11. Hukuk Dairesi 2025/4344 E. , 2026/919 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/153 Esas, 2025/139 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüld…
11. Hukuk Dairesi 2025/4344 E. , 2026/919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/153 Esas, 2025/139 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı...Tarım Ürünleri Tic. Ltd. Şti. ile banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan ticari krediye müvekkili tarafından kefalet sağlandığını, müvekkili ile asıl borçlu şirket ve davalının da arasında bulunduğu diğer kefiller arasında kefalet taahhütnamesi imzalandığını, asıl borçlu şirket tarafından kredi borcunun ödenmemesi ve bankanın talep yazısı üzerine müvekkilinin kefaleti oranında ödeme yaptığını, ödenen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kefalet taahhütnamesinde verilen teminatın kefillerin kefaletini kapsadığını, davacı lehine ipotek tesis edildiğinden öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılacağını, ipoteklerin kefaletin de teminatı olduğunu, asıl borçluya ait tüm def'ilerin müvekkili yönünden de geçerli bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki kefalet ilişkisinin müteselsil kefalet değil, adi kefalet niteliği taşıdığını, asıl borçlu hakkında takip yapılmadan kefillere başvurulamayacağını, rücu halinde de ancak kefile kendi payı oranında rücu edilebileceğini, davacı ile dava dışı asıl borçlu ve diğer kefiller arasında yeni taahhütname imzalanarak borcun yenilendiğini, takip konusu alacak nedeniyle ödemeler yapıldığını, faiz miktarının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, ... A.Ş. tarafından, dava dışı...Tar. Ürn. Tic. Ltd. Şti.'ne, 04.11.2014 tarihinde 3.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşmede yalnızca ...ve...nin 3.000.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu; 18.12.2014 tarihinde, Kredi Garanti Fonu (KGF) tarafından, ... lehine,...Tar. Ürn. Tic. Ltd. Şti.'ye kullandırılan 1.000.000,00 TL limitindeki işletme kredisinin, 800.000,00 TL’sine kefil olduğuna ilişkin bir kefalet mektubu imzalanarak bankaya verildiği; 17.12.2014 tarihinde, KGF’nın, verdiği 800.000,00 TL’lik kefalet sözleşmesinin kontr-garantisi olarak düzenlenen kefalet taahhütnamesini, davalı ...’ın da müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kredinin ayni teminatı olarak, ayrıca ayrı ayrı taşınmazlar üzerine toplam 1.500.000,00 TL’lik ipotek kurulduğu, asıl kredi borçlusu...Tar. Ürn. Tic. Ltd. Şti. tarafından kredi geri ödemesi koşullarına uyulmaması nedeniyle, ...’ın 03.04.2017 tarihinde hesabı kat ettiği, hesap kat ihtarı üzerine, KGF tarafından, kredi borcuna karşılık, 28.04.2017 tarihinde, ...’a 655.555.55 TL ödendiği; KGF tarafından yapılan ödeme sonrası; asıl borçlu ve ipotek borçlusu aleyhine, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2017/16891 sayılı dosyasıyla 07.09.2017 tarihinde 655.555,55 TL asıl alacak ile faiz ve ferileriyle birlikte 710.341,32 TL üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, yine asıl borçlu ile aralarında davalı ...’ın da bulunduğu 6 kefil aleyhine 11.09.2017 tarihinde Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2017/17917 sayılı dosyasıyla 655.555,55 TL asıl alacak ile faiz ve ferileriyle birlikte 712.503,64 TL üzerinden haciz yoluyla iki ayrı icra takibi başlatıldığı; asıl borçlu ile kefil ... ayrık beş kefil tarafından, 2017/17917 sayılı dosya için 23.10.2017 tarihinde icra taahhüdü verildiği; Mahkemece verilen karardan sonra temlik alan (yeni davacı ...) ile temlik eden KGF arasında, 31.08.2020 tarihinde noter onaylı temlikname imzalandığı, temliknamede temlik bedelinin 600.000,00 TL olarak belirlendiği, temlik bedeli olan 600.000,00 TL’nin, 24.06.2020 tarihinde temlik edenin hesabına yatırıldığı, her ne kadar, önceki davacı KGF tarafından, borca karşılık 655.555,55 TL ödenmiş ise de, temliknamenin 600.000,00 TL üzerinden düzenlendiği, bunun nedeninin, temlik eden KGF tarafından borcun faiz indirimi