Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/6543 E. , 2024/2960 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/6543 Karar No : 2024/2960 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Odası Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde veznedar olarak gö…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/6543 E. , 2024/2960 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/6543 Karar No : 2024/2960 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Odası Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde veznedar olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yapılan soruşturma neticesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g bendi uyarınca memuriyetten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ... Odası Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak; davacıya isnat olunan fiilin sübut bulduğu açık olmakla birlikte, davalı idare adına yapılan nakit tahsilatların kredi kartı kullanılarak yapılmış gibi gösterilmek suretiyle söz konusu tahsilatın nakit olarak kullanılabilme imkânından faydalanan davacının fiilinin, yüz kızartıcı veya utanç verici hareketler kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp, bu nedenle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık görülmediği, öte yandan, davacıya isnat olunan eylemlerine uyan disiplin cezasının verilebileceğinin de açık olduğu gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesinde, memuriyet sıfatı ile bağdaşmayan yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma fiilinin, devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayıldığı, davacının 06/12/2018 ve 14/12/2018 tarihli savunmalarında, özetle; "belirtilen tarihler arasında bazı mükelleflerin anlık maddi sıkıntılarına karşı yardım talepleri üzerine ödemelerin gecikmemesi amacıyla kendi kredi kartı ile ödemeleri tahsil ettiğini, Oda açısından bir zarara sebep olmadığını ve bu işlemler sonucu herhangi bir kazanç sağlamadığını, çok eskiden beri tanıdığı bazı mükellefler aradığında yardımcı olmak maksadıyla kredi kartından çekim yaptığını, sonuç olarak bunun bir suç olduğunu bilmediğini" belirttiği, soruşturma kapsamında dava konusu tarihlerde kredi kartları ile ödeme yaptığı belirlenen 53 Oda üyesinin alınan beyanlarında, 48 adet firmanın ödemeleri nakit olarak yaptıklarını ifade ettikleri, böylelikle davacı hakkındaki isnat edilen memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelikteki eylemlerin sübut bulduğu, bu durumda; sübut bulan eylemine karşılık 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi gereğince devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık aksi yöndeki mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesi ile istinaf isteminin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, 28 yılı aşkın süredir davalı İdare bünyesinde görev yapmakta olan müvekkilin herhangi bir disiplin soruşturmasına maruz kalmadığı, müvekkile yöneltilen suçlama kapsamında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde suçlu bulunan personeller hakkında davacı da dahil bir kısmı hakkında ihraç kararı verildiği, ancak ... ve ... hakkında ise işlem sayılarının az olması gerekçe gösterilerek aylıktan kesme cezasının verildiği, hakkında soruşturma yürütülen bütün çalışanlara aynı suçlamanın yöneltilmiş olması karşısında farklı ceza uygulamasının Anayasa ile korunan eşitlik ilkesine ve kanuna aykırı olduğu, disiplin soruşturmasının usulüne uygun yapılmadığı, davacının savunma hakkının kısıtlandığı, dava konusu ceza kararını alan kurulun oluşumunda usulsüzlük olduğu, yazılı taleplerine rağmen yönetim kurulu kararının kendilerine verilmediği, bu durumun dahi disiplin cezası kararının alınmasının usule ve yasaya uygun olmadığının kanıtı mahiyetinde olduğu, davacıya yöneltilen suçlamanın haksız ve kötü niyetli olduğu, işlemlerin yapılış şeklinin İdarenin bilgisi dahilinde olduğu, nitekim düzeltme makbuzlarının bizzat yöneticilerin imzası ve onayı ile yapıldığı, zaman zaman idarecilerin kredi kartı ile de işlem yapıldığı ancak bu durumun soruşturma aşamasında gözardı edildiği, davacının eyleminin 657 sayılı Kanun m.125/E-g kapsamında yüzkızartıcı suç olarak değerlendirilemeyeceği, davacının eyleminin m.125/C-c kapsamında "Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak" olarak değerlendirilmesi ve aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması gerektiği, Danıştay kararlarının da bu yönde