8. Hukuk Dairesi 2022/5874 E. , 2025/629 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/828 E., 2022/843 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/290 E., 2020/280 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından …
**8. Hukuk Dairesi 2022/5874 E. , 2025/629 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/828 E., 2022/843 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/290 E., 2020/280 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde, Beyşehir ilçesi ... Mahallesi 372 ada 7 nolu parselin 1/5 hissesinin, 372 ada 11 nolu parselin 1/3 hissesinin, 312 ada 1 nolu parselin 6/15 hissesinin, 306 ada 35, 36, 37, 40, 312 ada 2, 20, 294 ada 4, 8, 52, 55, 37, 295 ada 35, 369 ada 49, 370 ada 35, 371 ada 2 ve 262 ada 180 parsel sayılı taşınmazların 2863 sayılı Kanun uyarınca Kültür ve Tabiat Varlıkları ile bunların koruma alanları ve sit alanlarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceği şeklinde yorumlanarak davalı Hazine adına tespit edildiğini, ancak 2863 sayılı Kanun'un 5663 sayılı Kanun ile değişik geçici 7 nci maddesinde birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanları dışında kalan sit alanlarında bulunan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilebileceğinin düzenlendiğini, taşınmazların önceki malikleri ile birlikte 70-80 yıldır müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 03.02.2017 tarihli dilekçesinde, 295 ada 35 parselin sehven yazıldığını, dava konusu edilen taşınmazın 295 ada 34 parsel olduğunu bildirmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulü ile, dava konusu Beyşehir ilçesi ... Mahallesi ... mevki 306 ada 35 parsel, 36 parsel, 37 parsel, 40 parsel, Gür mevki 312 ada 2 parsel, 294 ada 4 parsel, 8 parsel, 52 parsel, 55 parsel, 37 parsel, 295 ada 34 parsel, Gölcük mevki 312 ada 20 parsel, Aşağıyazı mevki 369 ada 49 parsel, 370 ada 35 parsel, Ketenli mevki 371 ada 2 parsel, 262 ada 180 parselin tamamının, 372 ada 11 nolu parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi dışında kalan fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 05.06.2017 tarihli raporda yeşil renge boyalı (B ) harfi ile gösterilen 138,01 m²'lik kısmının 1/3 hissesinin, Gür mevki 312 ada 1 parselin 6/15 hissesinin davalı Maliye Hazinesi adına kayıtlı bulunan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, Bayındıryüzü mevki 372 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tamamı ve 372 ada 11 parselin Fen Bilirkişisi tarafından düzenlenen 05.06.2017 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen kırmızı ile boyanan 1.498,55 m² lik kısmı yönünden reddine karar vermiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2018 tarih ve 2018/41 E., 2018/51 K. sayılı kararı ile taraf delilleri tam toplanmadan, deliller tam olarak değerlendirilmeden, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi amacıyla dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazlardan 372 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tamamının, 372 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 1498,55 m²'sinin kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığına ilişkin bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan taşınmazların özel mülkiyete konu edilemeyeceği, dava konusu diğer taşınmazların ise Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilmedikleri, ayrıca birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanında bulunmadıkları, orman veya mera olmadıkları, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları, bilirkişi raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacının hak düşürücü süre içerisinde dava açtığı, taşınmazların zilyetlik ile iktisabının mümkün olduğu, eklemeli zilyetlik ile kazandırıcı zaman aşımını şartlarının sağlandığı, davacının yaklaşık 40 yıl önce vefat eden babasının ölümünden sonra diğer mirasçılarla yaptığı taksime göre dava konusu taşınmazların davacıya düştüğü, davacı tarafından icara verilerek kullanıldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; 1- Konya ili Beyşehir ilçesi ... Mahallesi Bayındır Mevkii 372 ada 7 parsel sayılı