T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:03/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:19/01/2021 DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:03/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dos…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:03/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:19/01/2021 DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:03/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacı Banka ile ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanan 06/09/2014 ve 01/12/2017 tarihli genel kredi sözleşmelerine müsteniden adı geçen firmaya kredi kullandırıldığını, davalı ...'ın genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, adı geçen dava dışı firmanın imzalanan sözleşmeye istinaden kredi koşullarına uymaması ve borcunu zamanında ödememesi sebebiyle; borçlu ile kredinin müşterek borçlu müteselsil kefiline Antalya 15. Noterliğinin 16/11/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile borcun ödenmesi ihtar edildiğini borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu ihtarname müşterek müteselsil kefillere usulüne uygun tebliğ edildiğini, kullandırılan krediye istinaden imzalatılan sözleşmede müteselsil kefil olması sebebiyle tüm alacak yönünden kefalet miktarı da dikkate alınarak davalı ... hakkında ihtiyati haciz talep edildiğini, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D. İş sayılı dosyası üzerinden yapılan inceleme neticesinde 05.12.2018 tarihinde, Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararı ile birlikte 10.12.2018 tarihinde 597.580,44-TL alacağın ödenmesi talebiyle Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe 18.12.2018 tarihinde itiraz edildiğini, itiraz nedeni olarak Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı Konkordato Davasında verilmiş olan ihtiyati tedbir de gerekçe gösterildiğini, davalı borçlu ... genel kredi sözleşmesini müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, Türk Borçlar Kanunu 583. maddesi uyarınca geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunduğunu, davalı borçlu ... şirket yetkilisi ve şirket ortağı olduğundan kefaletinde Türk Borçlar Kanunu’nun 584. Maddesi 3. Fıkrası uyarınca eş onayı aranmadığını, itiraz konusu takip yetkili icra dairelerinde başlatılmış olup yetki itirazının reddi gerektiğini, dava dışı borçlu şirket hakkında verilen geçici mühlet kararı alacaklı müvekkil bankanın müteselsil kefili hakkında takip talebinde bulunmasına engel teşkil etmediğini, belirterek itirazın iptali, Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davalı borçlu yönünden takibin devamı ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, Antalya 15. Noterliğinin 16.11.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya bizzat tebliğ edilmediğini, davacı tarafça takipte talep edilen tutarda borcu olmadığı da yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, davacıya yapılan ödemeler davacı kayıtlarından görülebileceğini, Bankalarca uygulanabilir en yüksek faiz oranı yasal faiz oranının %50 fazlasını geçemeyeceğini, bu oran ise yıllık %13,5’a tekabül ettiğini, bu sebeple davacı tarafından işletilmiş faiz ve uygulanan faiz oranının reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği kefalet sözleşmesi de usulüne uygun düzenlenmediğini, kefil olduğu miktar açıkça yazılmamış, sorumlu olduğu miktar ve süre açıkça belirtilmediğini belirterek davanın reddine, kötüniyetle alacak iddiasında bulunan davacının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı davalının müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile yer aldığı genel kredi sözleşmelerine dayanan kredi alacağının ödenmemesi nedeni ile ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede bankaya hesabı kat etme ve bunun sonucu olarak sözleşmeyi fesih yetkisi tanınmış, alacaklı banka tarafından bu yetkiye dayanılarak kat edilerek borçlulara ihtarname gönderilmiştir. Dava dışı borçlu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hakkında Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde konkordato talebi ile dava açılmıştır. Asıl borçlu hakkında konkordato mehli verilmesi halinde asıl borçlu hakkında takip başlatılmadan kefiller hakkında icra takibi başlatılabilmesi mümkün olduğundan davalı kefil yönünden dava esastan incelenmiştir. Tarafların tutunmuş oldukları deliller getirtilerek dosya hesap bilirkişine tevdi edilmiştir. Bilirkişi ... ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının dava tarihi itibari ile talep edebileceği alacak miktarının; taksitli krediler yönünden 61.244,59TL asıl alacak, 2.101,91TL işlemiş faiz, 105,10TL gider vergisi; BCH kredisi yönünden 59.624,13TL asıl alacak, 7.809,14TL işlemiş faiz, 411,78TL gider vergisi olduğu, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren taksitli kredi için %28,80, BCH kredisi için %32,5 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. Davalının asıl borçlu şirketin ortağı ve temsilcisi olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584 üncü maddelerde kefalet sözleşmesi için öngörülen koşullarda kefalet sözleşmelerinin yapılmış olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekmesi bilirkişi tarafından da bu yönüyle hesaplama yapılması, denetime ve hüküm kurmaya uygun bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, takipten sonra davadan önce yapılan ödemeler yönünden davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeni ile buna ilişkin kısımların hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmuş, borçlunun ise süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı ... Bankası A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu usul ve yasaya aykırı tesis edildiğini, kararın dayanağını oluşturan hususların kabul edilebilir nitelikte olmadığını, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, zira vekil eden banka ile dava dışı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını ve davalı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, adı geçen firmanın kredi koşullarına uymaması