8. Hukuk Dairesi 2018/5925 E. , 2020/5467 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar vekili, vekil edenleri ile davalının kardeş olduğunu ve muris anneleri üzerine kayıtlı 7 nolu bağımsız bölümün annelerinin ölüm
**8. Hukuk Dairesi 2018/5925 E. , 2020/5467 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar vekili, vekil edenleri ile davalının kardeş olduğunu ve muris anneleri üzerine kayıtlı 7 nolu bağımsız bölümün annelerinin ölümünden beri davalı tarafından kullanıldığını belirterek, toplam 30.240,00 TL ecrimisil talep etmiş ve yargılama sırasında taleplerini 32.955,52 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazın davalı tarafından satın alındığını ancak muris anneleri üzerine kaydedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplam 35.501.12 TL ecrimisil alacağından 2.545.60 TL için fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak her bir davacı için 8.238.88 TL olmak üzere 16.06.2009-16.03.2012 dönemi için toplam 32.955,52 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece yüze karşı verilen kısa kararda, toplam 44.376,40 TL ecrimisil alacağından 14.136,40 TL için fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak her bir davacı için 7.560 TL olmak üzere 16.06.2009-16.03.2012 dönemi için toplam 30.240 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmekle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. TC. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı; yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. HMK'nin 298/2. maddesi gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına da güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma nedeni olacağı içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; bozmadan sonra kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir. SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.