DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2041 E. , 2024/506 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2041 Karar No : 2024/506 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. B... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Teşkil
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2041 E. , 2024/506 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2041 Karar No : 2024/506 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. B... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde yer alan "dolandırıcılık" suçunu işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin...tarih ve... sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle açıkta geçen süreye ilişkin maaş ve parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; Soruşturma raporu ve dava dosyasının birlikte değerlendirilmesinden, yapılan soruşturma sonucu davacının "dolandırıcılık" suçunu işlediği ve iyi halinin bulunmadığı gerekçesiyle alt ceza uygulamasına gidilmeden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin karar düzeltme aşamasında verilen 14/02/2023 tarih ve E:2021/8264, K:2023/323 sayılı kararıyla; Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 1. cümlesinin iptaline karar verildiği ve anılan maddenin 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasına göre dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun uyarınca incelenip çözümlenmesi gerektiği, 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, disiplin cezası verilmesini gerektirecek fiillerin sayma suretiyle belirtildiği, ancak bu fiiller arasında davacının cezalandırılmasına dayanak olan "hırsızlık, dolandırıcılık" fiillerine yer verilmediği, bir başka ifadeyle emniyet teşkilatı personelinin disiplin suç ve cezalarını düzenleyen yeni Kanun uyarınca davacıya isnat edilen eylemin disiplin cezasını gerektiren bir eylem olmaktan çıkarıldığı, Ceza hukuku kökenli bir ilke olan lehe olan hükmün uygulanması ilkesinin, işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehinde ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngördüğü, Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetiminin, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapıldığı, bu anlamda, idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezada lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerektiği, Dolayısıyla fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmünün dikkate alınması gerektiği, Ancak, lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının, davacının eylemine uyan başka bir disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağı, Bu bağlamda, davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına temel olan ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde yer alan "hırsızlık, dolandırıcılık" fiillerinin, mevcut hukuki durum itibarıyla 7068 sayılı Kanun ile herhangi bir cezai yaptırıma bağlanmayarak disiplin suçu olmaktan çıkarıldığından, davacı hakkında tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği, Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/05/2019 tarih ve E:2018/1314, K:2019/2098 sayılı; 16/03/2020 tarih ve E:2019/2706, K:2020/765 sayılı ve 28/01/2021 tarih ve E:2020/3248, K:2021/145 sayılı kararlarının da bu yönde olduğu gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin 1. cümlesinin iptaline karar verildiği ve anılan maddenin 7068 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı; 7068 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ile "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re'sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." kuralı getirildiği, 7068 sayılı Kanun'da, Tüzük'ün 8/6. maddesinde sayılan fiillere (Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira) ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği; anılan Kanun'un 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, 7068 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren tutum ve davranışlar arasında sayıldığı, Anayasa Mahkemesinin 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararıyla 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verildiği, Anayasa'nın milletvekili seçilme yeterliğini düzenleyen 76. maddesinin 2. fıkrasında "zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas" gibi suçların, yüz kızartıcı suçlar olarak sayıldığı; eylemin yüz kızartıcı olup olmadığına ilişkin belirleme yapıldığı, Öte yandan, idare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetiminin, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapıldığı, idari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmünün dikkate alınması gerektiği, Bu kapsamda, davacıya isnat edilen fiilin, 657 sayılı Kanun'un "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektiren fiil ve hallerin sayıldığı 125. maddesinin 1. fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer verilen "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında olduğu, bu nedenle dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Tüzüğün 8/6. maddesinin "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasından daha hafif bir yaptırım olan "meslekten çıkarma" cezasını gerektirmesi nedeniyle sonraki düzenlemenin davacı açısından lehe bir hüküm getirmediği anlaşıldığından, davacının eyleminin, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Tüzüğün 8/6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Bu bağlamda, Tüzük hükmü uyarınca işin esasına yönelik olarak yapılan değerlendirmede, davalı idarece davacıya isnat edilen "dolandırıcılık" suçunun aynı zamanda ceza hukuku kapsamında bir suç olması ve Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış olması nedeniyle, yapılacak ceza yargılaması sonucunda suçun işlendiğinin sabit görülüp kişinin cezalandırılması halinde "dolandırıcılık" suçunun işlendiğinden bahsetmenin mümkün olacağı, Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun incelenmesinden davacının "bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık" suçunu işlediğinin anlaşıldığı, Kaldı ki, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan "bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık" suçu isnadıyla açılan ceza davasında,... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, bu kararın Yargıtay nezdinde onanarak kesinleştiğinin görüldüğü, Her ne kadar, Tüzüğün 8/6. maddesinde yer alan "dolandırıcılık" suçunu işlediğinden bahisle davacı meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmış ise de; davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına neden olan fiili ile ilgili olarak anılan Tüzüğün 8/6. maddesinde sayılmış bir diğer suç olan "hırsızlık" suçundan mahkumiyetinin bulunması ve bu mahkumiyetinin de kesinleşmesi karşısında, tesis edilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ceza yargılamasının 2023 yılında sona erdiği; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; başarılı bir meslek hayatı bulunduğu; kendisine olan borçlarından kurtulmak isteyen, arkadaşı olan bir çiftin kendisine suç isnadında bulunduğu, hakkında soruşturma açılmasına ve dava konusu idari yaptırım ile karşı karşıya kalmasına sebebiyet verdiği, tamamen alacak ve borç ilişkisi olarak değerlendirilebilecek hukuki ilişkinin mesleğinin karalanmasına, herhangi bir savunması alınmaksızın ve alınan karara itiraz hakkı verilmeksizin, kanuni savunma hakkı ihlal edilerek işlem tesis edilmesine neden olduğu; bu konuda deliller sunulmasına rağmen eksik inceleme yapıldığı; disiplin cezası ile cezalandırılmasına temel olan hükümlerin 7068 sayılı Kanun'da cezai yaptırıma bağlanmadığı; idarenin disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı; yerel mahkemenin ilk kararında kendisinin “vekalet almak suretiyle ...’de bulunan başkasına ait arsayı sattığı” belirtilmişse de satış hukuken geçerli olup bugüne kadar, verilen vekalete istinaden yapılan satışın iptali için dava açılmadığı; bu satış nedeni ile dolandırıcılık yaptığının, vekaletin geçersiz olduğunun söylenemeyeceği; bu durumun hak ve nesafet kuralları ile de bağdaşmayacağı; kendisinden borç alan ve daha sonra aldığı borcu ödemeyen çiftin kötüniyetli olduğu ve hiçbir hukuk düzeninin kötüniyeti korumayacağı; hesabına aktarılan paranın iadesinin istenmediği; bu paranın anılan eşlerden birinin çalıştığı dersanenin hesabından aktarıldığı; bu zamana kadar hem dersane hem de bu kişi tarafından paranın iadesi için kanuni yollara başvurulmadığı, bugüne kadar kimsenin alacak iddiasında bulunmadığı; çiftin aldığı borcu karşılayamadığı, geri kalan borçtan kurtulmak adına da şerefli mesleğine adeta kara bir leke sürmeye çalışıldığı; hakkındaki “6 aylık durdurma cezası”nın kesinleşmeksizin, meslekten çıkarma cezasına dayanak yapıldığı; ayrıca 2009 yılında anılan eşlerden biri tarafından kendisine ait banka şubesine EFT yapıldığı, 2009 yılında kendisini tanımadığını beyan eden bu kişinin hiç tanımadığı bir insana EFT yapmasının mümkün olmadığı; bu hususun da irdelenmediği; yargılama aşamasında eşlerden biri tarafından bir beyan dilekçesi sunulduğu, bu dilekçenin kendisinin onurlu mesleğinin nasıl karalandığını gözler önüne serdiği; hakkındaki bu işlemin mesleğinin sonu olduğu; emekliliğine sayılı günler kala mesleğinden çıkartıldığı ve emekli olma hakkının elinden alındığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... ısrar kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay İkinci Dairesinin 14/02/2023 tarih ve E:2021/8264, K:2023/323 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.