Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuruya ilişkin olarak görüş bildirilmesine gerek görülmediği belirtilmiştir. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrinde muvazzaf astsubay statüsünde görev yapmakta iken güvenlik saikiyle yapılan bir idari soruşturma kapsamında ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dair duyum üzerine başvurucu hakkında idari soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında 8/11/2012 tarihinde görüşme (sorgu) tutanağı düzenlenerek başvurucunun ifadesi alınmış ve başvurucuya cinsel yaşamına ilişkin sorular sorulmuştur. Soruşturma sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun maddesi ve 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin (Sicil Yönetmeliği) maddesi gereğince başvurucu hakkında 11/3/2013 tarihinde "Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir" şeklinde ayırma sicil belgesi düzenlenmiştir. Sicil Yönetmeliği'nin maddesi uyarınca Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde oluşturulan Komisyonda başvurucunun durumu değerlendirilmiştir. Komisyon 28/11/2013 tarihinde başvurucu hakkında ayırma işlemi yapılmasının onaya sunulmasına karar vermiştir. Hava Kuvvetleri Komutanı 29/11/2013 tarihinde anılan kararı onaylamış; son olarak Millî Savunma Bakanı'nın da 27/1/2014 tarihinde başvurucunun TSK'dan ayrılmasını uygun bulması sonucunda ilişiği resen kesilmiştir. Başvurucu 26/3/2014 tarihinde ayırma işleminin iptali talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, kabul etmediği hususların hukuka aykırı yöntemlerle sorgu tutanağına geçirildiğini ve başka delillerle desteklenmeyen bu tutanağın hukuka aykırı bir delil olduğunu iddia etmiştir. Hiçbir zaman özel yaşamına ait unsurları iş ortamına ve görevine yansıtmadığını, tek bir disiplin cezası bulunmadığı gibi çok sayıda takdir belgesinin olduğunu ifade eden başvurucu, tesis edilen ayırma işleminde birey-kamu yararı dengesinin gözetilmediğini ve ölçülülük ilkesine uyulmadığını ileri sürmüştür. AYİM Başsavcılığının işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği yönünde hazırladığı 6/11/2014 tarihli düşünce yazısında, meslek hayatında sicil ortalaması çok iyi seviyede bulunan başvurucunun görevinde başarılı olduğu vurgulanmıştır. Diğer yandan idari soruşturmada tespit edilen ifadelerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmediğinden idari işleme esas alınmasının mümkün olmadığı ve başvurucunun dış âleme yansımayan cinsel yaşamı nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulmasının ölçülülük ilkesini ihlal ettiği ifade edilmiştir. AYİM Birinci Dairesinin (Daire) 3/6/2015 tarihli kararı ile oyçokluğuyla dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun özel hayatı kapsamındaki mahremiyet hakkına ilişkin davranışlarının -bazı kadınlar ile yaşadığı ilişkilerin- genel ahlak kurallarına aykırı olduğu vurgulanmış; idarenin takdir yetkisini ölçülü, objektif ve kamu yararı ile birey yararı dengesini gözeterek kullandığı sonucuna varılmıştır. Bir hâkim üye karara muhalif kalmıştır. Muhalif üye karşıoy gerekçesinde, başvurucunun hayat tarzının aleniyete intikal etmiş ve görev alanına yansımış olduğuna dair somut bir delilin bulunmadığını vurgulayarak personelin bilgisine başvurma adı altında kendisi ve başkaları aleyhine beyanda bulunmasının sağlandığını, bu şekilde alınan ifade esnasında gerçekleştirilen ses ve video kaydının silinmesinin de kuşku doğurduğunu belirtmiştir. Karşıoy gerekçesinde ayrıca sözüedilen yaşantısı nedeniyle herhangi bir ikaz ya da cezai işleme tabi tutulmamış olan başvurucunun mesleki başarısı gözetildiğinde tesis edilen ayırma işleminde birey-kamu yararı dengesi dikkate alınmadığı gibi ölçülülük ilkesine de uyulmadığından işlemin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi Dairenin 2/12/2015 tarihli kararı ile oyçokluğuyla reddedilmiştir. Nihai karar 16/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici maddenin birinci fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır. İlgili hukuk için bkz. G.G. (GK), B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-