(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6594 E. , 2009/8927 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.07.2003 gününde verilen dilekçe ile mera'ya müdahalenin meni ve muarazanın giderilmesi; birleşen davada davacı Hazine tarafından 09.02.2007 tarihli dilekçe ile mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen 27.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi d
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/6594 E. , 2009/8927 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.07.2003 gününde verilen dilekçe ile mera'ya müdahalenin meni ve muarazanın giderilmesi; birleşen davada davacı Hazine tarafından 09.02.2007 tarihli dilekçe ile mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen 27.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar ... VD. vekili ile duruşmasız temyizi davacı köy tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.07.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar ... VD. vekili Av..... ve davacı köy muhtarı ile karşı taraftan Hazine vekili Av.... ve müdahil vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı köy, davalı gerçek kişilerin meraya vaki elatmalarının önlenmesini istemiştir. Birleşen davada davacı Hazine, asıl dava konusu taşınmazların mera olması nedeniyle bu nitelikte sınırlandırılmasını istemiştir. Davalı gerçek kişiler, taşınmazın özel mülkleri olduğunu, lehlerine Tekman Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen hüküm bulunduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davacı köy vekalet ücreti yönünden, davalılar , ... ve ... esastan temyiz etmiştir. 4342 Sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanıma göre mera, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı, bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olabilir. Bu yerler, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, özel mülkiyete konu teşkil etmez. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, davalılar hakkında meraya elatma suçundan ceza davası açıldığı, Tekman Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/108 esas, 2003/190 sayılı kararıyla davalıların mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 8.Ceza Dairesinin 30.01.2007 tarihli ilamıyla kanıtlama ve nitelendirme bakımından onandığı, kısaca çekişme konusu yerin ceza mahkemesi kararıyla hükmen mera olarak saptandığı görülmektedir. Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmüne göre, ceza mahkemesinin nitelemeye ilişkin hükmü, eldeki davada hukuk hakimini de bağlar. Başka bir anlatımla, çekişme konusu taşınmazın mera olduğunun kabulü, yasanın anılan hükmü karşısında zorunludur. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı gerçek kişilerin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davalıların diğer temyiz itirazları ile davacı ... köyünün temyiz itirazlarına gelince; 3402 sayılı Kadastro Kanununun “Kamu Malları” başlıklı 16/B maddesi hükmüne göre mera gibi kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı kanıtlanan orta malı niteliğindeki taşınmaz malların sınırlandırılması, parsel numarası verilerek yüzölçümünün hesaplanması ve bu niteliği ile özel siciline yazılması gerekir. HUMK.nun 389.maddesine göre de, kurulan hükmün infaza elverişli olması, hükmün infazı sırasında tarafların yeni bazı çekişmeler içine düşürülmemesi gerekir. Eldeki davada, bilirkişinin çizdiği kroki ölçekli değildir. Mera niteliğindeki bir yer de krokiye bağlanmadan taşınmazı çevreleyen sınırları karar yerine yazılarak bu niteliği ile özel siciline tescil edilemez. Mahkemece yapılması gereken iş, gerekirse o yöreye ait memleket haritasından da yararlanarak yeniden keşif yapılmak suretiyle taşınmazı çapa (ölçekli krokiye) bağlayacak şekilde sınırlarını ve yüzölçümünü duraksamaya yer bırakmadan tespit etmek, karşı davadaki davacı Hazine’nin isteğini buna göre hükme bağlamak olmalıdır. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır. Kabule göre de; HUMK.nun 417.maddesi gereğince yargılama giderlerinden ve bu arada avukatlık ücretinden davada haksız çıkan taraf sorumlu olup, davacı köyün davası kabul edildiği halde avukatlık ücretiyle sorumlu tutulması anılan usul kuralına uygun düşmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 625,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacı ... ile Hazine’den alınarak gerçek kişi davalılara verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 14.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.