Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/4651 E. , 2024/2278 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4651 Karar No : 2024/2278 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onikinci Dairesinin 09/02/2023 tarih ve E:2021/97 K:2023/444 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu…
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/4651 E. , 2024/2278 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4651 Karar No : 2024/2278 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onikinci Dairesinin 09/02/2023 tarih ve E:2021/97 K:2023/444 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara ili, ... Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... İdare Mahkemesince; davacının kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahisle ve bir işin gördürüleceği vaadiyle kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık fiilini işlediğinin,... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla sabit olduğu, hakkında yapılan idari soruşturma ile de subuta erdiği görülen fiilinin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerden olduğu, dolayısıyla bu fiilinin karşılığı olarak Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, geçmiş hizmetleri gözönünde bulundurularak bir alt ceza uygulanması gerektiği ileri sürülmekte ise de; 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin üçüncü fıkrasında bir alt ceza uygulanması hakkında idarelere takdir hakkı tanındığı, dava konusu işlemde de davacı hakkında üzerine atılı fiilin vasıf ve mahiyeti, haksız menfaatin miktarı, adalet kurumuna bakış açısı ile temiz toplum özlemi gibi kıstaslar göz önünde bulundurularak bir alt ceza uygulanmasına yer olmadığına takdiren karar verildiği anlaşıldığından, davacının bu iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onikinci Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlem tesisinde alt ceza uygulanmasına ilişkin şartlar mevcut olduğu halde lehine düşünülmemesinin hukuka aykırı olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının dayanak alınmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ: Karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onikinci Dairesinin 09/02/2023 tarih ve E:2021/97 K:2023/444 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacının, memurluğa başlamadan önce tanıdığı şikâyetçi Y.T. hakkında herhangi bir soruşturma ve teknik takip olmadığı hâlde, 18/02/2013 tarihinden itibaren aralıklarla yaptığı yüz yüze görüşmelerde ona, "Senin hakkında 2 ay önce suç duyurusunda bulunulmuş, 17 gün önce dinleme kararı çıkartılmış, soruşturmayı Cumhuriyet Savcısı S.T. yürütüyor, bu savcı çok aksi, geçimsiz biri, yoksa ben hallederdim ... Sen git yeni bir hat al ... Ben dosyayı inceleyeceğim, kâtip benim arkadaşım, ona 'Dosyayı sümen altı yap, inceleyip değerlendirelim' dedim, Sen rahat ol, sıkıntı yok, bu kadar panik yapma, ben adliyeden bu işleri takip edeceğim ... Senin için KOM Şubeye yazı yazılmış, ancak kâtip ile görüşerek bu yazıyı göndertmedim.. Senin olay çok ciddi... Ben savcının kâtibi ile görüştüm, dosyayı satılığa çıkarttık, benim aram kâtiple çok iyi, eğer sen de kabul edersen bu işi çözeceğiz, kâtip 20.000,00 TL istiyor (şikayet edenin, çok istiyor demesi üzerine), ben kâtiple konuştum 10.000,00 TL'ye indirdim, yoksa bu olay nedeniyle peşini bırakmazlar ... Eğer parayı verirsen bu olayın garantisi benim, dosyayı sümen altı yaparak getirip gözünün önünde yakacağız, olayı halletmem nedeniyle kendime de Sony marka bir cep telefonu istiyorum ..." şeklinde beyanlarda bulunup, görev yaptığı kurumun görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle haksız menfaat elde etmeye çalıştığı, bu durumun Y.T. isimli şahıs tarafından olayın kolluğa bildirilmesi üzerine, kolluk tarafından 26/02/2013 tarihinde seri numaraları alınmış 10.000,00 TL'yi şikâyetçiden teslim aldıktan sonra suçüstü yapılarak, iç çamaşırının içinde sakladığı paraların ele geçirilmiş, tutulan olay, yakalama, arama, muhafaza altına alma ve üst arama tutanağı görevli polis memurları, davacı ve diğer ilgililer tarafından imzalanmış; davacı hakkında açılan kamu davası neticesinde.... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 1 yıl 8 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş davacı hakkında başlatılan idari soruşturma neticesinde de davacının söz konusu eylemiyle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde belirtilen "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılması teklif edilmiş, getirilen teklif doğrultusunda Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 17/01/2014 tarih ve 19 sayılı kararı ile davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde ise, ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinin, 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile eklenen ve 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun ile değişik beşinci fıkrasında; "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. " sekizinci fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur...", onuncu fıkrasında, "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir." hükmüne; onüçüncü fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda açık metnine yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur: İlk karar, teknik anlamda hüküm sayılan; ancak, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü; ikinci karar ise bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Anayasa Mahkemesinin, 13/06/2013 tarih ve Başvuru No:2012/665 sayılı kararında da; masumiyet karinesinin kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkumiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilke olduğu kabul edilmekle birlikte, ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonra şarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmaksızın davanın ertelendiği durumlarda, kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğini kabul etmek gerekeceği, çünkü bu tür durumlarda ortada henüz verilmiş bir mahkumiyet hükmünün bulunmadığı, bu çerçevede, ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet kararına dayanılmasının masumiyet karinesi ile çelişeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu itibarla; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, ceza mahkemesince verilebilecek hükümlerin sınırlı olarak sayıldığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinde yer almadığından, hüküm niteliği taşımamaktadır. Davanın esasını çözen bir hüküm niteliğinde olmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, lehe veya aleyhe bir sonuç da doğurmamaktadır. Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla da açıkça ortaya konulmuştur. Davacının üzerine atılı bulunan ve disiplin soruşturmasına konu olan fiillin, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında da suç teşkil etmesi nedeniyle yargılandığı davada, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olduğundan bahisle 1 yıl 8 ay hapis ve 500,00-TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 22/10/2013 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği görülmüştür. İdare Mahkemesince verilen kararın gerekçesinin bütünü incelendiğinde; Mahkemece, davacı hakkında .... Ağır Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde, kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadi ve kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçu sebebiyle verilen karara ve idari soruşturmaya dayanılmak suretiyle davacının fiilinin sübuta erdiği sonucuna ulaşıldığı görülmüştür. Bu durumda; Mahkemenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan ceza yargılaması sonucuna göre karar vermesinde hukuki isabet görülmemiş ise de, disiplin hukuku açısından yapılan inceleme sonucunda, davacıya isnad edilen fiilinin sübuta erdiği sonucuna varılmış olup, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz ve karar düzeltme giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 08/05/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.