15. Hukuk Dairesi 2016/3144 E. , 2017/679 K. "" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki asıl-birleşen dosya davacısı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde asıl-birleşen dosya davacısı vekili Avukat ... ile asıl-birleşen dosya davalısı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlend…
**15. Hukuk Dairesi 2016/3144 E. , 2017/679 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki asıl-birleşen dosya davacısı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde asıl-birleşen dosya davacısı vekili Avukat ... ile asıl-birleşen dosya davalısı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin haksız feshedilmesi nedeniyle; kâr mahrumiyeti ve sözleşme masraflarından doğan zararların tahsiline karar verilmesi isteminden ibaret olup, mahkemece sözleşme masraflarına ilişkin istemin reddine, kâr kaybı zararının kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; Dairemizce: ”1- ... tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık 19.12.2006 tarihinde imzalanan Tuzla Havzası Atıksu Ana Toplayıcı ve Şebeke Bağlantıları İnşasına ilişkin sözleşmenin davalı tarafından feshedilmiş olmasından kaynaklanmıştır. 818 Sayılı Borçlar Yasası’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olan bu sözleşmede davacı yüklenici, davalı taraf ise iş sahibidir. Eldeki bu davada yüklenici sözleşmenin haksız feshi nedeniyle sözleşmenin ifa olunacağına güvenerek yaptığı masraflar ile mahrum bırakıldığı kâr kaybı zararını istemektedir. Anılan Yasa’nın BK. 96. madde hükmünce, alacaklı, alacağının tümünü veya bir bölümünü alamazsa, borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bundan doğan zararı ödemek zorundadır. Görülüyor ki, davacının zararının karşılanabilmesi için davalının fesihte kusurlu bulunduğunun kabulü gerekir. Bir başka anlatımla, davalı iş sahibi fesihte kusuru bulunmadığını kanıtlamadıkça davacı zararını ödemekten kaçınamaz. Davalı iş sahibi bu nedenle kesinleşen yargı kararı uyarınca davacının sözleşmesini feshetmek zorunda kaldığını ve kusursuzluğunu savunmuştur.