11. Ceza Dairesi 2014/6576 E. , 2014/5687 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13.01.2014 gün ve 2014/1012/2911 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.01.2014 gün ve KYB 2014/23197 sayılı ihbarnamesi ile; Mühür bozma suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 203/1, 62/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12
**11. Ceza Dairesi 2014/6576 E. , 2014/5687 K.** **"İçtihat Metni"** Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13.01.2014 gün ve 2014/1012/2911 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.01.2014 gün ve KYB 2014/23197 sayılı ihbarnamesi ile; Mühür bozma suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 203/1, 62/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/04/2012 tarihli ve 2012/23 esas, 2012/444 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, anılan ilama yönelik Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından infazın durdurulması ve yeniden değerlendirme talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 12/12/2013 tarihli, 2010/23 esas, 2012/444 sayılı ek kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30/10/2013 tarihli ve 2012/22539 esas, 2013/15593 sayılı ilâmında belirtildiği üzere; "Anayasa’nın 38. maddesine göre “kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” Aynı hususlar, 5237 sayılı Kanun’un “Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi” başlıklı 2. maddesinde de vurgulanmış ve “İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.” hükmüne yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un "Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde, 203. maddede düzenlenen "mühür bozma" suçunun konusu, kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin olduğu gibi korunması veya üzerinde değişiklik yapılmaması için konulan mühürdür. Suçla korunan değer, kamu idaresinin, dolayısıyla devletin otoritesidir. Kanunla verilmiş yetkiye dayalı olarak ve usulüne uygun bir şekilde yetkili makam tarafından konulan mührün kaldırılması ya da konuluş amacına aykırı hareket edilmesi ile mühür bozma suçu oluşur. Devlet daha önce, elektrik dağıtım ve satışını Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile bunlara bağlı müessese ve ortaklıklar eliyle gerçekleştirirken, bu hizmet özelleştirme uygulamaları kapsamında, dağıtım ve perakende satış lisansı sahibi özel hukuk tüzel kişileri olan şirketlere devredilmiştir. Elektrik ve doğalgazın dağıtım ile satışının Kamu İktisadi Teşebbüsleri tarafından gerçekleştirildiği dönemde ve özelleştirme programının yürütüldüğü sürece, usulsüz veya kaçak kullanımların tespiti üzerine usulünce yapılan mühürleme işlemine aykırı davranışların TCK'nun 203. maddesi kapsamındaki suçu oluşturduğu tartışmasız ise de bunların dağıtım ve satışının, özelleştirme uygulamaları sonucu lisans sahibi özel şirketlere devredilmesinden sonra özel şirket yetkililerince yapılan mühürleme işlemi ve buna aykırı davranışların ceza hukuku açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 37. maddesinin 27.4.1995 tarih ve 4105 sayılı Yasayla değişik (a) bendine göre “Bu Kanun hükümleri gereğince özelleştirme programına alınan kuruluşlar özel hukuk hükümlerine tabi olup, bunlar hakkında varsa kendi kuruluş kanunları ile diğer kanunlarda yer alan bu Kanuna aykırı hükümler ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanmaz.” 5237 sayılı Kanun'un “Tanımlar” başlıklı 6. maddesinin gerekçesinde “kamusal faaliyet, Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına yürütülmesidir... Buna karşılık, kamusal bir faaliyetin yürütülmesinin ihaleye dayalı olarak özel hukuk kişilerince üstlenilmesi durumunda, bu kişilerin kamu görevlisi sayılmayacağı” belirtilmiştir. Mühür bozma suçunun fiil öğesi bağlamında hukuka aykırılık unsurunun oluşması için, mühürleme yetkisinin kanuni dayanağının bulunması zorunludur. Ne yukarıda anılan 4046 sayılı Kanun’da, ne 20.2.2001 tarih ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile 14.3.2013 tarih ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda, ne de başka bir özel Yasada özelleştirme sonrasında özel şirketlere mühürleme yetkisi verildiğine ve buna aykırı davrananlar hakkında TCK’nun 203. maddesi hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. 4628 sayılı Kanun’a dayanılarak çıkarılan 25.09.2002 tarihli “Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 13/3. maddesinde “Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen gerçek veya tüzel kişilerin elektriğini keserek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacağı” belirtilmişse de bu düzenleme, yukarıda yer verilen Anayasa’nın 38 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddeleri hükmü karşısında özel bir şirketin tatbik ettiği mührün bozulması eylemini suça dönüştürmez." şeklindeki açıklamaları dikkate alındığında somut olayda ... Elektrik Dağıtım A.Ş'nin suç tarihi olan 05/06/2009 tarihinde özelleştirilip özelleştirilmediği araştırılmadan özelleştirilmiş ise suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine ve yeniden değerlendirme talebinin reddine ilişkin hüküm ve karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; 05.06.2009 tarihli mühür bozma tutanağına konu 29.01.2009 tarihli mühürleme işleminin yapıldığı tarih itibariyle katılan ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi henüz özelleştirilmediği gibi, sanığın mahkumiyetine dair Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2012 gün ve 2012/23 esas, 2012/444 sayılı kararının kesinleşmesinden sonra Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının kesinleşmiş dosya ile ilgili olarak elektrik dağıtım yapan özel şirketlerin mühürleme yetkisi bulunmadığından, suça konu mührün ... İşletme Müdürlüğü tarafından konulması nedeniyle infazda tereddüt olduğundan bahisle ilamın yeniden değerlendirilerek infazın durdurulup durdurulmayacağı ve infazın ne şekilde yürütülmesi gerektiği konularında ek karar verilmesi istemi üzerine kesinleşmiş karar üzerinde bir değişiklik yapılamayacağından bahisle istemin reddine dair, aynı mahkemenin 12.12.2013 gün ve aynı sayılı ek kararında bir isabetsizlik bulunmadığı cihetle kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden CMK'nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 26.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi. A.T.