11. Ceza Dairesi 2024/5290 E. , 2025/2229 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/234 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı SUÇ : Defter kayıt ve belgeleri gizleme İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulm
**11. Ceza Dairesi 2024/5290 E. , 2025/2229 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/234 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı SUÇ : Defter kayıt ve belgeleri gizleme İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 19.01.2024 tarihli ve 2023/297881 Soruşturma, 2024/5560 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2024 tarihli ve 2024/85 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2024 tarihli ve 2024/234 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 18.04.2024’te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 19.09.2024 tarihli ve 2024/18227 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98373 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98373 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/02/2024 tarihli kararı ile suçun sübutuna etki edecek delil mahiyetindeki tebliğ pusulasının incelenmesinde ikinci tebliğde bulunması zorunlu kapıya yapıştırıldığına ve tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceğine dair şerhin de yazılı bulunduğuna ilişkin bilginin dosyada bulunmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verildiği anlaşılmakla; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklinde, Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmı ile de ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklinde belirtildiği üzere; Dosya kapsamına göre şüpheli hakkında, defter ve belge ibraz etmemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 10/11/2023 tarihli vergi inceleme raporunun, yine aynı tarihli vergi suçu raporu ile mütalaa formunun bulunması karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu, Mahkemesince her ne kadar suçun sübutuna etki edecek delil mahiyetindeki tebliğ pusulasının incelenmesinde ikinci tebliğde bulunması zorunlu kapıya yapıştırıldığına ve tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceğine dair şerhin de yazılı bulunduğuna ilişkin bilginin dosyada bulunmadığından bahisle iddianame iade edilmiş ise de, iade sebeplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade nedenleri arasında da bulunmadığı ve anılan eksikliklerin yargılama aşamasında giderilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, ...“ İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir." Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesi; "Bu Kanuna göre bilinen adresler şunlardır: 1.Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri, 2.Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri, 3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi. Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanı dikkate alınır ve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır. İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır. İşyeri adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır. " Şeklindedir. 4. 213 sayılı Kanun'un suç tarihinde yürürlükte bulunan "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinde; "Tebliğ olunacak evrakı içeren zarf posta idaresince muhatabına verilir ve bu durum muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunur. Muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya herhangi bir sebeple imza edemeyecek durumda bulunursa sol elinin başparmağı bastırılmak suretiyle tebliğ edilir. Muhatap tebellüğden imtina ederse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Posta memuru, durumu tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza ederek, tebliğ olunacak evrakı tebliği yaptıran idareye teslim eder. Bu durumda tebliğ, pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan işyeri adreslerine tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bu durumda bu Kanunun 101 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre işlem yapılır. Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır. Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. " Denilmektedir. 5. 213 sayılı Kanun'un 102/son fıkrası uyarınca, 17.12.2017 tarihli ve 30273 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 485 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 3.2. numaralı bendinde; "213 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi kapsamında tebliğ yapılacak kişinin bilinen işyeri adresinde bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) ya da muhatabın bilinen işyeri adresinin olmaması durumlarında, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine tebligata çıkılır ve tebliğ bu adreste yapılır. Tebliğ olunacak evrakı içeren zarf posta idaresince muhatabına verilir ve bu durum muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunur. Zarfın, posta memuru tarafından muhatabına verildiği tarihte tebliğ yapılmış sayılır. 