8. Hukuk Dairesi 2012/14096 E. , 2013/5734 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.09.2012 gün ve 21/113 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar ... ve ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.04.2013 Salı günü tayin
**8. Hukuk Dairesi 2012/14096 E. , 2013/5734 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.09.2012 gün ve 21/113 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar ... ve ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.04.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılardan ... bizzat ve vekili Av. ve karşı taraftan davalılardan ... bizzat geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... temsilcisi, ... Kasabası Yeni Mahalle ... mevkiinde 204 ada 3, 4 ve 5 parsellerin davacı Belediyeye ait olduğu halde 2002 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında bilmedikleri sebeplerden dolayı davalılar adına tespit ve tapuya tescil edildiğini, dava konusu taşınmazlarda davalıların hiçbir hak ve hissesi bulunmadığını açıklayarak ... adına 204 ada 3, ... adına 204 ada 4 ve ... adına 204 ada 5 parsellere ait tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar vekili, dava konusu taşınmazların davacının söylediği gibi mera ise davacı ... adına tescil istenemeyeceğinden sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, esasında taşınmazların mera olmadıklarını, davalıların murisi ...1972 yılında 16 dönüm olarak satın alıp 2001 yılındaki kadastro çalışmalarında bu nedenle tesbit edildiklerini, mera bakımından 1999 yılına ait idari işlemin geçerliliği bulunmadığını, mera ve taşınmazın öncesi bakımından araştırma yapılması gerektiğini, 204 ada 5 parselin ise tapuda ... adına kayıtlı olup diğer mirasçılar bakımından sıfat yokluğundan reddi gerektiğini açıklayarak davanın öncelikle sıfat yokluğu olmazsa esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 204 ada 5 parselin ... yönünden kabulüne, diğer davalılar ..., ..., ..., yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, yine 204 ada 3 parselin ..., 204 ada 4 parselin ise Göngör Bolat yönünden kabulü ile bu taşınmazlara ait ... ve ...’a ait tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... Kasabası Tüzel Kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalılar Alaattin ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2002 yılında yapılan kadastro çalışmalarında 20 yılı aşkın zilyetlik nedeni ile 204 ada 3 parsel Ali oğlu ..., 204 ada 4 parsel ..., 204 ada 5 parsel ise İbrahim oğlu... adına tesbit edilmiş, tutanaklar 15.8.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Bunlardan 204 ada 5 parsele ait tapu kaydı İbrahim oğlu ... 2009 yılında ölümü ile mirasçılarına intikal ve diğer mirasçıların satışı sonunda 8.2.2011 tarihinde Ali oğlu ... adına intikal görmüştür. Davacı ... temsilcisi tarafından dava konusu taşınmazların Belediyeye ait olduğu açıklanmış, taşınmazın niteliği belirtilmemiş ancak dava dilekçesinde taşınmazlarla ilgili gerçek kişilerin müdahaleleri üzerine 1999 yılında köy ihtiyar heyetinin talebi ile ... Kaymakamlığı'nın 26.02.1999 tarih 2 numaralı kararında gerçek kişilerin men edildikleri açıklanmıştır. Dava dilekçesi ekinde sunulan men kararına ilişkin belgelerde 18.2.2009 tarihinde köy mer'asına tecavüz iddiası ile yapılan talep üzerine ... Kaymakamlığı'nın 26.2.2009 tarih 2 numaralı kararı ile ... mevkiinde mera vasfındaki tahmini 25.000 m2 yere ilişkin tamamı mer'a olduğu açıklanarak mütecavizlerin sürmek sureti ile müdahalelerinin 3091 sayılı Kanun gereğince men'ine, mahallinde infaz memuru tarafından köy ihtiyar heyeti üyelerine teslimine karar verildiği ve 1.3.1999 tarihli infaz tutanağı düzenlendiği görülmüştür. Men kararı ile ilgili belgelerin incelenmesinde mütecavizler arasında davalıların murisi ... da yer aldığı, ... 22.2.1999 tarihli beyanında, bu yerde 1972 yılında satın alma sebebiyle yaklaşık 16 dönüm arazisi olduğunu, yaklaşık 2 dönümü 1972-1975 arası kullanmış ise de sonrasında yalnız olduğundan ekemediğini, uzun süre ekemediği için mera vaziyetini aldığını ifade ettiği, sunduğu tarihsiz gayrimenkul satış senedinde yazılı tahmini 16 dönüm miktarındaki taşınmaza ait kuzey sınırının da cebel olarak gösterildiği, diğer mütecavizlerin beyanlarında ise taşınmazın öncesinin mer'a olduğu belirtilmiştir. 