11. Ceza Dairesi 2024/2225 E. , 2024/6160 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/237 E., 2023/1019 K. SUÇ : Sahte fatura düzenleme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, k
**11. Ceza Dairesi 2024/2225 E. , 2024/6160 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/237 E., 2023/1019 K. SUÇ : Sahte fatura düzenleme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2014/235 Esas, 2016/448 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 2008, 2009, 2010, 2011 ve 2012 tarkvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine, birleşen dosya yönünden dava açılmadığı halde 2012 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan beraat kararı verilmiştir. 2.Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.12.2022 tarihli ve 2021/10225 Esas, 2022/20896 Karar sayılı ilamı ile "..Sanık ... yönünden; 1) Sanık hakkında birleşen İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2014 tarih ve 2014/36274 Esas sayılı iddianamesiyle 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan kamu davası açıldığı halde sanık hakkında 2012 takvim yılında vergi kaçırdığından bahisle beraat kararı verilerek açılmayan dava hakkında karar verilmesi yasaya aykırı, 2) Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden ise "hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun'un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2023 tarihli ve 2023/237 Esas, 2023/1019 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, birleşen dosyadaki 2009, 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme, ana dosyadaki 2008, 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından düşme, 2012 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği, vekalet ücreti verilmesi gerektiğine, sanık müdafinin temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, çalışan olan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığına, çelişkili raporlara göre karar verildiğine, atılı suçlamaları kabul etmediğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın sorumlu ve müdür olmadığı halde beyanına göre müdürlüğünü vefat eden kayınpederi Ergül Miliğ'in yaptığı şirkette 07.05.2007 tarihinden şirketin tamamen devredildiği 13.04.2012 tarihine kadar çalıştığını beyan etmesi ve Ergül Miliğ'in şirketteki tüm hissesini ve müdürlüğünü 13.04.2012 tarihinde devrettiğinin anlaşılması karşısında suç tarihinin sanık yönünden 13.04.2012 olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1.15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesiyle 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine eklenen “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Zamanaşımı, ... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, ... itibaren işlemeye başlar” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın farklı takvim yıllarındaki eylemleri arasında hukuki veya fiili kesintinin bulunmaması nedeniyle eylemlerin birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirildiğinin ve suça konu edilen faturaların son olarak 2012 yılında da düzenlendiğinin iddia olunduğunun anlaşılması karşısında; tüm takvim yıllarındaki eylemler bütün halinde değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, 2009, 2009, 2010 ve 2011 takvim yılları hakkında düşme, 2012 takvim yılı hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş, 2.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine imkan sağlayacak biçimde açık ve gerekçeli olması; gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden ve temyiz incelemesine imkan verecek şekilde tartışılmadan gerekçesiz hüküm kurulmuş ise de, zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğunun anlaşılması karşısında; Sanığın yargılama konusu sahte fatura düzenleme eylemi için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin (b) fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve13.04.2012 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2023 tarihli ve 2023/237 Esas, 2023/1019 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2024 tarihinde karar verildi.