ve borcunu zamanında ödememesi sebebiyle ihtarname gönderilmesine ve tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, tarafların tacir olması sebebiyle Genel Kredi Sözleşmesinin temerrüt hükümlerinin ihtarname tarihi itibariyle başlayacağını, mahkemenin temerrüt başlangıcını bu şekilde kabul etmeyerek hatalı nitelikteki bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini, ayrıca yargılama kapsamında alınan ... tarihli bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığını, zira aynı icra takibiyle ilgili dava dışı diğer borçlu aleyhine açılan itirazın iptali davasında farklı bir bedel üzerinden takibin devamına karar verildiğini, bu sebeple hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı oluşturulduğunu ve yeniden inceleme yapılması gerektiğini, talep edilen faiz oranının ise taraflar arasındaki genel kredi sözleşmelerine uygun olduğunu, sözleşmelerde bankaya faiz oranlarını belirleme yetkisi verildiğini ve davalının haksız ve dayanaksız olarak itiraz ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararında bahsi geçen kat ihtarnamesinin müvekkillerine bizzat tebliğ edilmediğini, temerrütün gerçekleşmediğini, dosyada mübrez bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bankalarca uygulanabilir en yüksek faiz oranını yasal faiz oranının %50 fazlasını geçemeyeceğini, bu oranın ise yıllık %13,5’a tekabül ettiğini, davacının iddia ettiği kefalet sözleşmesinin de usulüne uygun düzenlenmediğini, kefil olduğu miktarın açıkça yazılmadığını, likit olmayan ve haksız olan alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili süresi içerisinde istinaf harcını yatırmadığından İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı HMK'nın 344. maddesi gereğince; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın davalı vekiline tebliğ edildiği ve kesinleştiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı ile dava dışı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerini davalı ..., müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış, borcun ödenmemesi üzerine alacak kat edilerek ihtarname gönderilmiş akabinde asıl borçlu şirket ile davalı kefil aleyhine davaya esas icra takibine girişilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sözleşmede kefalet limitinin açık olduğu ve kefaletin geçerli bulunduğu, borcun cari hesap kredisi ve taksitli krediden oluştuğu, cari hesap kredisi için istenen temerrüt faizinin sözleşmeye uygun olduğu, taksitli kredi faizinde ise banka talebinden daha düşük oranın esas alınması gerektiği, ihtarnamenin sözleşme adresine tebliği ile ertesi gün temerrüdün oluştuğu, banka tarafından takipte dikkate alınmayan ödemelerin düşülmesi sonucunda dava tarihi itibarıyla borcun 131.296,65 TL olduğu belirlenmiştir. Mahkeme raporu teknik ve yeterli bulmuş ve davayı kısmen kabul etmiştir. Kat tarihi itibariyle müeccel alacaklar da muaccel hale geldiğinden, temerrüdün kat ihtarında belirtilen atıfet süresinin geçmesinden sonra gerçekleşecek olması sebebiyle temerrüt faizinin de bu tarihten itibaren hesaplanmasında usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı, taksitli kredilerin faiz oranlarının taraflar arasında geri ödeme planıyla sabit olarak kararlaştırılması ve değiştirilmemesi dikkate alındığında taksitli krediye fiilen uygulanan sabit akdi faiz oranı baz alınarak sözleşme uyarınca iki katı tutarında hesaplanan temerrüt faiz oranı konusunda da hatalı bir değerlendirmenin olmadığı, rapordaki bu görüşlerin isabetli olduğu görülmekle davacı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; asıl borçlu şirkete karşı aynı takip dosyası sebebiyle Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında aynı bilirkişi tarafından sunulan raporda dava tarihi itibariyle alacağın daha yüksek hesaplandığı görülmüş, yapılan incelemede, takipten önce ve sonra yapılan ödemelerin tarih ve tutar olarak aynı oldukları, farkın adı geçen dosyadaki dava tarihinin daha ileri bir tarih olması sebebiyle daha uzun süreli bir faiz hesabının yapılmasından kaynaklı olmasının yanı sıra, esas farklılığın adı geçen dosyadaki raporda taksitli kredi borcundan Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) yaptığı 190.000 TL civarındaki ödemenin mahsup edilmemesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Eldeki dava dosyasına sunulu raporda aynı bilirkişi bu ödemeyi kredi borcundan düşmüştür. Asıl borçlu şirkete karşı açılan dava dosyasında KGF'nin yaptığı ödemenin mahsup edilmemesinin gerekçesi olarak bu ödemenin Kredi Garanti Fonu tarafından “kefil sıfatıyla” yapıldığı ve fonun banka haklarına halef olduğu, dolayısıyla bu ödemenin asıl borçluyu ilgilendirmediği, asıl borçlu ödeme yapmadığı için bu tutardan sorumluluğunun devam ettiği belirtilmiştir. Gerçekten de kredi garanti fonu krediye müteselsil kefil sıfatıyla ifada bulunduğu ölçüde kredi verenin haklarına halef olmaktadır. Kredi garanti fonu tarafından yürütülen hazine desteğine ilişkin yapılan kamu düzenlemelerine göre temerrüt durumunda kanuni takip işlemlerinin kredi veren tarafından yürütüleceği, takip neticesinde yapılacak tahsilatın tazmin edilen kefalet oranında kuruma aktarılacağı dikkate alındığında KGF tarafından yapılan ödemenin bu fon ile banka arasında borç alacak ilişkisine konu olabileceği, herhangi bir ödeme yaptığı iddiasında bulunmayan borçluyu (davalıyı) ilgilendiren bir yönünün olmadığı bu nedenle bu fon tarafından yapılan ödemenin mahsup edilmemesi gerekirken mahsup yapılarak borcun hesaplanması hatalı olmuş davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusu haklı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle Mahkemece yapılacak iş, borçlu şirkete karşı açılan dava dosyasındaki rapor ile iş bu dosyadaki rapor arasında belirtilen çelişkinin giderilmesi ve KGF tarafından yapılan ödeme mahsup edilmeksizin dava tarihi itibariyle yeniden hesaplama yapılması konusunda aynı bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesidir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/01/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...