11. Hukuk Dairesi 2012/11154 E. , 2012/16595 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.06.2009 gün ve 2007/272-2009/173 sayılı kararı bozan Daire’nin 27.03.2012 gün ve 2010/12251-2012/4774 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dos
**11. Hukuk Dairesi 2012/11154 E. , 2012/16595 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.06.2009 gün ve 2007/272-2009/173 sayılı kararı bozan Daire’nin 27.03.2012 gün ve 2010/12251-2012/4774 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, 04.08.2001 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında sermaye artırım kararı alındığını ve davalının da bu karara iştirak ettiğini, şirket anasözleşmesinin değişik 6. maddesine göre artırılan şirket sermayesinin 1/4'ünün, tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, kalanının ise 12.07.2003 tarihinde ödenmesinin gerektiğini, davalının söz konusu borcunu ödememesi nedeniyle hakkında başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, ancak itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının, dava konusu sermaye borcu için usulsüz apel çağrısı yaparak müvekkilini şirketten ıskat ettiğini ve bu payları rüçhan hakkını kullanan bir kısım şirket ortaklarına sattığını, bu kişilerce artırılan sermayeye ilişkin ödeme yapıldığından ancak bu kişilerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep haklarının olabileceğini, müvekkilinin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğini, davacının kötüniyetli girişimleri nedeniyle müvekkilinin taahhütlerini yerine getiremediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı şirketin ortağı olduğu, 04.08.2001 tarihli olağan genel kurul toplantısında şirket sermayesinin artırılmasına karar verildiği, TTK'nun 406. maddesi uyarınca, sermaye koyma borcunun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmemiş olması halinde yetkili organın apel işlemini yapması ile bu borcun muaccel olacağı, ancak borcun ödeneceği tarihin anasözleşmede öngörülmesi halinde ise borcun öngörülen tarihte muaccel hale geleceği, somut uyuşmazlıkta sermaye koyma borcunun muaccel olacağı tarihin genel kurul kararında açıkça belirlendiği ve şirket anasözleşmesinde de bu konuda değişiklik yapıldığı, bu durumda davalının sermaye koyma borcunun apel işleminin yapılması ile muaccel hale geleceği yönündeki savunmasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur. Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 18.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.