olduğu, işlendiği iddia edilen suç ile ilgili olarak davacı hakkında beraat kararı verildiği belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı İdare tarafından, davacı ve olaya iştiraki bulunan diğer çalışanlar hakkında yapılan suç duyurusu neticesinde davacı ve diğer çalışanlar hakkında zimmet suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:.... sayılı dosyasında açılan kamu davasında, davacının kullanma zimmeti suçunu işlediği sabit görülerek verilen 10 ay 11 gün hapis cezası hakkında verilen HAGB kararına davacı tarafından yapılan itirazın ... Bölge Adiye Mahkemesi ... Ceza Dairesi tarafından reddedildiği ve kararın kesinleştiği, davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması ve verilen cezanın hukuka uygun olduğu, davacının aksi yöndeki iddialarının yasal dayanaktan yoksun ve Mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğu, davacının eylemlerinin yüz kızartıcı nitelikte olduğu, davacı ile davalı İdare arasındaki güven ilişkisinin geri dönülemez bir şekilde zedelendiği, davacının eylemleri ile davalı Odanın itibarının sarsıldığı, öte yandan davacının emekli olması nedeniyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacı tarafından yapılan yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... Ticaret Odası'nda 01/06/2018-30/09/2018 tarihleri arasında veznedarların kendi kasalarından veya başka kasalardan düzenlenen alındı makbuzları ve kredi kartı fişlerine göre ... üyelerince nakit olarak yapılan ödemeleri kendileri veya başkalarına ait kredi kartlarından ödeyerek nakit parayı uhdelerine almalarına ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu çerçevesinde yapılan soruşturma neticesinde düzenlenen soruşturma raporuna göre veznedar olarak görev yapan davacının 01/06/2018-30/09/2018 tarihleri arasında oda üyelerince yapılan nakit ödemelerin 50.707,68-TL'lik kısmını kendine ait adet kredi kartı ile ödediği ve kasaya girmesi gereken nakit tutarı uhdesine geçirerek kurumun vadeli hesabına aktarılacak paranın getireceği faiz geliri yönünden kurum zararına sebebiyet verildiği tespit edildiğinden bahisle Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Devlet Memurları Kanunun 125/E-g maddesi gereğince "memuriyetten çıkarma" cezası ile tecziye edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 01/06/2004 tarihli ve 25479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun "Odalar" başlıklı 4. maddesinde: "Odalar; üyelerinin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslekî disiplin, ahlâk ve dayanışmayı korumak ve bu Kanun'da yazılı hizmetler ile mevzuatla odalara verilen görevleri yerine getirmek amacıyla kurulan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.”; “Oda, borsa ve birlik personeli” başlıklı 73. maddesinde: "Oda, borsa, Birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilenler bu Kanun'da yer alan hükümler dışında 4857 sayılı İş Kanunu'na tâbidir."; Geçici 3. maddesinde, “Bu Kanun'da öngörülen yönetmelikler, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yürürlüğe konulur. Bu yönetmelikler yürürlüğe konuluncaya kadar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan tüzük ve yönetmeliklerin, bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.” "Cezai takibat" başlıklı 76. maddesinde; "Odalar, borsalar ve Birliğin organ üyeleri ile personeli, görevlerini yerine getirirken görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden, bu kuruluşların paralarıyla para hükmündeki evrak, senet ve sair varlıkları ile muhasebe ve muamelata ilişkin her çeşit defter ve evrak ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılırlar."; Geçici 12. maddesinde: “Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte oda, borsa, Birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilmekte olanların, mevcut statülerine göre istihdam edilmelerine devam olunur.” hükmü yer almaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde;" Devlet memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır. Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: (g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak", 125/C-c maddesinde; "Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: (c) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak", "Cezai kovuşturma ile disiplin kovuşturmasının bir arada yürütülmesi" başlıklı 131. maddesinin birinci fıkrasında: "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahküm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu olayda; ... Ticaret Odası Muhasebe Müdürlüğü'nce ... Ticaret Odası'na ait 01/01/2018 - 30/09/2018 tarihleri arasında düzenlenen alındı makbuzları ve kredi kartı fişlerine göre veznedarların kendi kasalarından veya başka kasalardan Oda üyelerince yapılan nakit ödemeleri, kendi kredi kartlarından üyeler adına yapılmış gibi gösterdikleri hususunda soruşturma yapıldığı, bilirkişi raporu ve tanık ifadeleri sonucu ... Ticaret Odası veznedarı olan davacının oda üyelerince ödenen nakit ödemeleri kendisine veya bir başkasına ait kredi kartı ile pos cihazından ödemek suretiyle kredi kartıyla ödenmiş gibi göstermek suretiyle kasadaki nakit tutarları zimmetine geçirdiği ve bunun sonucunda aldığı para tutarında ... Ticaret Odası'nın nakit varlıklarını vadeli mevduatta değerlendirilememesinden kaynaklanan faiz geliri kaybına neden olmak suretiyle kamu zararına sebebiyet verdiği iddialarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca "memuriyetten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı hakkında belirtilen eylemler çerçevesinde zimmet suçundan suç duyurusunda bulunulmuştur. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve E:...sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında Türk Ceza kanunu'nun 257. maddesinin birinci fıkrası uyarınca "görevi kötüye kullanmak" suçundan ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında açılan kamu davasında, sanıkların eyleminin Türk Ceza kanunu'nun 247. maddesi uyarınca zimmet suçunu oluşturma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle görevli mahkemenin 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adli Mahkemeleri Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 12. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesi olması nedeniyle görevsizlik kararı verildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesince ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verildiği, zimmet suçundan yapılan yargılama neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı ve diğer sanıkların zimmet suçunu işleme kastıyla hareket etmedikleri kanaatine varıldığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildiği, bu karara yönelik istinaf incelemesi neticesinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; örnekleme ile seçilen 55 adet ödemenin 48 adedinde ödemeyi yapan şirket tarafından ödemenin nakit olarak yapıldığının yazılı olarak bildirildiği, bununla birlikte anılan ödemelerin kredi kartı ile yapıldığının tespit edildiği, ödemelere ilişkin makbuz ve slipler arasında kasa kodu ve saat farkı bulunduğu, sanıkların nakit olarak aldıkları tutarı, bankaya ödendiği tarihe kadar kullandıkları, sanığın ikrarı da gözönünde bulundurulduğunda sanıkların eyleminin kullanma zimmetini oluşturduğu gerekçesiyle beraat kararının bozularak davacının kullanma zimmeti suçunu işlediği sabit görülerek 10 ay 11 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yasal şartları oluştuğundan HAGB kararı verilmesine karar verildiği, davacı tarafından yapılan itirazın ise ... Bölge Adiye Mahkemesi ... Ceza Dairesi tarafından reddedildiği ve kararın kesinleştiği tespit edilmiştir. Öte yandan, ceza yargılaması kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde; davacı ve diğer sanıkların davalı kurumun nakit varlığını uhdelerine geçirmedikleri, kasa hesaplarında açık olmadığı, ancak davalı kurumun nakit varlıklarını vadeli mevduatta değerlendirememesinden kaynaklanan faiz geliri kaybı olduğu, bilirkişi raporunda belirtilen kurum zararının davacı tarafından kurum hesabına yatırıldığı, öte yandan davacı ve diğer veznedarlar tarafından alınan ödemelere ilişkin makbuz ve slipler arasında kasa kodu ve saat farkı bulunduğu, davalı Oda tarafından yaptırılan 24/12/2018 tarihli Bilirkişi Raporu'nda veznedarlar tarafından yapılan işlemlerde gün sonu nakit ve kredi kartı işlem sonucu ile kayıtların örtüşmemesi durumunda kayıtların fiili duruma göre düzeltilmesinin Ankara Ticaret Odası Muhasebe Müdürlüğünce gerçekleştirildiği, nakit işlemlerin kredi kartı olarak değiştirilmesine ilişkin bilgi işlem sistemindeki LOG kayıtlarının bu durumu doğruladığı, anılan işlemleri onaylayan personelin ifadelerinin muhakkiklerce alınması gerektiğinin belirtildiği, ancak davalı İdarece ilgili personelin ifadesine başvurulduğuna yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde yer almadığı anlaşılmaktadır. Disiplin hukuku ile ceza hukukunun; soruşturma ve