12. Ceza Dairesi 2020/9095 E. , 2024/357 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebil…
**12. Ceza Dairesi 2020/9095 E. , 2024/357 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli 2013/348 Esas, 2015/459 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 50 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 15.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.10.2020 tarihli ve 2016/111263 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık müdafii süre tutum dilekçesi vererek kararı temyiz etmiştir. 2. Katılan vekilinin temyiz isteminin süre tutum dilekçesi ile sanığa verilen cezanın az olduğuna ve verilen cezanın seçenek yaptırımlarına çevrilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.29.11.2013 günü saat 15.30 sıralarında ölen sürücü ... sevk ve idaresindeki 35 PNS 37 plaka sayılı motosiklet ile İzmir istikametinden İlyolunu takiben Kemalpaşa istikametine doğru seyretmekte iken olay mahalline geldiğinde, karşı yönden gelen ve sol taraftaki otoparka girmek üzere sola kontrolsüzce yönelen sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki 07 UF 639 plaka sayılı kamyona sağ arka yan tarafına çarpması neticesi ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir. 2. Kaza tespit tutanağına göre, bu kazanın oluşumunda 07 UF 635 plaka sayılı kamyon sürücüsü ...’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53 ücü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca "sola dönüş kurallarına riayet etmemek" kuralını ihlal ederek tam kusurlu olduğu belirlenmiştir. 3.Mahkemece keşif üzerine alınan 22.04.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre, a-Sanık sürücü ...'ın yönetimindeki kamyonu ile As Kantardan anayola İzmir istikametine döndükten sonra kısa bir mesafe İzmir istikametine ilerlemiş kamera görüntülerinden açık ve net şekilde görüldüğü üzer kavşağa yaklaşık 20-25 metre kadar yaklaşmış motosikletin önüne birden hızlanarak ani manevra ile çapraz vaziyette fabrika bahçesine girmek üzere dönmeye başlaması ile 20 metre fren izine rağmen duramayan motosiklet sürücüsünü kamyonun sağ arka orta tekerinin önüne çarpması ve tekerin önüne düşmesi sonucu kamyon tekeri ile sürücünün üzerinden geçmesi ile kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı kanunun 84 üncü maddesinde yer alan kusurlardan 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca sola dönüş kurallarına uymamak maddesini ihlal ederek asli kusurlu olduğu, b-Motosiklet sürücü ...'ın düz ve görüşü açık yolda kendi şerit çizgileri içerisinde yolun sağına yakın kısmında önünden ilerleyen iki adet otomobilin arkadasından ilerlediği sırada yolun karşı şeridinden sağ tarafa iki adet otomobilin geçişinin hemen arkasından çapraz vaziyette ve kontrolsüz şekilde dönüş yapmaya çalışan kamyon için yeterli mesafe bulunmadığı halde yolu tamamen kontrol etmeden kavşağa durmayacak kadar yaklaşmış olan motosikletin önüne geçerek kazaya sebebiyet verildiğinden motosiklet sürücü ...’ın kusursuz olduğu belirlenmiştir. 4. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 01.09.2014 tarihli raporuna göre, a- Sanık sürücü sevk ve idaresindeki kamyon ile olay mahallinde sola dönüşe geçmeden evvel, yeterli mesafeden dönüş sinyalini yakması, hız azaltarak sağ şeridin soluna yaklaşarak (otopark giriş kapısı karşısında) durması, karşı yön şeridini ... trafiği itibariyle gerektiği şekilde kontrol ettikten müsait ortam oluştuktan sonra, sola doğrultu değiştirerek karşı yolun soluna geçmesi gerekmekte iken bu hususlara riayet etmemiş, karşı yönden gelen ve ilk geçiş hakkına sahip motosiklete rağmen sola doğrultu değiştirmiş bu tavrı ile motosikletin önünü kapatarak çarpışmalarına sebebiyet vermiş olmakla asli derecede kusurlu olduğu, b-Ölen sürücü yönetimindeki vasıta ile olay mahalline gelmeden evvel; her ne kadar ilk geçiş hakkına sahip ise de görüş alanını gerektiği şekilde kontrol etmemesi nedeniyle karşı yön şeridini takiben gelen ve sola (önüne) doğru yönelen kamyonu geç fark ederek (zamanında fark edemeyip) aldığı fren tedbirinde etkisiz kalarak kamyona çarpmış olmakla tali derecede kusurlu olduğu belirlenmiştir. 5. Mahkemece alınan 04.09.2015 tarihli heyet bilirkişi raporune göre ise, sanık sürücü ... yönetimindeki aracıyla dönüşe geçmeden önce yolda düz seyreden ölen sürücüye ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken vermediğinden asli kusurlu olduğu, ölen motosiklet sürücü ...’ın yönetimindeki motosiklet ile mahal şartlarına göre, yavaş seyretmesi gerekirken ve etkili fren tedbirine başvurulmadığından tali kusurlu olduğu belirlenmiştir. IV. GEREKÇE 1. Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Kanun'un 61 nci maddesinin birinci fıkrası ve 22 nci maddesinin dördüncü fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3 ncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirim uygulanma gerekçesinin yerinde olduğu anlaşılarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Kaza tespit tutanağı, keşfe binaen tanzim olunan bilirkişi raporunun, Adli Tıp Kurumu raporunun oluş ve dosya kapsamının birbiri ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuş olup bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanunun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ile (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de gösterilen diğer gerekçelere göre hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir. 5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Kemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli 2013/348 Esas, 2015/459 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 1 numaralı paragrafından "failin kasta dayalı kusuru, güttüğü amaç ve saik"’ ibarelerinin çıkarılması ve hüküm fıkrasının 5 numaralı paragrafının çıkarılarak yerine '"Sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak 2 yıl 1 ay hapis cezasının TCK'nın 50/4. maddesi delaleti ile 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, TCK'nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 760 tam gün olarak belirlenmesine; TCK'nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 15.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde karar verildi.