Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler.Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin % 28 oranında pay sahibi ortağı olduğunu, sağlık sorunları sebebiyle bir yılı aşkın süredir yurt dışında olduğunu, bu süreçte hiçbir toplantıya katılmadığını, toplantıya katılmak üzere kimseye vekalet vermediğini, genel kurul ve sonrasında alınan karalarda imzasının bulunmadığını, ancak davalı şirketin bu dönemde genel kurul yaparak müvekkili varmış gibi karar aldığını, 03.05.2016 tarihinde yapılan 2013-2015 yılı genel kurulunda şirket esas sözleşmesinin 6. ve 9. maddelerinin değiştirilerek ilan edildiğini, ilanın gereği gibi yapılmadığını, genel kurul toplantısında bakanlık temsilcisi bulunması gerekirken bu kurala uyulmadığını, davalı şirkete İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3802 Değişik iş kararıyla kayyım atanarak TMSF'ye devredildiğini, müvekkilinin paylarının da TMSF'ye devredildiğini, şirketin tüm işleri ile ilgili olarak müvekkilinin imzasının, örtülü veya açık rızasının bulunmadığını ileri sürerek, 03.05.2016 tarihinde yapılan genel kurulun yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 21.10.2016 tarihinde TMSF'ye devredildiğini, bu itibarla yönetim kurulu görevlerini ifa yetkisinin tümüyle yeni yönetim kuruluna ait olduğunu, şirketin 21.10.2016 tarihinde TMSF'ye devir edilmesi nedeniyle bu tarihten önceki genel kurullara ilişkin iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu 05.03.2016 tarihli genel kurul kararlarının 13.05.2016 tarihinde ilan edildiğini, davacının talepleri üç aylık hak düşürücü sürede ileri sürülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.