1. Hukuk Dairesi 2009/9332 E. , 2009/11490 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : SAMANDAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/04/2006 Taraflar arasındaki davadan dolayı Samandağ Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 20.4.2006 gün ve 352-173 sayılı hükmün Onanmasına ilişkin olan 19.2.2009 gün ve 262-2075 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde taraf vekilleri tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına
**1. Hukuk Dairesi 2009/9332 E. , 2009/11490 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SAMANDAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/04/2006 Taraflar arasındaki davadan dolayı Samandağ Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 20.4.2006 gün ve 352-173 sayılı hükmün Onanmasına ilişkin olan 19.2.2009 gün ve 262-2075 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde taraf vekilleri tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilerek, karar Dairece onanmış olup, davacı hazine ve davalılar tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 1939 yılında kesinleştiği ve eldeki davanın 20.05.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümü devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fırkası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarih, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan, yürürlüğe konulan hükümler kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan ve re'sen gözetilmesi gerektiğinden somut olayda, aleyhe bozma yasağı ilkesinin de uygulanma yeri bulunmadığı izahtan varestedir.Hal böyle olunca; mahkemece kurulan hüküm bozma tarihi itibarıyla doğru olmakla beraber sonradan yürürlüğe giren ve kesin hüküm halini almamış eldeki davalara da uygulanacağı öngörülen yukarıda değinilen 5841 sayılı yasa düzenlemeleri karşısında tarafların karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 440 maddesi gereğince kabulüne, dairenin 19.02.2009 tarih 2009/262 Esas, 2009/9075 Karar, sayılı kararının ortadan kaldırılmasına yerel mahkemenin 20.04.2006 tarih, 2004/352 Esas, 2006/173 Karar sayılı kararının anılan yasa hükümleri doğrultusunda ayrıca her dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olup davada Hazine dava tarihi itibarı ile haklı bulunduğuna göre yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumluluğuna dair bir karar verilmesi için HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.