esas alınarak düzenlendiğini, bu nedenle usule aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, dava konusu çek asılları üzerinden inceleme yapıldığı, şirket yetkilisinin imzasını içren 12 adet çek aslı ile şirket yetkilisinin farklı tarihlerde alınmış bolca yazı ve imza örneklerinin de imza incelemesine esas alındığı, dairemiz önüne gelen davacı şirkete ait başkaca dosyalarda da aynı seri içinde keşide edilen çeklerin davacı şirket yetkilisine ait olduğunun saptanmış olduğu , İmza incelemesine esas rapor, uzman bilirkişi heyeti tarafından yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı ve değerlendirildiği, imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiği , raporun denetime elverişli ve yeterli olduğu, hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. (Dairemizin aynı yöndeki 2025/206E, 2025/858 E, sayılı kararları) . Dava, imza inkarına dayalı olarak açılmış, dava konusu çeklerdeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğu davalı usulüne uygun bilirkişi raporu ile ispatlanmış olup, bunun yanında taraflar arasında otel kontenjan sözleşmeleri kapsamında temel ilişki bulunduğu, imza incelemesi raporunun sonucuna göre keşideci imzalarının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu, davacının menfi tespit istemi yönünden davasının reddi kararının dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2024 tarih ve 2014/2035 E. 2024/923 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026