7. Hukuk Dairesi 2023/3625 E. , 2024/2860 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/936 E., 2023/743 K. DAVA TARİHİ : 02.10.2019 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/834 E., 2020/619 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edi…
**7. Hukuk Dairesi 2023/3625 E. , 2024/2860 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/936 E., 2023/743 K. DAVA TARİHİ : 02.10.2019 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/834 E., 2020/619 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Köyünde kain 3 pafta, 74 parsel No.lu 7200 m² taşınmazın 6000 m² 'sinin müvekkiline ait olduğunu ancak yapılan kadastro çalışmaları sonucu söz konusu taşınmazın tamamının davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Pendik Kadastro Mahkemesinin 2010/716 Esas - 2010/713 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın tespit maliki ...'ın mirasçıları üzerine 1/4 payın ..., 1/4 payın ... ... (...), 1/4 payın ..., 1/4 payın ... ...(...) adlarına tesciline karar verildiğini, kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/14898 Esas - 20I0/17015 Karar sayılı ilamı ile 74 parsel açısından bozulmuş ise de daha sonra yapılan yargılamada yine 1/4 payın ... 1/4 payın, ... ... (..., 1/4 payı ..., 1/4 payın ... ... (...) adlarına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkillerinin eklemeli zilyet olarak 57 yıldır anılan taşınmazı ekip biçtiğini ve kadastro mahkemesince kesinleşen 3925 metre kare alanlı taşınmazın payları oranında müvekkilleri adına tescil edildiğini, taşınmazı satın aldığını iddia eden ...'nin, dava konusu 74 numaralı taşınmazı satın aldığını iddia ettiği 2006 yılından dava tarihi olan 02.10.2019 tarihine kadar zilyetlik başvurusunda bulunmadığını ve dava yoluna gitmediğini, satın alma bedelini kime hangi vasıtayla nasıl yaptığına dair belge sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 08.10.2013 tarihli kadastro tespiti ile davalılar adına tapuya tescil edildiği, kadastro çalışmalarından önce davacı ile davalıların miras bırakanı ... arasında 23.11.2006 tarihli gayrimenkul zilyetlik satış-devir senedi düzenlendiği, senet ile dava konusu ... Köyü 74 parsel 7200 m² tarlanın 6000 m²'sinin ... tarafından davacı ... satıldığının ve bedelinin alındığının tanıklar ve taraflarca imza altına alındığı gerekçesiyle, davanın kabulüne İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... Köyü 74 parselde 3925 m² davalılar adına kayıtlı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı ... Hizmetlerine Yardım Derneği adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, delillerinin toplanmadığını, davacı tarafın zilyetliğini ispat edemediğini, satın almaya ilişkin makbuzun ve vergi ödendiğine ilişkin belgenin sunulmadığını, satın alma iddialarına rağmen neden davalıların vergi ödediğinin izah edilemediğini, davacının zilyetliği devralmadığını, bu halde verdiğini ispatlarsa bedele ilişkin talebi olabileceğini, kabul anlamına gelmemekle beraber toplam 7200 m² iken 6000 m² aldığını ileri sürdüğüne göre, parselin mevcut yüzölçümü bakımından da aynı oranın korunması gerektiğini, talebin aşıldığını bildirerek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 74 parsel sayılı taşınmazın 1961-1962 yıllarında yapılan kadastro çalışmalarında davalılar murisi ... adına tespit edildiği, tespite itiraz üzerine Kadastro Mahkemesinde davalı haline geldiği, yargılama aşamasında ilgili kadastro tutanağı ve eklerinin kaybolması nedeniyle tutanağın ihyasının talep edildiği, bunun üzerine 13/04/2000 tarihinde ihya edilen tutanakta durumun izahıyla yine davalı murisi adına senetsizden 7200 m² yüzölçümüyle tutanak düzenlendiği; Pendik Kadastro Mahkemesinin dava konusu ve dava dışı parseller bakımından en son 2011/11 Esas 2011/98 Karar numarasını alan dosyada 21/09/2011 tarihinde verilen kararla, 74 parselin 1962 yılında 28 tahrir vergi kaydına dayalı olarak ... adına tespit edildiği, davacı Hazine'nin orman olduğundan bahisle tespite itirazda bulunduğu, yapılan incelemeler sonucu 74 parselin 3275 m² kısmının orman alanında kaldığının belirlendiği gerekçesiyle, 74 parsele ilişkin tespite itirazın kısmen kabulüne, 74 parselin 74/A ile gösterilen 3275 m² bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tesciline, 74/B ile gösterilen 3925 m² bölümünün ise tespit maliki ... mirasçıları-dosyamız davalıları adına payları oranında tesciline karar verildiği, hükmün temyiz incelemesi sonucu 02/08/2013 tarihinde kesinleştiği ve hükmen 02/08/2013 kesinleşme tarihi açıklamasıyla davalılar adına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı olduğu; 23/11/2006 tarihli gayrimenkul zilyetlik satış ve devir senedi başlıklı senet incelendiğinde; satıcı ..., alıcı davacı dernek temsilcisi, şahitler ve ... Köyü muhtarınca imzalandığı, 7200 m² tarlanın 6000 m²'sinin derneğe satıldığı ve parasının nakten alındığı, taşınmaz üzerinde satıcının hak ve zilyetliği kalmadığı hususlarının belirtildiği, senetle birlikte ibraz olunan ve dernek temsilcisinin başvurusu üzerine düzenlendiği anlaşılan orman idaresinin 13/11/2006 tarihli cevabi yazısında, 74 parselin az bir kısmının orman sayılan alanda kaldığı, orman sınır hattı ile tapulama hattı arasında kayma olduğu, orman sınır hattına göre net durumun belli olacağının bildirildiği, Dava konusu taşınmazın tespit öncesi itibariyle tapuya kaydı bulunmadığı, buna göre tespit tarihinden sonra-kesinleşme tarihinden önce yapıldığı iddia edilen satışın menkul hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, dosya kapsamına ve dayanak satış senedi altındaki murise atfen atılı imzanın inkar edilmemiş olmasına göre, satış ve devrin kanıtlandığı" gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Delillerin toplanmadan karar verildiğini, davacının zilyetliğini ispatlayamadığını, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açıldığını sonrasında tapu iptali ve tescil talebine çevrilemeyeceğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, komşu parsellere ilgili verilen emsal kararlarla çelişen şekilde karar verildiğini ve talepten fazlasına hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Taraflar arasında tespit sonrası ve kesinleşme öncesi harici satış sözleşmesi düzenlenmiş ise de; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden zilyetliğin davacı tarafa devir ve teslim edilmediği zilyetliğin satış sonrası muriste kaldığı ve sonrasında zilyetliğin mirasçılara geçtiği anlaşıldığından davacı tarafın 23.11.2006 tarihli sözleşmeye dayanarak mülkiyet hakkına sahip olduğu söylenemeyeceğinden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.