213 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi kapsamında tebliğ yapılacak olanların yerleşim yeri adresinde bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) halinde durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilir. Bu durumda kapıya pusula yapıştırılmaz ve tebliğ evrakı derhal gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından olayın özelliğine göre (zamanaşımı vs.) tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakına, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine ikinci defa çıkıldığına ilişkin ibare konulur. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren ve bu tebliğ ekinde yer alan tebligat pusulası (pusula) (Ek:1) kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihi izleyen on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır." Hükmü yer almaktadır. 6. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2024 tarihli ve 2024/85 İddianame değerlendirme sayılı kararı ile "...salt vergi tekniği raporuna dayanılarak iddianamenin düzenlendiği, hiçbir delil araştırılması yapılmadığı, zira suçun sübutuna etki edecek delil mahiyetindeki tebliğ pusulasının incelenmesinde ikinci tebliğde bulunması zorunlu kapıya yapıştırıldığına ve "tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceğine" dair şerhin de yazılı bulunduğuna ilişkin bilginin dosyada bulunmadığı, bu husus ilgili idareden sorulmadan suçun sübutuna etki edecek deliller toplanmadan, mahkemeden kovuşturma aşamasında adeta delil toplanılması istenir ve soruşturma yapılması gerektirircesine eksik düzenlendiğinden..." bahisle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.01.2024 tarihli ve 2023/297881 Soruşturma, 2024/5560 Esas sayılı iddianamesinin iadesine karar verilmiştir. 7. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 10.11.2023 tarihli ve 2023-(2014-2-606)/32 sayılı vergi suçu raporu ile ekindeki vergi tekniği raporlarında, Sultanbeyli Vergi Dairesi Müdürlüğünün 827 062 8456 vergi kimlik numaralı mükellefi olup, 31.08.2020 tarihi itibarıyla faaliyetini terk eden şüpheliye, 2018 ve 2019 takvim yıllarına ait defter ve belgelerin ibrazı talebini içerir 08.08.2023 tarihli ve E.74686 sayılı isteme yazısının usulüne uygun tebliğine rağmen, defter ve belgelerin süresi içerisinde ibraz edilmediğinden bahisle düzenlenen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.01.2024 tarihli ve 2023/297881 Soruşturma, 2024/5560 Esas sayılı iddianamesinde, "...Vergi Denetim Kurulu İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığı görevlileri tarafından şüphelinin yetkilisi olduğu şirkete ait 2018 ve 2019 yılına ait yasal defter ve belgelerin incelenmek üzere ibrazının istenildiği, şüphelinin adreste bulunmaması nedeniyle tebligatın yapılamadığı, İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığı tarafından adrese ikinci defa gidilerek tebligat yapılmasının istenildiği (Vergi Usul Kanunu 102/5 madde gereğince), şüphelinin bulunamaması sebebiyle 04/09/2023 tarihinde kapıya şerhli olarak pusula yapıştırılmak suretiyle tebliğ işleminin yapıldığı, Yapılan bu tebligatın Vergi Usul Kanunu 101 ve 102 maddelerine uygun olduğu, bu maddelere göre şüphelinin adresine şerhli olarak kapıya pusula yapıştırılmak suretiyle tebligatın yapılmış olduğu, tebliğe rağmen şüphelinin şirkete ait yasal defter ve belgeleri yasal süresi içerisinde incelenmek üzere ibraz etmediği..." denilmekte ise de; dosya içerisinde aslı yer alan tebliğ mazbatası üzerinde, iddianamede belirtilen, 213 sayılı Kanun'un 102/5 ve 485 sıra numaralı genel tebliğin 3.2. numaralı bendinde belirtilen meşruhatın bulunmadığı, bu haliyle tebligatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı; şüphelinin Sultanbeyli Fatih Polis Merkezi Amirliğinde alınan 29.12.2023 tarihli ifadesinde, kendisine herhangi bir tebligat yapılmadığını, defter ve belgelerin muhasebecide olduğunu, ibraz edebileceğini bildirmesi karşısında, usulüne uygun olarak yapılacak tebliğ işleminin, 213 sayılı Kanun'un 359/a-2 maddesinde düzenlenen defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun yasal unsuru olduğu belirlenmekle, iddianamenin iadesi nedenleri arasında sayılan ve suçun sübutuna mutlak surette etki edecek nitelikteki delillerin toplanmasından sonra, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği anlaşılmakla, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, gereği için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2025 tarihinde karar verildi.