11. Hukuk Dairesi 2010/6350 E. , 2011/17847 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2009 tarih ve 2007/725-2009/859 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe…
**11. Hukuk Dairesi 2010/6350 E. , 2011/17847 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2009 tarih ve 2007/725-2009/859 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin murisinin davalı şirketin yönetim kurulu üyesi iken vefat ettiğini, bu nedenle müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, 25.06.2007 tarihli genel kurul toplantısına müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde alınmadığını, bilançonun oylanmasının ertelenmesinin talep edildiğini, ancak genel kurulda bilançonun kabulü ile yönetim ve denetim kurullarının ibrasına ve yeni yönetim ve denetim kurulunun seçilmesine karar verildiğini, bu kararların yönetim kurulu üyesi olan ortaklar tarafından alındığını, yöneticilerin kendi ibralarında oy kullandıklarının yasal olmadığını, ayrıca ibrasına karar verilen denetim raporunu hazırlayan denetçi ile yeni seçilen deneticinin yönetim kurulu üyelerinin işçisi olduklarını ve denetçi niteliklerine sahip olmadıklarını ileri sürerek, genel kurulda alınan tüm kararların iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tereke mahkemesi kararı ile murisin hisselerine elkonulduğunu, bunun gereği olarak davacının genel kurula alınmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 25.06.2007 tarihli genel kuruluna sadece yönetim kurulu üyelerinin katıldığı, bu kişilerin oyları ile bilançonun kabulü ile yönetim ve denetim kurullarının ibrasına karar verildiği, alınan kararların TTK’nın 377 ve 374. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan kararların iptaline, diğer istemlerin ise reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, davacının murisi... davalı şirketin hissedarı iken vefat ettiği ve dosya içinde mevcut veraset ilamına göre geriye davacı dışında iki mirasçı bıraktığı, davalı şirketin 25.06.2007 tarihli genel kuruluna ilişkin hazirun cetvelinde davacının miras hissesine isabet eden şirket hisse miktarının adı gösterilmek üzere yazılı olduğu, davacının da miras hissesine istinaden davalı şirketin anılan genel kuruluna katılmak istediği, ancak murisin hissesi üzerinde tereke mahkemesince tedbir kararı verilmiş olduğu iddiası ile davacının genel kurula alınmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının miras hissesine isabet eden şirket hissesine istinaden davalı şirketin genel kuruluna katılıp katılamayacağı konusunda toplanmaktadır. Dairemizin 22.02.2007 tarih, 2005/11613 Esas, 2007/3306 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere TMK'nın 676. ve 677. maddelerine göre miras taksiminin yazılı şekilde yapılması geçerlilik koşulu olup, böyle bir taksim anlaşmasında da, terekenin tamamen veya kısmen taksimi veya terekedeki miras hakkının veraset ilamındaki paylara uygun olsun olmasın bölüşümü veya temliki iradesinin mirasçılarca veya ilgili mirasçı tarafından izhar edilmesi, bu yöndeki iradenin açık ve dolaysız olarak yansıtılması zorunludur. Davaya konu şirket hissesi üzerinde mirasçılar tarafından değinilen nitelikte ve yazılı taksim ve temlik sözleşmesinin yapıldığı iddia ve ispat edilememiştir. TTK'nun 376.maddesinde düzenlenen ve anonim şirket genel kurulu toplantısında hazır bulunan pay sahibi ve temsilcilerinin adı ve soyadlarıyla adreslerini ve pay miktarını gösteren ve başkan tarafından imzalanan bir belge olan hazirun cetveli, pay sahipliği hakkını doğuran, ihdas eden veya yansıtan bir işlev ve güce sahip olmayıp, genel kurul katılımcılarını ve paylarını gösteren açıklayıcı bir değer ve anlam taşır. Dairemiz'in içtihatlarında da, hazirun cetvelinde yazılı pay miktarlarının pay sahipliği hakkının varlığı ve niceliği konusunda bağlayıcı niteliği bulunmadığı, bu hususun şirket kayıtları ve dayanak hak oluşturucu - doğurucu işlemle kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu itibarla, mahkemece muristen intikal eden şirket hisselerinin mirasçılar arasında yazılı bir sözleşme ile paylaştırılmadığı, genel kurul tarihi itibariyle miras şirketine mümessil de tayin edilmediği, aynı şekilde davalı şirket tarafından miras paylarına göre hazırlanan hazirun cetvelinin de miras paylaşım sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği ve bu durumda şirket hissesi üzerinde tüm mirasçıların elbirliği mülkiyetinin devam ettiği göz önüne alındığında, genel kurul toplantısına tüm mirasçıların birlikte veya miras şirketi temsilcisi vasıtasıyla katılmaları keza davanın da aynı şekilde miras şirketi adına açılması gerektiğinin nazar alınmaması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.