Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin çilingir, oto anahtar, kilit ve kale marka kapı bayisi olduğunu, davalının ise bu firmada 01/10/2010 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkili firmanın e mail adresi ve 2 adet İnternet sitesinin şifrelerini öğrenerek satışlar yaptığını daha sonrasında kendi isteği ile işten ayrıldığını ve müvekkilinin 30 m ilerisinde müvekkili ile aynı işi yapan dükkan açtığını, iş yerinin tanıtımı içinde müvekkilinin kartvizitinin aynısını yaptığını, müvekki
davacı vekili tarafından talep edilen ihtiyati tedbirin, kararda yazılı nedenlerle reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin endüstriyel mutfak, çamaşırhane ve servis ekipmanları alanında faaliyet gösteren üyelerden oluşan bir dernek olduğunu, derneğin kuruluşundan bu yana önemli faaliyetlerinden biri olan ... Dergisi üzerinde davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerinin bulunduğunu, müvekkilinin uzun süredir bu dergi üzerinde hak sahibi olduğunun kamuoyunca bilindiğini, derginin yayını için dava dışı şirketle çeşitli tarihlerde sözleşmeler yapıldığını, ... dergisinin künyesinde de müvekkilinin işbirliğiyle dava dışı ... tarafından hazırlandığının belirtildiğini, yayının bir süre ...'ın denetimi altında davalı tarafından yerine getirildiğini, 15.11.2017 tarihli ibra ile ...'la olan ticari ilişkinin sona erdirildiğini ve bu sözleşmede de derginin tüm haklarının müvekkiline ait olduğunun belirlendiğini, düzenlenen tüm sözleşmelerde müvekkilinin derginin tescilsiz marka ve isim hakları dahil olmak üzere tüm haklarının sahibi olduğunun açıkça belirlendiğini, davalının 2017 itibariyle derginin yayımı için müvekkiline hizmet verdiğini, bu nedenle sözleşmenin sona ermesinden sonra davalının marka ve isim hakkı üzerinde bir hakkının bulunmadığının açık olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 11.01.2018 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde davalının dergiden elde edilen reklam gelirlerinin % 10'unun müvekkiline vermekle yükümlü olmasına rağmen henüz iki yıllık hak edişlerinin ödenmediğini, www...com alanı üzerinden derginin reklamını yaparak isim ve marka adlarını kullanarak gelir elde etmeye başladığını, internet sitesinin alan adını müvekkiline iadesi için gönderilen ihtarların sonuçsuz kaldığını, sözleşmenin 16.01.2021 tarihinde feshine rağmen davalının tecavüzlerinin sürdüğünü, müvekkilinin haklarının yok sayılarak dergi ismini "..." şeklinde değiştirerek yayınlamaya devam ettiğini, yayınlanan dergilerin ciddi şekilde benzerlik gösterdiğini, yapılan yayınlarla müvekkilinin marka ve emeğinden faydalanıldığını, sosyal medyada yapılan yayın ve reklamlarda müvekkilinin dergisi ile karışıklık oluşturulduğunu, yapılan eylemlerin haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesi ve tespitine, 20.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilamına, sosyal medya ve internet ortamında kullanılan ... ve ... ibarelerinin kullanılmasının tedbiren durdurulmasına ve bu ibarelerin internet siteleri ve sosyal medya hesaplarından çıkarılmasına, bu mümkün olmadığı takdirde hesaplara erişimi engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; ... gibi anonim bir kelimenin marka olmayacağı nazara alındığında davacının hak sahibi olmasının hukuken mümkün olmadığını, ... başlığı altında yanına eklenen takım adları ile yayınlanmakta olan pek çok dergi, yayın bulunduğunu, müvekkilinin ... alanında, bu ismi kullanarak yayın yapan ilk kişilerden olmadığını, davacının tüm sektörü tekeline alacak şekilde isim hakkını elinde tutmasının kabul edilemeyeceğini, davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği "..." dergisi için 23.12.2016 tarihinde üçlü bir sözleşme imzalanmış olduğunu, davacının "..." ismi üzerinde hak iddia edebilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin 23.12.2017 tarihi itibariyle, taraflar arasında yenilenmesi yönünde bir mutabakat bulunmadığından kendiliğinden sona erdiğini, davacı yanca delil olarak ileri sürülen 11.01.2018 tarihli sözleşme incelendiğinde görüleceği üzere, sözleşmenin sadece son sayfasında müvekkili şirket adına bir imzanın yer almadığını, davacının Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye nolu, 11.01.2018 tarih ile onaylı 15.11.2017 tarihli ibraname ile derginin tüm isim ve diğer haklarını ...'tan devraldığını ileri sürdüğünü, bu durumun dergi üzerinde otuz yıldır hak sahibi olmadığını açıkça gösterdiğini, davacının "..." isimli derginin hak sahipliğine ilişkin bir diğer delil olarak, Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığından alınan 23.07.2004 tarihli 2004/29 sayılı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından alınan 25.03.2021 tarihli 5612 sayılı mevkute beyannamelerini öne sürmüş olduğunu, ancak mevkute beyannamesinin kişinin beyanı ile düzenlenmiş olup hak sahipliğini göstermediğini, davacının, müvekkili ile birlikte çalıştığı iddiasına rağmen haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanım iddiasında bulunmasının mantığa aykırı olduğunu, davacının bir tüzel kişi olup herhangi bir manevi zarar, acı, elem, ızdıraptan da söz edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin yaptığı işin hukuki bir güvenceye kavuşması ve mümkünse tescilli hale getirilmesi bakımından 17.12.2020 tarihinde, "...", "..." ve "..." isimlerinin marka olarak tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuruda bulunduğunu, itiraz edilmesi nedeniyle başvurunun değerlendirme sürecinde olduğunu, müvekkilinin 2020/160139 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun da 29.03.2021 tarihi itibariyle kısmi ilan edildiğini ve bu kısmi ilan kararına karşı müvekkili şirket tarafından itiraz edilmesi ve üçüncü kişilerce itirazın edilmesi sebebiyle tescil işlemleri devam etmekte olduğunu, müvekkil şirketin davacıdan önce ve başından itibaren markalaşma çalışması yürüttüğü ticari faaliyetleri ile ilgili davacının talepte bulunmasının kabul edilemeyeceğini belirterek, davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.