1.6.2011 tarihli yargılama oturumunda beyanda bulunan davacı ... Başkanı, taşınmazların belediye olmadan önce köye ait arsa olduklarını, mer'adan bahsetmediklerini, belediye olduktan sonra da arsa vasfında bulunduklarını, cevap dilekçesinde mer'adan bahsedilmekte ise de kendilerinin böyle bir talepleri olmadığını açıklamıştır. Keşif sırasında dinlenen uzman ziraatçi bilirkişi raporunda da taşınmazların çok taşlı, yer yer yabancı otlarla kaplı, üzerinde tarım ürünü olmayan, işlenmemiş, % 7-12 eğimli, engebeli topoğrafik yapıda ve tarım arazisi vasfında olmadıkları, herhangi bir bitkisel ve hayvansal üretim yapılmadığının belirtilmesi, az yukarıdaki beyanlar ve men kararına ilişkin belgeler birlikte değerlendirildiğinde davaya konu taşınmazların niteliğinde duraksama söz konusudur. Bu durumda, yöntemine uygun olarak tahsisli ya da kadim mer'a araştırmasının yapılması gerekir. Dava konusu yerlerin öncesinin veya hali hazır durumunun tahsisli veya kadim mer’adan olup olmadığı, ayrı usul ve şekilde araştırılmaya tabidir. Zira tahsisli ve kadim mer’aların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır. Tahsisli mer’alar, yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla oluştuğu halde, kadim mer’alar, başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar. HGK’nun 30.10.1991 tarih 1991/8-427-544 ve 03.05.1995 tarih ve 1995/17-149-502 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi bir yerin yetkili bir merci tarafından mer’a olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mer’a olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mer’a olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mer’a olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Taşınmazın tahsis yoluyla değil de kadim mer'a olduğunun anlaşılması halinde ise, hiçbir şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Taşınmazın tahsisli mer’alardan olup olmadığı hususu araştırılırken, öncelikle bu yerden mer’a tahsisinin bulunup bulunmadığının İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri ile İl Özel İdare Genel Sekreterliği’nden sorulması, varsa mer’a norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftasının getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazların bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mer’a norm kararına göre tahsis edilen mer’anın menşei norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim mer’adan mı, yoksa 4342 sayılı Kanunun 5. maddesinde belirtilen yerlerden mi yapıldığı tahkik ve tespit edilmelidir. Az yukarıda açıklandığı gibi taşınmazların kadim mer'a niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılırken yerel bilirkişiler ve taraflarca bildirilecek tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, dava konusu taşınmazların daha önceden açıklandığı gibi davalıların murisi olan babaları ...kalıp kalmadığı, babaları ile davalıların zilyetlik durumu, süresi ve ne zaman başladığı ne şekilde devam ettiği, taşınmazın tüm köy halkı tarafından hayvan otlatmak için kullanılan kadim mer'a niteliğinde olup olmadığı, men kararındaki belgelerdeki beyanlar ve belirlemeler de yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK 261. maddesi uyarınca giderilmesine çalışılmalı, Teknik Bilirkişiden gerekçeli ve denetime açık rapor alınmalı, ayrıca daha önce rapor alınan Ziraat Bilirkişisi dışında Üniversitelerin toprak bölümünden seçilecek bir ziraat bilirkişisinden dava konusu taşınmaz ve çevresindeki arazinin toprak yapısı birlikte incelenmek suretiyle dava konusu yerin kültür arazisi haline getirilen yerlerden bulunup bulunmadığı, mer'a vasfında veya mer'adan açılan yerlerden olup olmadığı konularında gerekçeli, karşılaştırmalı, Yargıtay ve tarafların denetimine açık rapor istenmesi gerekmektedir. Taşınmazların mer'a niteliğinde olduklarının belirlenmesi halinde mer'aların mülkiyetinin Hazine, yararlanma hakkının ise bulundukları köy veya Belediyeye ait oldukları, ayrıca mer'aların tapuya tescillerinin mümkün olmadığı, özel siciline kaydedilebileceklerinin ve bu hususta Belediye Başkanının 1.6.2011 tarihli yargılama oturumundaki beyanının dikkate alınması gerekir. Bu açıklamalara göre araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar... ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Usul ve Kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacı ...'ndan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı ...'a verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 984,00 TL peşin harcın istek halinde bir kısım davalılara iadesine, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.