yargılama usulü, verilen cezanın niteliği ve bu cezanın doğurduğu sonuçlar ve etkiler ile ceza ve suçların tanımı ve konuluş amaçları yönlerinden birbirinden farklı özellikler taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Ancak, disiplin cezası ile yaptırıma bağlanan suç aynı zamanda ceza hukuku yönünden de yargılama konusu olmuşsa, ceza mahkemelerinin verecekleri kararların, disiplin hukukunda göz önünde bulundurulacak veri ve bilgiler arasında yer alacağı kuşkusuzdur. Bu kapsamda kamu görevlilerinin işledikleri eylemlerden kaynaklanan “ceza yargılaması” ve “disiplin cezası uygulaması” birbirinden faklı ancak aynı çizgide yürütülen farklı süreçlerdir. Kamu görevlisine cezai yaptırım uygulanması, kamu düzeninin sağlanmasına yönelik olduğu halde disiplin yaptırımı uygulanması idarenin iç işleyişinin korunmasına yöneliktir. Bilindiği üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi ile, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmaması, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uyması halinde, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılacağı ve kamu davasının düşmesine karar verileceği düzenlenmiştir. Bir başka ifade ile HAGB, yapılan yargılama sonucunda sanığın suç işlediğine dair mahkumiyet kararı verilmesine rağmen, kanunda sayılan şartların bulunması sebebiyle verilen hükmün açıklanmamasıdır. Sanığın suçu işlediğine ilişkin kesin vicdani bir kanaat bulunmasına rağmen bu durum, yeni kasıtlı bir suçun işlenmemesi koşuluna bağlı olarak hukuksal sonuç doğurmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü açısından, HAGB kararlarının disiplin hukukuna etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı hakkında verilen ve kesinleşen HAGB kararı, davacı bakımından hukuki bir sonuç doğurmamakla birlikte, 657 sayılı Kanun'un 131/1 maddesi hükmü uyarınca ceza davasında HAGB’ye karar verilmesi disiplin soruşturması açılmasına ve disiplin cezası uygulanmasına engel değildir. Zira; HAGB, yapılan yargılama sonucunda sanığın suç işlediğine dair mahkumiyet kararı verilmesine rağmen, kanunda sayılan şartların bulunması sebebiyle verilen hükmün açıklanmamasıdır. Uyuşmazlık konusu olayda, davacıya isnat olunan fiilin sübut bulduğu açık olmakla birlikte, davalı İdare adına yapılan nakit tahsilatların kredi kartı kullanılarak yapılmış gibi gösterilmek suretiyle söz konusu tahsilatın nakit olarak kullanılabilme imkânından faydalanan davacının fiilinin, ceza hukuku ilkelerinden olan tipiklik yani eylem ile ceza sevk maddesi arasındaki uyum ve disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasındaki adil denge yönünden değerlendirilmesi gerektiği, bu halde davacının kurum zararını ödemesi, daha önce hiç disiplin cezası almaması, kurum zarının 2018 yılı itibariyle değer azlığı miktarına esas alınan 15.600-TL'den düşük olması, davacının kredi kartı ile yaptığı ödemenin kurum içerisinde yapılacak basit bir inceleme ile ortaya çıkarılabilecek olması, nitekim anılan işlemlere yönelik düzeltmelerin muhasebe müdürlüğünce onaylandığına ilişkin LOG kayıtlarının bulunması, davalı İdarenin sözkonusu işlemleri onaylayan yetkililerin ifadesine başvurmaması ve bir süredir devam eden ve İdare tarafından bilinen anılan eylemler nedeniyle veznedar ve muhasebe yetkililerine yönelik herhangi bir uyarı ve ihtarda bulunulmaması gibi hususlar gözönünde bulundurulduğunda, davacının eylemlerinin "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," maddesinde yer alan tipiklik unsurlarını taşımadığı gibi eylem ile ceza maddesi arasında ölçülülük ilkesi açısından yapılan değerlendirme sonucunda da davacının görevine son verilmesine yönelik tesis edilen disiplin cezasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu durumda; disiplin soruşturması kapsamında davacıya isnat edilen fiillerin 657 sayılı Kanun'un 125/C-c maddesi: "Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak" hükmü gereğince "aylıktan kesme" cezasını gerektirmekle birlikte, tipiklik ve ölçülülük ilkesi gözetilmeksizin anılan Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca davacının "devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, fiilin sübut bulduğu gerekçesiyle davanın reddi yönünde verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla; davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda aktarılan nedenlerle bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 17/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.