10. Hukuk Dairesi 2025/7582 E. , 2026/1249 K. "" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/356 E., 2025/400 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/22 E., 2024/383 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlan…
10. Hukuk Dairesi 2025/7582 E. , 2026/1249 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/356 E., 2025/400 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/22 E., 2024/383 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ...... Ltd. Şti'ye ait iş yerinde 20.08.1998 - 16.08.2019 tarihleri arasında belirsiz süreli hizmet akdi ile kaynakçı pozisyonunda çalıştığını, davacının çalışmaya başlama tarihi 20.08.1998 olmasına rağmen, işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna 24.01.2000 tarihinde işe giriş bildiriminde bulunulduğunu, yalnızca davacının değil, o yıllarda aynı iş yerinde çalışan tüm işçilerin sigorta bildirimlerinin geç yapıldığını, bu duruma o dönemde çalışan tüm işçilerin tanık olduğunu belirterek, davacının 20.08.1998 - 24.01.2000 tarihleri arasındaki dönem için sigortalılığının (hizmetinin ve hizmet süresinin), prim gün sayısının ve hak ettiği prim ödemelerinin tespitine ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının işe giriş tarihi, işe giriş bildirgesinin verildiği tarihin 24.01.2000 tarihi olduğunu, davacının birden fazla kez işten ayrıldığını ve çıkışının yapıldığını, 20 03... yılında tekrar işe alındığını, davacının, 08.01.2009 yılında işten kendi isteği ile ayrıldığına ilişkin dilekçe sunduğunu, davacının 08.01.2009 tarihi itibarı ile kıdem, ihbar ve ücret alacağı hesaplaması yapıldığını, karşılığında davalı tarafından alacağa karşılık senet tanzim ve teslim edildiğini, senetlerin bedelinin ödendiğini, 2010 yılında tekrar başvurusu üzerine işe alındığını, en son 2019 yılında tekrar kendi isteği ile işten ayrıldığını, işten çıkışında kıdem, ihbar tazminatı ile ücret alacağı hesaplanarak kendisine bu alacak karşılığı senet keşide edilerek teslim edildiğini ve senet bedellerinin ödendiğini, 20.08.1998 tarihinde işe başladığına ilişkin iddialarının haksız olduğunu, davacının talebinin hak düşürücü süreye uğradığını bildirmiştir. Feri müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle, ... sicil numaralı iş yeri dosyasının 06.08.1998 tarihinde Kanun kapsamına alındığı ve halen faaliyetine davam ettiği görüldüğünü, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının davasında haklılığını doğrulama kabiliyetini haiz somut delil sunması gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; eksik inceleme ile karar verildiğini, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla 11.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 20.08.1998-09.02.2010 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 24.01.2001 tarihinden sonra hizmeti kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 24.01.2001 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 24.01.2001 tarihinde davalı işveren üzerinden kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece blok çalışmada kayıt öncesi hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. 3. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 24.01.2001 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. 4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir. 5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 20.08.1998 tarihi ile sonrası kayda giren 24.01.2001 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki onama gerekçesine katılınmamıştır.