Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3028 E. , 2024/1572 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3028 Karar No : 2024/1572 DAVACILAR : 1- ... Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. 2- ... Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu Başkanlığı / ... (... Bakanlığı) VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3028 E. , 2024/1572 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3028 Karar No : 2024/1572 DAVACILAR : 1- ... Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. 2- ... Taşıt Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş. VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurumu Başkanlığı / ... (... Bakanlığı) VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik'e, 09/05/2020 tarih ve 31122 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile eklenen 10/A maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI: Dava konusu Yönetmelik'in iptali istenen hükmünün, Anayasa’nın 13., 35., 48. ve 124. maddelerine aykırı olduğu, Anayasa’ya ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'na aykırı bir düzenleme ile tüzel kişiliği dahi haiz olmayan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki bir komiteden ibaret olan Sigorta Acenteleri İcra Komitesine (SAİK), şirketlerine ait araç muayene istasyonlarına uzaktan satış cihazları koyma hakkı verildiği, bu yolla şirketlerinin anayasal haklarından olan mülkiyet hakkının ihlaline yol açıldığı, Yönetmelik'in iptali istenilen düzenlemesinin, şirketleri bakımından çalışma ve sözleşme özgürlüğüne ağır bir müdahale anlamı taşıdığı, zira şirketlerinin SAİK dışında bir üçüncü kişiyle sözleşme yapmasının engellendiği, Yönetmelik'in 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda öngörülmeyen bir kısıtlama getirdiği, şirketlerine ait olan araç muayene istasyonlarında SAİK dışında bir üçüncü kişi tarafından kara yolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılmasının yasaklandığı, dolayısıyla şirketlerinin SAİK ile sözleşme yapmaya zorlandığı, sözleşme yapma hürriyetinin kısıtlandığı, bu sebeplerle, Yönetmelik'te yer alan hükümlerin, Anayasa’nın 124. maddesinde korunan normlar hiyerarşisi ilkesi hilafına, 5684 sayılı Kanun’un hükümlerine ve ruhuna aykırılık teşkil ettiği, anılan Kanun’un kapsamını aştığı, idari işlemin sebep unsurunun, idareyi bir işlem yapmaya sevk eden hukuki veya fiili etken olduğu, yönetmelikler açısından ise sebebin, kanunların ya da kararnamelerin uygulanmasını göstermek olduğu, Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesinin de mümkün olmadığı, yürütmenin düzenleme yetkisinin; sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetki olduğu, bu yönleriyle 5684 sayılı Kanun’da düzenlenmeyen yasak ve kısıtlamalar getiren Yönetmelik'in sebep unsuruna aykırı olduğu, idari işlemin sebep unsuru ile neden-sonuç ilişkisi içinde olan konu unsurunun da genel olarak işlemin doğurduğu hukuki sonucu, hukuk düzeninde meydana getirdiği değişikliği ifade ettiği, Yönetmelik hükümlerinin uygulanması hâlinde mülkiyet hakkı ve sözleşme hürriyeti gibi anayasal özgürlüklerin ihlal edileceği, dolayısıyla hukuk düzeni bakımından olumsuz sonuçlarının olacağı, Yönetmelik'in iptali istenilen düzenlemesinin herhangi bir kamu yararı amacı taşıyıp taşımadığı, taşıyor ise ne olduğunun anlaşılamadığı ileri sürülmektedir. SAVUNMANIN_ÖZETİ: Usûl yönünden, davacı şirketlerin zorunlu malî sorumluluk sigortası kontrol noktaları olan araç muayene istasyonlarının yalnızca işletmesini yürüttüğü, sigortacı sıfatını haiz olmadığı ve araç muayene istasyonlarında sigorta satışını düzenleyen söz konusu düzenleme nedeniyle dava açmak için hukuki menfaatlerinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; esas yönünden ise düzenleme ile tanımlanan hizmet sunucuları haricinde kalan yerlere uzaktan satış cihazı konulmasının yasaklanmadığı, düzenlemenin amacının bilgilendirme yükümlülüğünün ifası ve poliçe satışında sigortacılık mevzuatının amir hükümlerinin söz konusu uzaktan satış cihazları sayesinde etrafından dolanılmasını engelleyerek müşterilerin hak ve menfaatlerinin korunmasını sağlamak ve sigortacılık sektörüne olan güvenin sarsılmasına neden olan davranışlara son vermek olduğu, söz konusu düzenlemenin temel amacının; kamu yararına hizmet etmek, çok sınırlı bir alanda sadece yetkisiz