6. Ceza Dairesi 2011/16619 E. , 2014/560 K. Tebliğname No : 6 - 2009/43213 MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 21/03/2008 NUMARASI : 2004/275 (E) ve 2008/163 (K) SUÇ : Hırsızlık Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve y…
**6. Ceza Dairesi 2011/16619 E. , 2014/560 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname No : 6 - 2009/43213 MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 21/03/2008 NUMARASI : 2004/275 (E) ve 2008/163 (K) SUÇ : Hırsızlık Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Belli bir olay ile ilgili suç işlediği izlenimini veren ve hakkında herhangi bir araştırma yapılan kişi, şüpheli statüsüne girer. Şüpheli muhakeme hak ve yetkilerine sahiptir. Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Hakim bu güne dayanarak dünü öğrenir. Dün hakkındaki şüphesini deliller sayesinde yener. Şüphenin yenilmesi yerine belirliliğe terk eder. Delillerin gösterdiği objektif bakımından bir (ihtimal) dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Her olayda lehe ve aleyhe deliller vardır. Kanaati meydana getiren delillerin tek tek değerlendirilişi kadar hep birlikte değerlendirilmesi de mümkündür. Deliller bütünlük teşkil ediyorsa, bir bütünün birbiri ile uyuşan ve birbirini tamamlayan parçaları ise, bu hakiki delildir. İspat konusu, gerçeğin bir parçası olan olay hakkında hüküm vermektir. Gerçekten Hakim geçmişte ne olduğunu ve nasıl olduğunu bilmeye mecburdur. elindeki imkan, bu gündür. Bu günden maksat da, varlığını duygularımızla öğrendiğimiz şeylerdir. İşte “delil” budur. Delillerin bu günün akılcı anlayışına göre, Hakimin kanaati, ispat edilmesi istenen olayların tahlil ve tetkiki ile lehe ve aleyhe bütün şartları tenkit ve değerlendirmesinin mahsulü olacaktır. İspat edilmesi gereken şüpheli olandır. Delillerden biri de tanıktır. Tanık taraflardan olmayan, fakat olay hakkında görgü ve bilgisi olmuş bir kişinin, o olay hakkında beş duyusu ile edindiği sübut konusunda karar verecek mahkeme ve/veya Hakim huzurundaki sözlü beyanıdır. Sanık dışında herkesin bu konumda ele alınabileceği dikkate alınarak, değerlendirme yapılacağı muhakkaktır. Bu genel ilkeler ışığında; Somut olaya gelince; Yakınan M.. P..'ın 27.03.2004 günü saat 05:20'deki anlatımında; aynı gün saat 01:30 sıralarında M.. K.. P.. Mahallesi, Beyoğlu Caddesinde bulunan bir içkili lokantadan çıkarak, iş yerine gitmek için aynı mahalle M.. Caddesinde yürüdüğü sırada polis merkezinde adlarını T.. A.. ve A..Ç.. olarak öğrendiği kişilerin durdurduğunu, sanık T..'ın “ Bu saatte kirli elbiselerle nereye gidiyorsun” dediğini, kendisinin iş giysileri olduğunu belirtmesi üzerine, bu saatte insanın ne işi olur ki diye bağırmaya başladıklarını, bağrışmanın bir süre devam ettiğini, sanık Tufan'ın ensesinden tuttuğunu, diğerinin de omuzundan tutarak yere yatırdığını, yerde bir süre aralarında boğuşma geçtiğini, bu iki kişinin yanından koşarak ayrıldıklarını, önce cebindeki cep telefonunun olmadığını fark edince cep telefonum çalındı polis diye bağırdığını, yanına gelen tanık M.. C..'ın kaçan sanıkların peşinden koştuğunu ancak yakalayamadığını, kendisinin çorabının içindeki 1.100.000.000 lirayı ( 1.100 lira ) kontrol etmesiyle bu paranında yerinde olmadığını anladığını, polisin aramasıyla cep telefonununun çuvalının içinde bulunduğunu, kendisinin polis aracına binerek ararken ara sokakta sanıkları gördüklerini beyan ettiği; 27.03.2004 tarihinde düzenlenen “yakalama, zapt etme ve üst arama” tutanağına göre, saat 01:50 sıralarında M.. Caddesi üzerinde alkollü bir kişinin cep telefonu ve paramı çaldılar diye bağırması üzerine yanına gidildiğini, yakınan M.. P..'ın araca alınarak şahısların arandığını O.. Caddesinde bulunan ekmek fırınının önüde elinde sopa olan tanık M.. C..'ın görüldüğünün ve eşgale uyan iki kişinin fırının arkasına kaçtığını söylemesi üzerine, yakınanın cep telefonunun arandığı ve çaldığının duyulduğu, sese gidildiğinde çuvalların arasında telefonun bulunduğu, fırının yan sokağında görülen ve yakınan ile tanığın onlar olduğunu söylemesi üzerine sanıkların yakalandıkları; Sanık H.. Ç..'in kollukta önce adının A.. Ç.. olduğunu söylediği ancak daha sonra adının H.. Ç.. olduğunu açıkladığı; Tanık .. C..'ın ise kollukta yakınan ile sanıkları tartışırken gördüğünü, pastaneye girip alış veriş yaptıktan sonra çıktığında yakınanın cep telefonunun çalındığını söylediğini, koşan iki kişiyi görüp izlediğini ancak kaybettiğini, kendisini korumak için fırının önünden sopa alıp, yakınanın yanına döndüğünü polisin geldiğini, kaçış yönlerini araştırıp bulamadıklarını polisin telefonu aramasıyla un çuvalının içinden gelen sesi duyup, telefonun bulunduğunu kendisinin adresini vererek ayrıldığını daha sonra kolluğun evine geldiğini ifade vermeye gittiğini anlatması ve iddianame içeriğinde de “aralarında münakaşa ve kavga meydana geldiğini, kavga sırasında yakınana hissettirmeden cep telefonu ile parasını çaldıkları, sanıklar olay yerinden uzaklaştıktan sonra yakınanın, alınanların yokluğunu fark ettiğinin ” ; Sanıkların ise tüm aşamalarda yakınanı yerde yatarken gördüklerini yardımcı olmaya çalışınca bağırdığını parasını veya cep telefonunu almadıklarını suçsuz olduklarını savunmaları; Mahkemece olayın tek tanığı M.. C..'ın adresinin kolluk aracılığı ile araştırıldığı, yakınanın ise dinlenmesinden vazgeçildiği ve ayrıntılı bilgilerine başvurulamadığının anlaşılması karşısında; Tanık ve yakınanın adres kayıt sistemindeki adresleri de dahil olmak üzere tüm adresleri araştırılıp, olayla iligili bilgilerine başvurulması ve beyanlar ile tutanak arasındaki çelişkilerde giderilip, sanıkların haksız fiil teşkil eden eylemlerinin hukuki vasıflandırılması da yapıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, ayrıca mevcut iddia ve savunmaya göre birini diğerinden üstün kılan nedenler de denetime olanak verecek şekilde karar yerinde tartışılmadan eksik soruşturma ile yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.