T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1630 Esas KARAR NO: 2026/484 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/07/2024 NUMARASI: 2023/195 Esas, 2024/545 Karar DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1630 Esas KARAR NO: 2026/484 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/07/2024 NUMARASI: 2023/195 Esas, 2024/545 Karar DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Şti tarafından,......şubesine ait......... seri nolu, 30.06.2022 keşide tarihli, 20.000-TL bedelli 1 adet çekin müvekkil şirkete verildiği, müvekkil şirket yetkilisi tarafından çekin kaybedildiği, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/225 E. sayılı dosyası ile çeklerin iptali istemine ilişkin dava açıldığını, ödeme yasağı kararı alındığını, dava konusu çekle ilgili .......İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, açıklanan nedenlerle çekin istirdadına olmadığı takdirde, müvekkili tarafından ödenen bedelin ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili dilekçesinde; Dava konusu borcun kambiyo senedine bağlı bir borç olduğunu, davacı yan dilekçesinde, ciro silsilesinde kopukluk ve/veya hukuka aykırılık olduğunu iddia etmiş ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin ciro silsilesini araştırmaya dair bir yükümlülüğü de bulunmadığı, müvekkili şirketin ilgili kambiyo senedini usulüne uygun şekilde aldığı ve bu hususta yasal düzenlemelere bağlı olduğu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "..Eldeki davada, davacının çek iptali için Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/225 esas sayılı dosyası ile 04/03/2022 tarihinde dava açtığı, mahkemesince 07/03/2022 tarihinde ödemeden men hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, kararın 29/03/2022 tarihli müzekkere ile bankaya bildirildiği, dava dışı şirket ile davalı arasında yapılan faktoring sözleşmesinin 04/10/2021 tarihli ve dava konusu faktöring işleminin ise 22/02/2022 tarihli olduğu ve aynı tarihte davalı yanca dava dışı şirkete ödemenin yapıldığı, davalının işleme dayanak hizmet faturalarını sunduğu, faturaların mükerrer olmadığı, davacının çek üzerinde cirosunun bulunmadığı gibi icra takibinde taraf olmadığı, davacı tarafından sunulan çekin tahsilat makbuzunda tahsil edenin imzasının bulunmakla beraber teslim eden kısmının imzalı olmadığı ve davacının defterlerinde ilgili çekin kaydının yer almadığı, mevcut delil durumu itibarı ile davalının çekleri iktisapta ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğunun sabit olmadığı anlaşılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2018/3076 Esas, 2021/1066 Karar ve 27/05/2021 tarih sayılı ilamı ile aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/3805 Esas, 2020/215 Karar ve 03.02.2020 tarih sayılı ilamı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/7695 esas, 2017/3575 Karar ve 09.05.2017 tarih sayılı ilamı)Yine; her ne kadar davacı tarafından kendisinden önceki ciranta......... Şti ile arkasından gelen .......... Şti. arasında ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak defter incelemesi talep edilmişse de davalı şirketin kötü niyetinin yalnızca bu ilişkiye dayalı olarak ispat edilmesinin mümkün olmadığı, davalının faktöring işlemi ile edindiği çek nedeniyle araştırma yükümlülüğünün kendisine tevdii edilen fatura ve belgeler ile çekin geçerliliği yönünde olduğu, her bir cirantanın birbiri ile olan ilişkisini incelemekle mükellef olmadığı gibi davacının çekte ciro ve imzasının da bulunmadığı, bu halde, davalının çek nedeniyle davacıya karşı iade yükümlülüğünün oluştuğunun ispat edilemediği ve davacının çekin kaybolması nedeniyle oluşan zararını ilgililerinden talep etme hakkının bulunduğu anlaşıldığından; Davacının davasının REDDİNE, Davacı aleyhine talep edilen kötü niyet tazminatının şartları oluşmadığından reddine, " şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Çeki, muhtelif zamanlarda yapılan iş karşılığında dava dışı üçüncü kişi olan ....... Şirketi tarafından müvekkiline verildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin çeki kaybettiğini, ödeme yasağı kararı alındığını, ......a ödemeden men yasağı verildiği bildirilmiş olmasına rağmen, Ödeme yasağı bulunan çeke ilişkin işlem yapılmasının çeki elinde bulunduran hamilin kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair karine oluşturduğunu, Davalı......, çeke istinaden ........Şti ile .......Şti. Arasındaki ticari ilişkiyi göstermeye çalışan 29.03.2022 tarihli 88.500 TL bedelli fatura ibraz edilmişse de fatura miktarı ve senet bedeli arasında uygunluk olmadığını, fatura bedelinin senet bedelinin çok üstünde olduğunu, kalan kısmının ne şekilde ödendiğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığını, davalı şirketin çeki iktisabında kötü niyetli olduğunu davalı tarafın alacağı temlik alırken de üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE Davacı, çekin rıza dışında elden çıktığını, davalının yetkili hamil olmadığını iddia ederek çekin istirdadını, çek bedelinin ödenmesi halinde ise çek bedelinin tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davalı, çekte görünürde düzgün ciro silsilesine göre yetkili hamil konumunda olup mevcut delil durumu ve bilirkişi raporuna göre davalının çeki iktisapta ağır kusurlu yahut kötüniyeli olduğu hususunun ispatlanamadığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.26/03/2026