ve ehil olmayan kişilerin fiziki mekânlarına yerleştirilen uzaktan satış cihazları ile poliçe satışı hususunda kural tanımlaması yapmak, ehil ve yetkili olmadığı hâlde sigorta satışı yapan kişileri engellemek olduğu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 32. maddesi ile idarenin, sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, aracılar ve sigorta eksperlerinin kurallara uymalarını sağlamak üzere gerekli her türlü tedbiri alma konusunda yetkili kılındığı, dolayısıyla anılan hükümle dava konusu düzenlemelerin yapılabilmesi için idareye kanuni yetki verildiği, sözleşme yapma hürriyetinin, tarafların tamamen özgür iradeleri ile sözleşme yapmaları şeklinde yorumlanmaması gerektiği, Anayasa'nın 48. maddesinin 2. fıkrasında “Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.” hükmü ile bu özgürlüğün sınırlanabileceği durumların düzenlendiği, zorunlu sigortalar, sigorta ettirenin ve sigortacının bu sözleşme yapma özgürlüğünü sınırlandıran müesseselere örnek verilebileceği, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 18/10/2019 tarih ve 30922 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 17/10/2019 tarih ve 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulduğu, 47 sayılı Kararname'nin geçici 2. maddesi uyarınca mülga Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığının iş ve işlemleriyle ilgili açılmış ve açılacak davalarda adı geçen Kurumun taraf sıfatını kazandığı anlaşıldığından, Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu hasım mevkiine alınarak Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik'te, 09/05/2020 tarih ve 31122 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile dava konusu değişiklik yapılmıştır. İptali istenilen Yönetmelik değişikliği ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kontrol noktaları olan araç muayene istasyonlarında yalnızca Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) tarafından konulacak uzaktan satış cihazları ile satış yapılabileceği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası branşında ruhsatı olan tüm sigorta şirketlerinin bu cihazlar üzerinden satışa izin vermek zorunda oldukları ve bu satışlar çerçevesinde asgari oranlar üzerinden tahakkuk ettirilecek komisyonların, masraflar indirildikten sonra, Bakanlıkça belirlenecek esaslar çerçevesinde levhaya kayıtlı acentelere dağıtılacağı kural altına alınmıştır. Öte yandan, 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesi ile dava konusu değişiklikleri de içeren Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca dava konusu düzenleyici işlemlerin iptal edilmesinde davacının menfaatinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının bu davayı açma ehliyetinin bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idarenin iddiasının aksine, dava konusu düzenleyici işlemin davacı şirketlerin işlettiği araç muayene istasyonlarında elektronik işlem cihazları ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası satışı yapacak şirketi belirleme konusundaki tercih hakkını ortadan kaldırdığı ve bu hâliyle menfaatini etkilediği dikkate alındığında; davacı şirketlerin, dava konusu düzenlemelerin iptalini istemekte güncel ve meşru menfaatinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davalı idarenin, davacıların menfaati bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddedilmesi gerektiğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: Dava konusu değişiklikleri içeren, 25/04/2014 tarih ve 28982 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelik, 16/06/2021 tarih ve 31513 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, esasının incelenme olanağı kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, davacılar tarafından dava dilekçesinde duruşma yapılması talebinde bulunulmuş ise de; dava konusu Yönetmelik'in yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle işin esasına geçilerek karar verilmesine olanak bulunmadığından, yargılamanın makul süre içinde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını kapsayan Anayasa hükümleri ile usûl ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak duruşma yapılmasına gerek görülmemiştir. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/11/2020 tarih ve E:2019/2658, K:2020/2485 sayılı kararı da bu yöndedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.