3. Ceza Dairesi 2022/30748 E. , 2023/985 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/499 E., 2022/595 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkras
**3. Ceza Dairesi 2022/30748 E. , 2023/985 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/499 E., 2022/595 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2021/363 Esas, 2022/116 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2022/499 Esas, 2022/595 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunu 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.05.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz istemi özetle, hukuki mevzuata uygun olarak kurulup devletin denetim ve kontrolündeki kurumlarda çalışmanın bu kurumlarla girilen ilişkilerin müsnet suç kapsamında değerlendirilemeyeceği, Bank Asyanın da devletin denetiminde legal bir kurum olduğundan hesap açma ve rutin bankacılık faaliyetlerinde suç kastının aranamayacağı, HTS kayıtlarının hükme esas alınamayacağı, herhangi bir illegal yapıyla ilişkisinin olmadığı, yapılan araştırmalarda müsnet suça yönelik delil elde edilemediği, bylock kullanıcısı olmadığı, dosya kapsamında müsnet suç açısından mahkumiyete yeter derecede kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delillerin mevcut olmadığı, iddianamenin CMK'nın 170. maddesine uygun olarak düzenlenmediği, hükmü veren yerel mahkemenin kanuna aykırı olarak teşekkül ettiği, İlk Derece Mahkemesi başkanının ihsas-ı reyde bulunarak tarafsızlığını kaybettiği, mahkumiyet hükmünün CMK'nın 230. maddesine uygun gerekçe içermediği, delillerin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olarak nitelendirildiği, etkin pişmanlık kapsamında ve suçtan kurtulmaya yönelik, çelişkili, gerçeklerle bağdaşmayan, somut verilerle desteklenmeyen tanıklar ve usulüne uygun beyanları alınmayan gizli tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı, sanığın 17/25 Aralık sürecinden önce bu yapıya karşı sempati beslediğini ve o dönemlerde dini bir cemaat olduğunu düşündüğünü ikrar ettiği, hükme esas alınan sosyal medya paylaşımlarının da müsnet suç kastıyla yapılmadığı, sanığın KHK ile kapatılan dernek üyeliğinin de söz konusu derneklere yasal olarak faaliyet gösterdikleri dönemde çeşitli amaçlarla kayıt olduğu, dini ve sosyal kişiliği, ticari ilişkileri sebebiyle derneğe üye olduğu, suç kastı olmadığı gibi dernekle ilgili yasal olmayan bir faaliyete katılmadığı, sanığın Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak hem birçok Milli Eğitim Kurumu'nda hem de özel okullarda tamamen maddi kaygılarla çalıştığı, çalıştığı kurumların devlet denetiminde faaliyet yürüten legal kurumlar olduğu, sanığın bylock ya da kriptolu haberleşme programı kullanmadığı, bu yönde de bir tespit dosya kapsamında bulunmadığı, sanık hakkında 17/25 Aralık sürecinden sonraya dair en ufak bir aleyhe beyan yada ihbar metni bulunmadığı, örgüt mensubu kabul edilen hiç kimseyle yurt dışına çıkış kaydı bulunmadığı, Kimse Yok Mu isimli derneğe bağış yaptığına dair bir tespit bulunmadığı, 17/25 Aralık sürecinden sonra herhangi bir derneğe ya da vakfa üye olmadığı, buna rağmen lehe olan olan hususların sanık heline değerlendirilmediği, yerel mahkemenin gerekçeli kararında sanığın, hangi amaçla bu örgüte girdiği ve ne şekilde bir eylem gerçekleştirmeyi planladığı, suç işlemek için hareket ettiği ya da suç işlendiğini veya suç işleneceğini bilerek her hangi bir oluşumun içerisine girdiğine dair somut tek bir delil ortaya konulamadığı, İlk Derece Mahkemesince ölçülülük ve eşitlik ilkesine aykırı cezaya hükmedildiği, kanunsuz suç olmaz ilkesinin yok sayıldığı, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiği, sonuç olarak sanığın söz konusu örgüt ile organik bağ kurup süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz edecek şekilde örgüt faaliyetlerine yönelik katılım kast ve iradesinin bulunmadığı, dolayısıyla müsnet suçun yasal unsurlarının da oluşmadığı, dosya kapsamında müsnet suç açısından mahkumiyete yeter derecede kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delillerin mevcut olmadığı, verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğu hususlarına ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında tüm dosya kapsamına göre; sanığın, örgütün finansal kuruluşu olan Bank Asyada örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve bankayı kurtarmak amacı ile talimat dönemlerine denk gelecek şekilde hesap hareketleri gerçekleştirdiği, örgüte müzahir kurumlarda yetkili olarak çalıştığı, sohbet toplantılarına katıldığı, örgütün sohbet imamlığını yaparak sohbetler verdiği, bizzat il imamına bağlı olarak örgüt yapılanmasında Bölgeci olarak sorumlu düzeyde görev aldığı, sanığın eylemlerinin terör örgütü üyesi olma suçu için gerekli çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk öğelerini içerdiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, görev aldığı, bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği yapılan yargılamada sübuta ermiş olup kastının yoğunluğu, örgüt yapılanmasındaki konumu, sanığın amaç ve saiki nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden cezalandırılmasına dair karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere; Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. c) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Dosya kapsamı, sanık hakkındaki tanık beyanlarına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finansal kuruluşu olan Bank Asyada örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve bankayı kurtarmak amacı ile talimat dönemlerine denk gelecek şekilde hesap hareketleri gerçekleştirdiği, örgütçe faaliyet niteliğindeki toplantıları düzenleyip örgütün sohbet imamlığını yaparak sohbetler verdiği, bizzat il imamına bağlı olarak örgüt yapılanmasında bölgeci olarak sorumlu düzeyde görev aldığı, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine. Ancak; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşditin derecesinin tayininde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2022/499 Esas, 2022/595 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.03.2023 tarihinde karar verildi.