uygulanmak suretiyle, ... tarafından 600.000,00 TL olarak ödemesinin yapılması olduğu, temlik eden KGF, 655.555,55 TL’lik alacağının bir kısmından vazgeçerek 600.000,00 TL üzerinden alacağını yeni davacıya devrettiğinden, temliknamedeki miktar olan 600.000,00 TL'nin asıl alacağı oluşturacağı ve bu miktara fiili tahsil tarihine kadar işleyecek faizi istenebileceği, davacı temlik alan ile davalı kefil arasındaki hukuki ilişkinin kredi ilişkisinden değil, temlik ilişkisinden kaynaklandığı, bu nedenle temlik edilen alacağa, bankacılıktan kaynaklanan faiz değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 120/1 hükmü yollamasıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yanlar arasındaki hukuki ilişkiden (temlik) kaynaklanan faizin uygulanması gerekeceği, bu nedenle bankacılık mevzuatına tabi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ve Kaynak Kullanım Destekleme Fonu (KKDF) talep edilemeyeceği, aynı zamanda, 31.08.2020 tarihli temliknamede; KGF’nin kefil sıfatıyla bankaya ödediği 655.555,55 TL’lik tutardan, indirim yapmak suretiyle 600.000,00 TL olarak devrettiğinden alacağın genel nitelikte bir alacağa dönüştüğü, bu 600.000,00 TL’nin içinde ne kadarının “anapara” ne kadarının “faiz” ne kadarının “BSMV” ve ne kadarının “KKDF” ve de ne kadarının “masraf/gider” olduğu belirtilmeden toplamda 600.000,00 TL olarak belirlendiğinden; 600.000,00 TL’nin içinde, bu belirtilen faiz ve feri giderlerin de bulunduğunun kabulü gerektiği, KGF’nin, 8. İcra Müdürlüğüne yönelik 09.12.2020 tarihli cevabi yazısında; 600.000,00 TL’lik temlik sonrasında, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2017/168 91... sayılı dosyalarından her hangi bir alacaklarının kalmadığını beyan etmesi de belirtilen hususu doğruladığı, gerek davacı temlik alan ..., gerekse davalı ...’ın “tacir” olmadıkları, “yasal faiz” oranının uygulanması gerektiği, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre; 600.000,00 TL asıl alacak, 10.208,22 TL faiz olmak üzere 610.208,22 TL'nin temlik tarihi 31.08.2020 itibariyle davacının toplam talep edebileceği alacak tutarı olduğu gerekçesiyle temlik alanın davasının kabulüyle 600.000,00 TL asıl alacak, 10.208,22 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 610.208,22 TL alacağın (asıl alacağa temlik tarihi olan 31.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil olan KGF tarafından ödenen borcun kredi kefalet taahhütnamesi uyarınca kefile rücu talebi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil olan KGF tarafından ödenen borcun kredi kefalet taahhütnamesi uyarınca kefile rücu talebi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türüdür. Davacı, davalı hakkında başlatılan icra takibinde 655.555,55 TL asıl alacak, 4.670,83 TL işlemiş akdi faiz, 51.033,18 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.244,08 TL tebliğ masrafı olmak üzere toplam 712.503,64 TL alacağın tahsili talebinde bulunmuş, işbu davada da davalının söz konusu icra takibine itirazının iptalini talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesi "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmünü amirdir. Buna göre Mahkemece davanın itirazın iptali davası olduğu dikkate alınmaksızın; temlik eden KGF, 655.555,55 TL’lik alacağının bir kısmından vazgeçerek 600.000,00 TL üzerinden alacağını yeni davacı ...’a devrettiğinden, temliknamedeki miktar olan 600.000,00 TL'nin asıl alacağı oluşturacağı ve bu miktara fiili tahsil tarihine kadar işleyecek faiz isteyebileceği, davacı temlik alan ... ile, davalı kefil ... arasındaki hukuki ilişkinin (önceki davacı KGF ile kefil ... arasında oluşan kredi/kefalet ilişkisinden kaynaklanmış ise de) kredi ilişkisinden değil, temliknameye dayalı 6098 sayılı TBK'nın temlik ilişkisinden kaynaklandığı gerekçesiyle sırf alacağın temlik edilmiş olması nedeniyle davanın alacak davası olarak nitelendirilerek buna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. V. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.