9. Hukuk Dairesi 2025/9572 E. , 2026/872 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3165 E., 2025/1756 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/229 E., 2021/399 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlan…
9. Hukuk Dairesi 2025/9572 E. , 2026/872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3165 E., 2025/1756 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/229 E., 2021/399 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ve ... Genel Müdürlüğünün (Kurum) asıl işveren olduğu ... bölgesi mesuliyet sahasında ihale alan alt işveren şirketler nezdinde su ustası ve şoför olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 28.02.2018 tarihinde haksız feshedildiğini, en son net 4.000,00 TL ücret ile çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili İdarenin ihale makamı sıfatı ile ancak 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 36. maddesi kapsamında sorumlu olabileceğini, müvekkili İdarenin asıl işveren sıfatının bulunmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, değişen alt işverenlerin sigortalısı olarak davalı Kurumun sorumluluğundaki işyerlerinde, davalı Kuruma içme suyu ve atık su hatlarında yapım, bakım ve onarım hizmeti veren şirketlerin işçisi sıfatı ile çalıştığı, davacının hizmetinin geçtiği firmalar ile davalı Kurum arasında 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmüne uygun asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulduğu, davalı Kurumun asıl işveren sıfatı ile davacının işçilik alacaklarından sorumlu olacağı, davalı taraf davacının çalışmasına devam ettiğini ileri sürmüş ise de davacının alt işveren ... Şirketinden 16.01.2018 tarihinde Kod (18) ile çıkışının yapıldığı, yine 28.02.2018 tarihinde ise ... ünvanlı işyerinden Kod (3) ile çıkışının yapıldığı, en son Kod (03) ile çıkış yapılmış ise de davacıdan sadır bir istifa dilekçesi sunulmadığı gibi işverence haklı nedenle iş sözleşmesinin sona erdirildiğinin de ispat edilemediği, alacaklara hükmedilen faiz türü ve başlangıç tarihlerinde hata bulunmadığı, dava dilekçesinde açıkca hafta tatili, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları belirsiz alacak davası olarak açıldığından dava türüne göre talep artırım dilekçesine karşı bu alacaklar yönü ile zamanaşımı def'inde bulunulamayacağı, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacakları taleplerinin gerek dava gerekse ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğramadığı, dosyaya davacının çalışma saatlerini gösterir puantaj kayıtları sunulmadığından hafta tatili, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tanık anlatımlarıyla ispatlandığı, davalı Kurumun ihale makamı olmadığı, asıl işveren sıfatı taşıdığı, buna göre 4857 sayılı Kanun'un 36. maddesinin somut olaya uygulanmasına imkân bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesisinin yerinde olduğu belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, 2. Davalı Kurumun ihale makamı olduğunu, davacının alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını, 3. Tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, beyanlarının esas alınamayacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı İdarenin, davacının alacaklarından sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının talep ettiği alacakların ispatı ve zamanaşımı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.