(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1404 E. , 2008/2779 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.09.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek ge…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1404 E. , 2008/2779 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.09.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, ülkemizde taşınmaz edinme hakkı bulunmadığından, davalı ile evlilik birliği kurulduktan sonra geri verilmek üzere kendi birikimleri ile aldığı taşınmazın davalı adına tapuya tescil edildiğini, 19.02.2003 tarihinde davalı ile evlendiklerini ve derdest boşanma davası bulunduğunu, 1 parsel (D) Blok 6. kat 20 numaralı bağımsız bölümü davalı devretmediğinden, tapunun iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuş, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. Dava,inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girer. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmeleri; anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Dayanılan belge, inandıran tarafından taşınmazın mülkiyetini inanan kişiye aktarma borcu içermeli ve inandıran kişinin imzasını taşımalıdır ve aynı zamanda inanç gösterilen kişi adına taşınmazın tapuda tescil edildiği tarihten önce düzenlenmiş bulunması gerekir. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı (HUMK.m.292) niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesinin “tanık” dahil her türlü delil ile kanıtlanması olanaklıdır. İddiasını yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa her türlü delille kanıtlayamayan davacının yemin deliline dayanması durumunda mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı açıklanan nitelikte bir belgeye dayanmamıştır. Ne var ki; gerek dava dilekçelerinde ve gerekse delil dilekçelerinde “yemin” deliline dayanmıştır. Kati delil niteliğindeki “yemin” deliline dayanıldığından davacı yana bu hakları hatırlatılmalı, kullanmaları halinde yasada öngörülen yöntem izlenmelidir. Eksik araştırma ve incelemeyle davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.