1. Hukuk Dairesi 2010/8225 E. , 2010/9779 K. "" MAHKEMESİ : TRABZON 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalılar adına kayıtlı 1604 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, kıyıda kalan kısmın tapu kaydının iptali ile bu bölümde kalan yapının yıkımı isteğinde bulunmuştur. Davalılar, yargılamaya katılmadıkları gibi yanıt ta vermemişlerdir. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasanın 2. …
**1. Hukuk Dairesi 2010/8225 E. , 2010/9779 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : TRABZON 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı Hazine, davalılar adına kayıtlı 1604 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, kıyıda kalan kısmın tapu kaydının iptali ile bu bölümde kalan yapının yıkımı isteğinde bulunmuştur. Davalılar, yargılamaya katılmadıkları gibi yanıt ta vermemişlerdir. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 1604 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı iddiasına dayalı iptal ve sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü gözetilmek suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, taraflar yararına avukatlık parası ve yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 1604 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 15.10.1971 tarihinde kesinleşen kadastro tespitine dayalı olarak tescil edildiği, davanın ise 09.01.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, tescilin dayanağı olan kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Bilindiği gibi, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. Maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı hazine vekilinin bu kapsamdaki temyiz itirazı yerinde değildir, reddine,