taşınmaza açılan davanın reddine, 2- Dava konusu Beyşehir ilçesi ... Mahallesi, Bayındıryüzü mevki 306 ada 35, 306 ada 36, 306 ada 37, 306 ada 40, Gür mevki 294 ada 4, 294 ada 8, 294 ada 52, 294 ada 55, 294 ada 37, 295 ada 34, Gölcük mevki 312 ada 2, 312 ada 20, Aşağıyazı mevki 369 ada 49, 370 ada 35, Ketenli mevki 371 ada 2 ve 262 ada 180 parsellerin tamamının davalı Hazine adına kayıtlı bulunan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 3- Beyşehir ilçesi ... Mahallesi Gölcük mevki 312 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan tapu kaydının 6/15 hissesinin iptali ile iptal edilen 6/15 hissenin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 4- Konya ili Beyşehir ilçesi ... Mahallesi Bayındır Mevkii 372 ada 11 parselde kayıtlı taşınmazın 1498,55 m²'lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından 1498,55 m²'lik kısım yönünden davanın reddi ile kalan 138,01 m²'nin davalı Hazine adına olan tapu kaydının 1/3 oranında iptali ile davacı adına 1/3 oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, "...İstinafa konu çekişmeli taşınmazlar üzerinde birinci grup olarak tarif edilen korunması gerekli kültür varlığı bulunmadığı, birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlardan olmadığı, taşınmazların 1. Derece Doğal Sit alanında kaldığından, 5663 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değişik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 11/1. maddesi kapsamında yer almadıklarından zilyetlikle iktisaplarının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan çekişmeli taşınmazların, Bakanlar Kurulunun 11.09.1993 gün ve 93/4010 sayılı kararı ile "Beyşehir Milli Parkı" olarak ilan edilen alan sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmakta ise de; taşınmazların 1993 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süredir davacının tarım arazisi olarak zilyetliğinde bulunduğu ve söz konusu taşınmazların içinde yer aldığı bölgenin milli park olarak ilan edildiği tarihten çok önce davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşulları gerçekleştiğinden, sonradan milli park olarak ilan edilen ve statüsü değişen taşınmazda kazanılmış hakların korunması ilkesi gereğince davacının da haklarının korunması ve kendisine mülkiyet hakkı tanınarak taşınmazın adına tescili gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.11.2015 tarih ve 2014/8-201 Esas, 2015/2436 Karar sayılı ilamında da aynı hususa işaret edilmiştir. Ayrıca, aynı yerde aynı nitelikte şahıslar adına tescil edilen taşınmazlar hakkındaki davaların Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Kanun'a aykırılık bulunmadığı gibi davanın kısmen kabulüne karar verilerek 372 ada 7 sayılı parsel ve 372 ada 11 sayılı parselin 1498,55 m2 lik kısmı hakkındaki davanın reddine, diğer dava konusu taşınmazlar ile 372 ada 11 sayılı parselin kalan bölümünün davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesi nedeniyle kabul ve ret oranında davacı tarafın ve Hazine'nin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu taşınmazların Beyşehir Gölü Milli Parkı Koruma sahası içinde kaldığı hususunun bilirkişiler tarafından tespit edildiğini ve raporlarında açıkça ifade edildiğini, ancak Mahkemece bu hususun gözardı edildiğini, eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığını, 2873 sayılı Milli Parklar Kanuna aykırı olarak hüküm kurulduğunu, Milli Park olarak ilan edilen Beyşehir Gölü Milli Parkı sınırları içinde kalan taşınmazların zilyetlik yoluyla mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazların yargılama devam ederken Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Beyşehir Gölü Milli Park sınırlarının değişmesi sonucunda milli park sınırları dışına çıkarılmış olsa da zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını, aksi düşünülse dahi yapılan değişiklinin yargılama devam ederken gerçekleştirilmiş olması nazara alınarak müvekkili idarenin yargılama giderleri ve vekalet ücretine mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira davanın açılmasına müvekkili idarenin sebebiyet vermediğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.